English-Turkish translations for remarkable:

olağanüstü · çok., çok · dikkate değer · fevkalade · kayda değer · dikkat çekici · önemli · muhteşem · şayan · çarpıcı · muazzam · other translations

remarkable olağanüstü

You are my best student and this This is a remarkable discovery.

Sen benim en iyi öğrencimsin ve bu olağanüstü bir keşif.

Martha is a remarkable woman.

Martha olağanüstü bir kadın.

You are the most remarkable woman.

Sen çok olağanüstü bir kadınsın.

Click to see more example sentences
remarkable çok., çok

A remarkable story. And a very powerful piece of magic.

Fevkalade bir hikaye ve çok güçlü bir sihirli nesne.

You're a pretty remarkable guy.

Çok dikkate değer bir adamsın.

Yes, this is really remarkable work.

Evet, bu çok önemli bir eser.

Click to see more example sentences
remarkable dikkate değer

This, I have always thought, is a remarkable thing about democracy.

Bu, hep düşünmüştüm, demokrasi ile ilgili dikkate değer bir şey.

You're a pretty remarkable guy.

Çok dikkate değer bir adamsın.

Well, you know, sir, that they do remarkable things nowadays with yes, remarkable.

Şey Bilirsiniz, efendim, bu onlar bugünlerde dikkate değer şeyleri yaparlar Evet fevkalade.

Click to see more example sentences
remarkable fevkalade

And that to me, makes her a remarkable woman.

Ve bu benim için onu fevkalade bir kadın yapar.

This is a most remarkable young man.

Bu genç adam fevkalade bir adam.

Well, you know, sir, that they do remarkable things nowadays with yes, remarkable.

Şey Bilirsiniz, efendim, bu onlar bugünlerde dikkate değer şeyleri yaparlar Evet fevkalade.

Click to see more example sentences
remarkable kayda değer

An ordinary death for such a remarkable enemy.

Böylesine kayda değer bir düşman için sıradan bir ölüm.

A truly remarkable record.

Gerçekten kayda değer bir rekor.

You've made a remarkable recovery, Madame President.

Kayda değer bir iyileşme gösterdiniz, Bayan Başkan.

Click to see more example sentences
remarkable dikkat çekici

It's quite a remarkable view, isn't it?

Oldukça dikkat çekici bir manzara değil mi?

It's really quite remarkable.

Bu gerçekten oldukça dikkat çekici.

Are you a remarkable person?

Dikkat çekici bir insan mısın?

Click to see more example sentences
remarkable önemli

Probably the most remarkable scientist who has ever lived.

Muhtemelen yaşamış olan en önemli bilim insanı.

It was nothing remarkable, of course, Joe.

Önemli bir şey değildi tabii, Joe.

Yes, this is really remarkable work.

Evet, bu çok önemli bir eser.

Click to see more example sentences
remarkable muhteşem

You've got a remarkable sanctuary here, but that's all it is.

Burada muhteşem bir sığınağınız var, ama hepsi bu kadar.

She truly is a remarkable girl.

O gerçekten muhteşem bir kız.

The female body is remarkable, don't you think?

Kadın vücudu muhteşem, sence de öyle değil mi?

Click to see more example sentences
remarkable şayan

Nurse Woods is a remarkable woman.

Hemşire Woods dikkate şayan bir kadın.

She's a remarkable woman.

Dikkate şayan bir kadın.

This is a remarkable property.

Burası dikkate şayan bir mülk.

Click to see more example sentences
remarkable çarpıcı

What a remarkable face.

Ne çarpıcı bir yüz.

I then saw something remarkable.

Sonra çok çarpıcı bir şey gördüm.

A remarkable recovery.

Çarpıcı bir iyileşme.

remarkable muazzam

Remarkable feat of engineering.

Muazzam bir mühendislik başarısı.