reproduces

But cells of different organs reproduce at different rates.

Ama farklı organların hücreleri farklı hızda yenilenir.

Because malaria parasites reproduce very fast, their DNA evolves quickly.

Sıtma parazitleri çok hızlı çoğaldıkları için, DNA'ları da hızlı evrilir.

That Bong Bread, we can just reproduce it, can't we?

Şu Bong Ekmeği, onu biz de yapabiliriz, değil mi?

Dr. Hall invented the first reproducible process for making synthetic diamonds.

Dr. Hall ilk tekrarlanabilir sentetik elmas yapim islemini bulmustur.

So Wesley's obsessed over these stories, and now he's reproducing them.

Yani Wesley bu hikâyelere kafayı takmış ve onları yeniden canlandırıyor.

The motive of any pathogen is to reproduce itself.

Neden şu ki herhangi bir patojen kendi kendine çoğalabilir.

Be immortal or to reproduce.

Ölümsüz olmak ya da çoğalmak.

Reisner managed to reproduce the original test results.

Reisner, orijinal test sonuçlarını yeniden elde etmeyi başardı.

If he's reproducing, we've got potential offspring.

Eğer o çoğalıyorsa, potansiyel yavruları olacak.

So this entire crime scene can be reproduced now?

Yani bu suç mahalli kopyalanabilir mi şimdi?