English-Turkish translations for rich:

zengini, zenginler, zengin · çok · varlıklı · değerli · zenginlik · para, paralı · hoş · servet · pahalı · bereketli · komik · bol bol, bol · yoğun · ağır · tuhaf · canlı · kalın · other translations

rich zengini, zenginler, zengin

And now a rich and handsome man has asked me to marry him, and I have said yes.

Şimdi yakışıklı ve zengin bir adam bana evlenme teklif etti ve ben evet dedim.

Mom likes him because he is rich.

Annen onu seviyor çünkü o çok zengin.

You want to be rich and famous?

Zengin ve ünlü olmak istiyorsun?

Click to see more example sentences
rich çok

You still have a long way to go before you become a rich man like me.

Benim gibi zengin bir adam olmak için daha çok uzun bir yolun var.

Yes, it's too rich for me.

Evet, benim için çok zengin.

Well, gentlemen, it's too rich for me, I only bet on sure things.

Baylar, bu benim için çok fazla, ben sadece kesin şeyler üzerine bahse girerim.

Click to see more example sentences
rich varlıklı

You still have a long way to go before you become a rich man like me.

Benim gibi zengin bir adam olmak için daha çok uzun bir yolun var.

Are there only rich people where you are going?

Gittiğin yerde sadece zengin insanlar var?

She has a rich husband.

Zengin bir kocası var.

Click to see more example sentences
rich değerli

Hey, you're not rich, are you?

Sen zengin değilsin, değil mi?

I wasn't rich like you guys, okay?

Sizin gibi zengin değildim, tamam mı?

So why didn't he die rich and famous?

Peki neden öldüğünde zengin ve ünlü değildi?

Click to see more example sentences
rich zenginlik

That's not rich.

Bu zenginlik değil.

Riches enough to buy and sell a continent, and look at us.

Bir kıtayı satın alabilecek kadar zenginlik ve bize bir bakın.

I promised you riches and power, and Maltazard always keeps his promises.

Size güç ve zenginlik sözü verdim ve Maltazard her zaman sözlerini tutar.

Click to see more example sentences
rich para, paralı

You'll meet a rich man and he will give you money.

Zengin bir adamla tanışacaksın ve o da sana para verecek.

This money will keep us warm and rich.

Bu para bizi sıcak ve zengin tutacak.

Why, Richie Rich, why give me the money?

Neden, Richie Rich, neden bana para veriyorsun?

Click to see more example sentences
rich hoş

She is still a very handsome woman, and soon to be a very rich widow.

Kendisi hâlâ hoş bir kadın, yakında da çok zengin bir dul olacak.

Well, they they're too rich, and too nice, and

Şey, onlar çok pahalı, ve çok hoş ve

The old lady was rich, but nice.

Yaşlı kadın da zengin, ama hoş biri.

Click to see more example sentences
rich servet

Madame Mina is after wealth and riches.

Madam Mina servet ve zenginlik peşinde.

One million Counting your riches, King Cole?

Bir milyon Servetini mi sayıyorsun Kral Cole?

And they promised you vast riches.

Ve sana muazzam bir servet vadettiler.

Click to see more example sentences
rich pahalı

Well, they they're too rich, and too nice, and

Şey, onlar çok pahalı, ve çok hoş ve

A rich girl like Barbara Baxter is expensive.

Barbara Baxter gibi zengin bir kız çok pahalıdır.

This has brought him rich rewards.

Bu da ona pahalı ödüller getirdi.

Click to see more example sentences
rich bereketli

It's a rich and magical place filled with strange and wonderful creatures

Burası garip ve harika yaratıklar ile dolu bereketli ve büyülü bir yerdir.

That kind of rich, earthy alive Well, maybe not alive.

Bereketli toprak canlı, şey belki de canlı değildir.

These hills are unimaginably rich.

Bu tepeler inanılmaz bereketli.

Click to see more example sentences
rich komik

This is gonna be rich.

Bu çok komik olacak.

Rich, good-looking, and funny.

Zengin, yakışıklı ve komik.

That is rich, Rick

Bu çok komik Rick

Click to see more example sentences
rich bol bol, bol

I pray hard to become rich and successful.

Zengin ve başarılı olmak için bolca dua ediyorum.

It gave him fame, riches, and prizes galore.

Bu ona bolca ün, zenginlik ve ödül kazandırdı.

Rich in fiber, for Dani.

Dani için bol lifli.

Click to see more example sentences
rich yoğun

Something creates the rich and intense experience of being alive.

Zengin ve yoğun bir tecrübe olan canlı olmayı yaratan bir şey vardır.

He has a deep, rich voice.

Derin ve yoğun bir sesi var.

Red it's such a dark, rich color.

Kırmızı Çok koyu, yoğun bir renk.

Click to see more example sentences
rich ağır

I'll have some rich, heavy food.

Zengin, ağır bir yemek alacağım.

It was rich almost sweet like the fragrance ofjasmine and roses around our old courtyard.

Çok ağır neredeyse tatlı eski bahçemizdeki yaseminlerin ve güllerin parfümünü hatırlatan bir koku.

Books smell musty and rich.

Kitaplar küflü ve ağır kokar.

rich tuhaf

Odd, yes. Very odd and very rich.

Tuhaf evet Tuhaf ve çok zengin

Traveling rich folks, immigrants and strange people, and us

Seyahat eden zengin insanlar, göçmenler, tuhaf tipler ve biz.

He was just some rich weirdo.

O tuhaf zengin bir adamdı sadece.

rich canlı

Something creates the rich and intense experience of being alive.

Zengin ve yoğun bir tecrübe olan canlı olmayı yaratan bir şey vardır.

That kind of rich, earthy alive Well, maybe not alive.

Bereketli toprak canlı, şey belki de canlı değildir.

rich kalın

In a perfect world, mud should be thick, glutinous, and as rich as dark chocolate.

Kusursuz bir dünyada çamur kalın yapış yapış ve siyah çikolata kadar zengin olmalı.