English-Turkish translations for question:

soru · sormak · soru sormak, sorular sormak · şey · sorun · · bilinmez · sorgu · soru işareti · mesele · sorgulamak · konu · şüphelenmek, şüphe · araştırmak · sorguya çekmek · soruşturma · söz · problem · sözkonusu · madde · other translations

question soru

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

May I ask you a very serious question?

Sana çok ciddi bir soru sorabilir miyim?

Okay, I got a question for you.

Tamam, senin için bir sorum var.

Click to see more example sentences
question sormak

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

I just have one more question for you.

Sana sormak istediğim tek bir soru daha var.

We're just here to ask you a few questions.

Biz buraya sadece birkaç soru sormak için geldik.

Click to see more example sentences
question soru sormak, sorular sormak

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

I have only one question for you, okay?

Sormak istediğim bir soru var tamam mı?

I need to ask you a question.

Sana bir soru sormak gerekir.

Click to see more example sentences
question şey

You know, this might sound like A stupid question, but do you wanna do something special On her birthday?

Bu biraz aptalca bir soru ama onun doğum gününde özel bir şey yapmak ister misin?

Look, uh can I ask you a question about you and Mary Margaret?

Şey Sana sen ve Mary Margaret hakkında bir soru sorabilir miyim?

Hey, Jake, can I ask you a question?

Hey, Jake. Sana bir şey sorabilir miyim?

Click to see more example sentences
question sorun

I think you have a much more important question.

Bence, çok daha önemli bir sorun var.

Actually, sir, it's just a question of the report.

Aslında, efendim, bu sadece bir rapor sorunu.

You probably have a lot of questions for me, huh?

Muhtemelen bana soracak çok sorun vardır, değil mi?

Click to see more example sentences
question

That's a good question I really don't know

İşte bu güzel bir soru. Gerçekten de bilmiyorum.

Now, that's a great question.

İşte bu harika bir soru.

That's a fair question.

İşte bu adil bir soru.

Click to see more example sentences
question bilinmez

Every day you ask me the same question and every day I say I don't know.

Her gün bana aynı soruyu soruyorsun ve hergün ben de sana bilmiyorum diyorum

And I believe you already know what that question is

Ve inanıyorum ki o sorunun ne olduğunu zaten biliyorsun

There's one question I want to know.

Bilmek istediğim tek bir soru var.

Click to see more example sentences
question sorgu

My father talked, Paul questioned him, Augustine helped us and I thought of those magical words.

Babam konuştu, Paul onu sorguya çekti, Augistine yardım etti ve ben o sihirli sözcükleri düşündüm.

Officer David and Special Agent McGee are questioning the crew.

Subay David ve Özel Ajan McGee mürettebatı sorguya çekiyor.

They questioned me for almost three hours today.

Beni bugün neredeyse üç saat sorguya çektiler.

Click to see more example sentences
question soru işareti

Well, now I believe it, but there's still the big question.

Artık inanıyorum ama hâlâ büyük bir soru işareti var.

Just a question mark.

Sadece bir soru işareti.

And there's too many questions

Çok fazla soru işareti var.

Click to see more example sentences
question mesele

It's just a question of time now.

Bu sadece bir zaman meselesi artık.

Only question is when.

Bu sadece zaman meselesi.

It's a question of law and order.

Bu bir kanun ve düzen meselesi.

Click to see more example sentences
question sorgulamak

It's a bad time to question him.

Onu sorgulamak için kötü bir zaman.

Questioning orders is a bad idea on this ship, Captain.

Bu gemide emirleri sorgulamak kötü bir fikir Yüzbaşı!

Go question him.

Git, onu sorgula.

Click to see more example sentences
question konu

The real question is What are we gonna do about it?

Asıl soru şu ki biz bu konuda ne yapacağız?

The question is, what do I do about it?

Soru şu. Ben bu konuda ne yapabilirim?

Do you have any questions about anything?

Herhangi bir konuda bir sorun var mı?

Click to see more example sentences
question şüphelenmek, şüphe

This is our guy, no question.

Bu bizim adamımız, hiç şüphe yok.

There will always be a question.

Her zaman bir şüphe olacaktır.

Suspect is Peter Albert Greco, wanted for questioning by as Vegas Metro.

Şüpheli Peter Albert Greco, Vegas Metro polisi tarafından soruşturma için aranıyor.

Click to see more example sentences
question araştırmak

By the way stupid question, but was there anyone here last night?

Bu arada aptalca bir soru olacak ama dün akşam burada biri var mıydı?

By the way you didn't answer my question.

Bu arada, sen benim soruma cevap vermedin.

By the way i have another question.

Bu arada bir sorum daha var. Pekala.

Click to see more example sentences
question sorguya çekmek

My father talked, Paul questioned him, Augustine helped us and I thought of those magical words.

Babam konuştu, Paul onu sorguya çekti, Augistine yardım etti ve ben o sihirli sözcükleri düşündüm.

Officer David and Special Agent McGee are questioning the crew.

Subay David ve Özel Ajan McGee mürettebatı sorguya çekiyor.

They questioned me for almost three hours today.

Beni bugün neredeyse üç saat sorguya çektiler.

Click to see more example sentences
question soruşturma

The mayor wants an investigation, Director Franklin's asking questions

Belediye başkanı bir soruşturma istiyor Müdür Franklin sorular soruyor

Suspect is Peter Albert Greco, wanted for questioning by as Vegas Metro.

Şüpheli Peter Albert Greco, Vegas Metro polisi tarafından soruşturma için aranıyor.

It's a simple routine question.

Bu, rutin bir soruşturma.

Click to see more example sentences
question söz

I'm sorry to do this to you right now, but last question, I promise.

Her şey için özür dilerim ama söz veriyorum bu son soru.

Just one more question, I promise.

Bir soru daha, söz veriyorum.

No, listen, I promise I'll only copy questions on Mendel and McClintock.

Hayır, bak, söz sadece Mendel ve McClintock'la ilgili sorularda kopya çekeceğim.

Click to see more example sentences
question problem

It's a simple maths question.

Bu basit bir matematik problemi.

That proves it's a question of awareness.

Bu da bir farkındalık problemi olduğunu kanıtlıyor.

Manny's biggest problem and Van Dyke's biggest asset is "the Allison question.

Manny'nin en büyük problemi ve Van Dyke'ın en büyük kozu Allison sorusu.

question sözkonusu

The person in question, Mr Vansant, states thathe'dfallen asleep.

Sözkonusu şahıs, Bay Vansant, kızın yanında uyuyakaldığını ifade etti.

question madde

The next question is, what about industrial raw materials?

Bundan sonraki soru, endüstriyel ham maddelere ne olacak?