renders

But these renderings are just a starting point for our imagination and for yours.

Fakat bu kaplamalar bizim ve senin hayal gücün için sadece bir başlangıç noktası.

Seventy-five thousand years ago a disaster nearly rendered humanity extinct.

Yetmiş beş bin yıl önce Bir felaket az kalsın insanlığın sonunu getiriyordu.

And you alone, Mary, you alone may lighten this burden, or render it intolerable.

Sen de tek başına Mary, Tek başına bu yükü hafifletebilirsin, Ya da dayanılmaz kılarsın.

I wouldn't call it stealing it is merely small commission for services rendered.

Ben buna çalmak demezdim. Bu sadece hizmetlerimiz için çok küçük bir komisyon.

Carol, this is just an artist's rendering.

Carol, bu sadece bir sanatçının çizimi.

Perhaps the beauty of the house renders its owner a little less repulsive, Lizzy?

Belki de evin güzelliği sahibini daha az itici hale getiriyordur, Lizzy.

No, no, no, because distracter's distracter gun would render sugar-coater completely unfocused.

Hayır, hayır. Dikkat dağıtıcı, dikkat dağıtıcı silahı sayesinde şeker kaplayıcıyı tamamen odaklanamaz hale getirirdi..

Well, it is a simple, charcoal rendering, but, uh,

Peki bu basit bir, karakalem çalışma ama, uh

A shy, adolescent young man renders himself as a superhero.

Kendini bir süper kahramana dönüştüren utangaç, ergen bir genç.

Right, render environment medical study room.

Doğru. Modellenecek çevre, tıbbi çalışma odası.