English-Turkish translations for really:

gerçekte, gerçekten · çok · iyice · aslında · cidden · pek · sahiden · gayet · hakikaten · kesinlikle · other translations

really gerçekte, gerçekten

And I know I always say, "this time it's real," but this time it's really real.

Ve her zaman "bu sefer gerçek" dediğimi biliyorum ama bu sefer gerçekten gerçek.

It's really nice to see you again.

Seni tekrar görmek gerçekten çok güzel.

No, I have never done it before and it's really stupid

Hayır, daha önce hiç yapmadım ve bu gerçekten çok aptalca

Click to see more example sentences
really çok

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

This would be really good for him.

Bu onun için çok iyi olabilir.

This could be really good for us.

Bu gerçekten bizim için çok iyi olurdu.

Click to see more example sentences
really iyice

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

This would be really good for him.

Bu onun için çok iyi olabilir.

It's been a really good day.

Bu gerçekten iyi bir gündü.

Click to see more example sentences
really aslında

But you're not really here, are you?

Ama aslında burada değilsin, değil mi?

But it isn't right, because he really does it for himself.

Ama bu doğru değil, çünkü aslında bunu kendisi için yapıyor.

But really, this is wrong.

Ama aslında yanlış bu.

Click to see more example sentences
really cidden

No, but really, what is it?

Hayır, ama cidden, ne var?

Was he really that bad?

Cidden o kadar kötü biri mi?

I really can't see anything.

Cidden hiçbir şey göremiyorum.

Click to see more example sentences
really pek

And there's really nothing I can do for you, so all right, then, sir.

Ve Sizin için yapabileceğim pek bir şey yok, yani Pekala o zaman, efendim.

Okay, this is really important.

Pekâlâ, bu gerçekten önemli.

Well, what really happened?

Peki, Gerçekte ne oldu?

Click to see more example sentences
really sahiden

But he's a good man, really.

Ama sahiden iyi bir adam.

You really are a lovely wife, aren't you?

Sahiden de harika bir eşsin, değil mi?

Maybe he really is crazy.

Belki o sahiden deli.

Click to see more example sentences
really gayet

And that's really good.

Ve bu da gayet iyi.

Oh, I'm fine, really.

Bu gayet iyi, gerçekten.

She's doing fine, really.

Ama aslında o gayet iyi.

Click to see more example sentences
really hakikaten

What is this really about?

Hakikaten bu ne hakkında?

I killed myself and went to heaven and yeah, it's really good in heaven.

Ben kendimi öldürdüm ve cennete gittim ve evet, cennet hakikaten iyi.

Sheldon, I know you're a bit of a left-handed monkey wrench, but you really have a mortal enemy?

Sheldon, solak bir İngiliz anahtarı olduğunu biliyorum ama hakikaten bir can düşmanın var?

Click to see more example sentences
really kesinlikle

It's definitely a really long story.

Bu kesinlikle çok uzun bir hikaye.

It is definitely right, really

Kesinlikle doğru bir şey, gerçekten.

Really smart doctor, and his treatment obviously isn't working.

Çok da zeki bir doktor. Ama tedavisi kesinlikle işe yaramıyor.

Click to see more example sentences