English-Turkish translations for real:

gerçekten, gerçek, gerçekçi · asıl · hakiki · esaslı, esas · cidden · harbi · sahici · sahiden · etkin · saf · somut · other translations

real gerçekten, gerçek, gerçekçi

And I know I always say, "this time it's real," but this time it's really real.

Ve her zaman "bu sefer gerçek" dediğimi biliyorum ama bu sefer gerçekten gerçek.

But it's always real, so real

Ama o daima gerçek, çok gerçek.

Uh, yeah, I'm real sorry about that.

Ah, evet, o konuda gerçekten çok üzgünüm.

Click to see more example sentences
real asıl

But that can't happen because a real man, What he wants is a real woman.

Fakat bu asla olamaz, çünkü gerçek bir erkeğin istediği gerçek bir kadındır.

The real question tonight is who is this amazing hero and where is he now?

Bu gecenin asıl sorusu, bu inanılmaz kahraman kim ve şu anda nerede?

It's not the real story, though.

Asıl hikâye bu değil ama.

Click to see more example sentences
real hakiki

My God, is that thing real?

Aman Tanrım, bu hakiki mi?

You're a real artist.

Sen hakiki bir sanatçısın.

This pen is real gold,

Bu kalem hakiki altından.

Click to see more example sentences
real esaslı, esas

Besides, you and I both know the real power in this world ain't magic.

Ayrıca sen de ben de biliyoruz ki bu dünyadaki esas güç büyü değil.

These things are tough but still not the real deal.

Bu şeyler oldukça zorlu ama yine de esas olay değil.

The real game starts now.

Esas oyun şimdi başlıyor.

Click to see more example sentences
real cidden

Is this really the real world?

Bu gerçek dünya cidden?

A real big house!

Cidden büyük bir ev.

He's good. real good!

Adam iyi, cidden iyi.

Click to see more example sentences
real harbi

You are a real man.

Sen harbi bir adamsın.

Thanks, for real.

Sağ ol, harbiden.

Oh, real funny.

Oh, harbi komik.

Click to see more example sentences
real sahici

Yes, but for real this time.

Evet, ama bu sefer sahici.

But I've seen something real.

Ama sahici bir şey gördüm.

You mean like a real dinner in a nice restaurant?

Güzel bir restorandan sahici bir akşam yemeği mi?

Click to see more example sentences
real sahiden

But she was a real good woman.

Ama o sahiden iyi bir kadındı.

For real, honestly, seriously, why not?

Gerçekten, dürüstçe, sahiden, neden olmasın?

You are really real vampires?

Siz sahiden gerçek vampir misiniz?

Click to see more example sentences
real etkin

But I think a real number might be more effective.

Ama bence gerçek bir rakam daha etkili olur.

Yeah, I made a real impression on her.

Evet, onun üzerinde gerçek bir etki yaratmışım.

Ray seems to have a real wizard-like effect on Greene.

Ray'in Green üzerinde büyücüvari bir etkisi var gibi.

Click to see more example sentences
real saf

Real love, Pure and simple love.

Gerçek aşkı saf ve basit aşkı..

It's about the real undiluted experience.

Bu gerçek bir saf deneyim hakkında.

Real silk curtains.

Saf ipek perdeler.

Click to see more example sentences
real somut

Because there's no real proof.

Çünkü somut bir kanıt yok.

These are real, tangible results.

Bunlar gerçek ve somut sonuçlar.

Please. I'm the epitome of real.

Ben gerçeğin somut bir örneğiyim.