English-Turkish translations for right:

tamam · doğruca, doğru, doğrudan doğruya · olur · hak, haklı · iyi · evet · düz · çok · pek · tam · yolunda · sağdan, sağlıklı, sağ, sağa, sağda · gerçek · tam olarak · tümüyle · kesin · uygun · tutucu · hatasız · gayet · kat’î · sağ taraf · dürüst · cidden · düzgün · yasal · dimi · sağcı · adaletli · sağlam · sağ kanat · âdil · haklı çıkarmak · dik · yetki · düzen · düzeltmek · en uygun · isabetli · sağım · hukuk · dürüstlük · münasip · doğruluk · gerçeğe uygun · düzgünce · dosdoğru · other translations

right tamam

It's just you and me right now, okay?

Ama şimdi sadece sen ve ben, tamam mı?

That's all right now.

Şimdi her şey tamam.

Hey, look, I'll have to call you right back, okay?

Hey, baksana, ben seni sonra ararım. Tamam mı?

Click to see more example sentences
right doğruca, doğru, doğrudan doğruya

No no no no, that's not right.

Hayır, hayır, hayır. Bu doğru değil.

That's right, and now

Bu doğru, şimdi de

It's not always right.

Her zaman doğru değil.

Click to see more example sentences
right olur

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

You know who that is, right?

Kim olduğunu biliyorsun, değil mi?

Man, this is not right.

Adamım, bu doğru olamaz.

Click to see more example sentences
right hak, haklı

And now you got to do something for me because you're right.

Ve şimdi senin benim için bir şey yapman gerekiyor çünkü haklısın.

Right now, it's about you.

Şu anda senin hakkında.

Little Miss Right About Everything.

Her zaman haklı küçük bayan.

Click to see more example sentences
right iyi

It's not good for you right now.

Bu şu an senin için iyi değil.

Wait, that's a good thing, right?

Dur, bu iyi bir şey, değil mi?

I wasn't a good friend to you today, all right?

Sana bugün iyi bir arkadaş olamadım. Tamam mı?

Click to see more example sentences
right evet

Yeah, but that's a good thing, right?

Evet, ama bu iyi bir şey, değil mi?

Yeah, but I I mean, this is good, right?

Evet ama böyle de güzel, değil mi?

No yeah, right.

Hayır Doğru, evet.

Click to see more example sentences
right düz

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

Maybe it wasn't the right time.

Belki de doğru zaman değildi.

You have done this before, right?

Bunu daha önce de yaptın, değil mi?

Click to see more example sentences
right çok

Listen, I'm sorry, but there's nothing I can do for you right now.

Çok üzgünüm ama şu an senin için yapabileceğim hiçbir şey yok.

This place is pretty special it is, right?

Burası çok özel bir yer. Öyle, değil mi?

Not too hard, right?

Çok zor değil, değil mi?

Click to see more example sentences
right pek

All right, so you're good, but you're not that good.

Pekâlâ, iyisin ama o kadar da iyi değilsin.

All right, let me ask you a question, then.

Peki, o zaman sana bir soru sorayım.

Are you happy right now?

Şimdi mutlu musun peki?

Click to see more example sentences
right tam

This is about your mother and your baby sister and they need you right now.

Bu senin annen ve küçük kız kardeşin hakkında Ve tam da şimdi sana ihtiyaçları var.

Right here, like that.

Tam buraya, işte böyle.

All right, then, what was it she said, exactly?

Peki o zaman. Onun tam olarak söylediği neydi?

Click to see more example sentences
right yolunda

Yeah, it's all right now, isn't it?

Evet, her şey yolunda, değil mi?

But something isn't right.

Ancak bir şey yolunda değil.

Is everything all right, General?

Her şey yolunda General?

Click to see more example sentences
right sağdan, sağlıklı, sağ, sağa, sağda

Thank you, but not really important right now.

Sağ ol ama şu anda çok önemli değil bu.

Make a left right now!

Şimdi bir sol sağ yap!

No, not you, right brain.

Hayır, sen değil, sağ beyin.

Click to see more example sentences
right gerçek

This isn't really a good time for us right now.

Şu an gerçekten bizim için uygun bir zaman değil.

Honey, it's really bad right now, okay?

Tatlım, şu an gerçekten kötü, tamam mı?

You know that's really weird, right?

Bu gerçekten tuhaf, biliyorsun değil mi?

Click to see more example sentences
right tam olarak

Wow And now, right now, it's the perfect time, the best time since I been in the game

Ve şimdi, tam şu anda, zaman mükemmel, işin içinde olduğumdan beri en iyi zaman.

All right. Well, not exactly like I do.

Tamam. şey, tam olarak benim gibi değil..

We'll be right there, yeah.

Tam orada olacağız, evet.

Click to see more example sentences
right tümüyle

And I did all this for him, right?

Tüm bunları onun için yaptım, değil mi?

You killed all those women, right?

Tüm o kadınları öldürdün, öyle değil mi?

Sure we were fighting but all friends fight, right?

Tabii kavga ediyorduk, ama tüm arkadaşlar kavga eder, değil mi?

Click to see more example sentences
right kesin

Do yourself a favor and stop talking right now.

Kendine bir iyilik yap ve hemen konuşmayı kes.

Stop doing that, all right?

Bunu yapmayı kes, tamam mı?

Stop talking, all right?

Konuşmayı kes, tamam mı?

Click to see more example sentences
right uygun

This isn't really a good time for us right now.

Şu an gerçekten bizim için uygun bir zaman değil.

I'm sure you're right for somebody else, just not for me.

Başka biri için uygun olduğuna eminim sadece benim için değilsin.

