recognized

I nearly didn't recognize you today, but that's the whole point, isn't it?

Bugün neredeyse tanıyamıyordum seni ama olay da bu zaten değil mi?

She probably recognized him on the day, wondered what he was doing, and followed him.

Muhtemelen onu o gün tanıdı ve ne yaptığını merak ederek onu takip etti.

That pain, that fear, that despair has made you someone else, someone you barely recognize.

O acı, o korku, o umutsuzluk seni başka biri yapıyor. Zar zor tanıdığın biri.

Do you recognize this man or have you seen him before?

Adamı tanıyor musunuz ya da daha önce hiç gördünüz mü?

She died before you were born How could you recognize her?

Daha sen doğmadan önce öldü ve sen onu tanıdın öyle mi?

Do you recognize this woman, Mr. Miller?

Bu kadını tanıyor musunuz, Bay Miller?

Hey, man, you recognize that guy?

Hey, adamım, bu adamı tanıyor musun?

Do you recognize this young man?

Bu genç adamı tanıyor musun? Evet.

How about you, son? You recognize this face?

Ya sen evlat, bu yüzü tanıyor musun?

Do you recognize this young lady?

Bu genç bayanı tanıyor musunuz?