English-Turkish translations for raised:

yükseltilmiş · yetişmiş · kalkık · other translations

raised yükseltilmiş

His landlord just raised his rent, but the guy's not a thief, okay?

Ev sahibi kirasını yükseltmişti ama o adam bir hırsız değil, tamam mı?

A question that raises as to why ETs might create these various hybrids.

Olarak yükseltir bir soru ET'lerin yaratabilir neden Bu çeşitli melezler.

The National Bank raises interest rates.

Ulusal Banka faiz oranlarını yükseltti.

Click to see more example sentences
raised yetişmiş

Look. It's tough enough raising a kid alone, even for a week.

Bak, tek başına çocuk büyütmek yeterince zor, bir haftalığına bile.

Former soviet agent raised in Cuba.

Eski bir Sovyet ajanı. Küba'da yetişmiş.

Raising one parent's hard enough.

Bir ebeveyn yetiştirmek yeterince zor.

Click to see more example sentences
raised kalkık

A raised hand means guilty.

Kalkık el "suçlu" demektir.

Brow raised and tilted head.

Kalkık kaşlar ve yana yatmış kafa.