English-Turkish translations for race:

yarış · ırk · at yarışı · yarışmak · hayat · yarış etmek · tür · soy · yarış atı · yarışma · koşu · nesil · ırkçı · koşmak · sınıf · cins · yarışa sokmak · müsabaka · other translations

race yarış

Ladies and gentlemen, it's a horse race.

Bayanlar ve baylar bu bir at yarışı.

And a good race.

Ve iyi bir yarış.

But whatever happens, you will finish that race.

Ama ne olursa olsun o yarışı bitirmek zorundasınız.

Click to see more example sentences
race ırk

That would indeed be a great day for the human race, wouldn't it?

Bu da insanlık ırkı için büyük bir gün olurdu, değil mi?

They're a warrior race.

Onlar savaşçı bir ırk.

Right now, the human race?

Şu anda, insan ırkı mı?

Click to see more example sentences
race at yarışı

Ladies and gentlemen, it's a horse race.

Bayanlar ve baylar bu bir at yarışı.

Unlike your socialist, fascist campaign, ours is a horse race.

Sizin sosyalist, faşist kampanyalarınızın aksine bizimki bir at yarışı.

Wild horse race.

Vahşi at yarışı.

Click to see more example sentences
race yarışmak

Julia wants to race in memory of David that's not enough

Julia David'in hatırası için yarışmak istiyor, bu yeterli değil.

He wants to race her tonight.

Bu gece onunla yarışmak istiyor.

Racing is a dangerous sport, Mr. Russell, okay?

Yarışmak tehlikeli bir spordur Bay Russell, tamam mı?

Click to see more example sentences
race hayat

Because if all guys were like me, the human race couldn't survive.

Çünkü eğer tüm erkekler benim gibi olsaydı, insan ırkı hayatta kalamazdı.

Life is a long and difficult race.

Hayat uzun ve zorlu bir yarıştır.

Now my life is a race against time.

Şimdi ise hayatım zamana karşı bir yarışta.

Click to see more example sentences
race yarış etmek

Don't worry, I'm gonna win this goddamn race for you, okay?

Dert etme, bu yarışı senin için kazanacağım tamam mı?

An open race makes me nervous.

Açık yarış beni tedirgin ediyor.

Trevor McDowell quit the race, but his computer chip continued on.

Trevor McDowell yarışı bıraktı, ama bilgisayar çipi devam etti.

Click to see more example sentences
race tür

It's not that kind of race.

Bu, o tür bir yarış değil.

What sort of race?

Ne tür bir yarış mı?

People, I think, a race maybe, even a species.

İnsan sanırım, belki de ırk hatta belki bir tür.

Click to see more example sentences
race soy

That's what the race traitor Lincoln did to me, to my family's good name.

İşte soy hain Lincoln bana bunu yaptı, ailemin iyi adı için.

Welcome to the human race

Hoş geldin insan soyuna

Then strife began and two new races appeared: the cruel Skekses the gentle Mystics

Sonra kavga başladı ve iki yeni soy ortaya çıktı.: Zalim Skeksiler. Nazik Mysticler.

Click to see more example sentences
race yarış atı

A race horse.

Bir yarış atı.

You wanted a stakes horse, this is a stakes race.

Bir bahis atı istedin, bu da bir bahis yarışı.

Racing horses stolen in Paris.

Paris'te yarış atı çalındı.

race yarışma

I've always wanted to race, but not like this.

Her zaman yarışmayı istedim ama bu şekilde değil.

Two of America's top young swimmers Florida's Kyle Connellan and Donovan Peck have agreed to race head-to-head

Amerika'nın en iyi iki genç yüzücüsü Floridalı Kyle Connellan ve Donovan Peck teke tek yarışmayı kabul etti.

And the amazing rushof racing trains,knowing nothingcan hurt you.

Ve trenlerle yarışmanın, hiçbir şeyin seni incitemeyeceğini bilmenin heyecanını.

race koşu

It's not just a race. It's the Santa Anita.

Sıradan bir koşu değil, bu Santa Anita.

Racing team stand-by for backup.

Koşu timi destek için beklemede kal.

Whitby's prospect, third race.

Whitby's prospect, üçüncü koşu.

race nesil

Now, after many generations, Aris Boch's race cannot live without the roshna.

Artık, nesiller sonra, Aris Boch'un ırkı roshna olmadan yaşayamaz halde.

The Japanese race is extinct.

Japon ırkının nesli tükendi.

But the Taarakian race is extinct.

Ama Taarak ırkı öldü. Nesli tükendi.

race ırkçı

It's race-related. But not racist.

Irkla ilgili, ama ırkçı değil.

Before the assault, Baxter's sentencing is race-neutral.

Saldırıdan önce, Baxter'ın hükümleri ırkçı değildi.

race koşmak

Oh, to run in a sack race?

Bir çuval içinde koşmak için mi?

ln a close race a front-runner never wins.

Yakın bir yarışta önde koşan asla kazanamaz.

race sınıf

Race, socioeconomic class.

Irk, sosyoekonomik sınıf.

race cins

Different gender, race, age.

Farklı cins, ırk, yaş.

race yarışa sokmak

Sparky, get me back in this race.

Sparky, beni bu yarışa geri sok.

race müsabaka

Good evening and welcome to a special pre-Death Race event.

İyi akşamlar. Özel Ölüm Yarışı öncesi müsabakalara hoş geldiniz.