For some people, this world ain't ever gonna be right.

Bazı insanlar için bu dünya asla uygun olmayacak.

Click to see more example sentences
right tutucu

Keep that thing away from me, all right?

Bu şeyi benden uzak tut, tamam mı?

Hold it right there!

Onu tam orada tut!

Your boyfriend's the only thing keeping you alive right now.

Seni şu an hayatta tutan tek şey erkek arkadaşın.

Click to see more example sentences
right hatasız

This isn't my decision. Oh, so it's not your decision, so therefore it's not your fault, right?

Oh, demek senin kararın değil, demek bu yüzden bu senin hatan değil, öyle değil mi?

I mean, if you're gonna make a mistake, make a big one, right?

Evet, büyük. Yani, eğer bir hata yapacaksan büyük bir tane yap, değil mi?

Yeah, you made a big mistake, all right.

Evet, büyük bir hata yaptınız. Tamam, tamam.

Click to see more example sentences
right gayet

I mean, it's just something you say, right?

Yani bu gayet normal bir şey değil mi?

Yeah, of course. It's great, right?

Evet, elbette, gayet güzel, değil mi?

Right now is fine.

Şu an gayet iyiyim.

Click to see more example sentences
right kat’î

All right, look, I'll meet you upstairs in an hour.

Tamam, bak, seninle bir saat içinde üst katta buluşacağım.

They're about at the third or fourth floor right now.

Şu anda ya üçüncü katta ya da dördüncü katta olmalılar.

That's why you played the game, right?

Bu yüzden oyuna katıldın, değil mi?

Click to see more example sentences
right sağ taraf

This way, to the right.

Bu taraftan, sağa doğru.

Right side only!

Sadece sağ taraf!

Left side down, right side up.

Sol taraf aşağı, sağ taraf yukarı.

Click to see more example sentences
right dürüst

And to be honest, I'm not too happy with you, either, right now.

Ve dürüst olmak gerekirse, ben de şu anda seninle mutlu değilim.

I want to be honest with you right now.

Şu an sana karşı dürüst olmak istiyorum.

It doesn't matter right now, to be honest.

Dürüst olmak gerekirse, şu anda bu pek önemli değil,

Click to see more example sentences
right cidden

I mean, we're really doing this, right?

Yani, biz Bunu cidden yapıyoruz değil mi?

But, seriously, life is short, right?

Ama cidden, hayat kısa, değil mi?

Oh, God, dude, I'm so happy right now. Seriously.

Aman Tanrım, şu anda cidden o kadar mutluyum ki.

Click to see more example sentences
right düzgün

Well, I'm looking right at him and I don't see straight either.

Ben de şu an ona bakıyorum ama ben de düzgün bir şey göremiyorum.

Is everything working all right?

Her şey düzgün çalışıyor mu?

Steve, he's just a regular guy, right?

Steve, düzgün bir çocuk, değil mi?

Click to see more example sentences
right yasal

But right now this isn't a legal situation.

Ama bu şu anda yasal bir durum değil.

They're all legal, right?

Hepsi yasal, değil mi?

That is my legal right.

Bu benim yasal hakkım.

Click to see more example sentences
right dimi

Big day today, right?

Bugün büyük gün dimi?

Just the girls, right?

Sadece kızlar, dimi?

Sir Isaac Newton, right?

Sir Isaac Newton, dimi?

Click to see more example sentences
right sağcı

He's a right-wing rock star who likes everything I hate!

O nefret ettiğim her şeyi seven sağcı rock yıldızı.

We asked Senator Pullman's campaign manager if he's happy getting the votes of right-wingers.

Senatör Pullman'ın kampanya yöneticisine sağcıların oylarını almaktan mutlu olup olmadığını sorduk.

No, he's not right-wing.

Hayır o sağcı değil.

Click to see more example sentences
right adaletli

Revenge or justice, right?

İntikam veya adalet, değil mi?

I know my options. Revenge or justice, right?

Ben seçenekleri biliyorum. intikam veya adalet değil mi?

You want justice, right?

İstediğin adalet, değil mi?

Click to see more example sentences
right sağlam

This is the good one, right?

Bu sağlam olan değil mi?

You're right, but this time I have a solid excuse,

Haklısın, ama bu kez sağlam bir mazeretim var.

A monster left hook and a solid straight right hand.

Canavar gibi bir sol çengel ve sağlam bir sağ direk.

Click to see more example sentences
right sağ kanat

This kid may be the best right fielder in the league.

Bu çocuk ligde ki en iyi sağ kanat oyuncusu olabilir.

On the East Side a pseudo-lesbian couple attended a right-wing Republican dinner party.

Doğu Yakasında sahte-lezbiyen bir çift, sağ kanat Cumhuriyetçilerle bir akşam yemeğine katıldı.

Second squad, right flank.

İkinci bölük, sağ kanat.

Click to see more example sentences
right âdil

And of course, you don't speak any other language, right?

Ve tabii ki başka bir dil bilmiyorsunuz, değil mi?

Then you're here to apologize; that right?

Buraya özür dilemeye geldin, değil mi?

And you don't speak any other language, right?

Başka bir dil de bilmiyorsun, değil mi?

Click to see more example sentences
right haklı çıkarmak

but there is something else You were right Mom.

ama bir şey daha var Haklı çıktın anne.

After you left I realized you were right

Sen çıktıktan sonra haklı olduğunu fark ettim.

Well, apparently you were right.

Şey, görünüşe göre haklı çıktın.

Click to see more example sentences
right dik

Yeah, he's actually staring at me, he's really pissed right now.

Evet, şu anda dik dik bana bakıyor. Gerçekten çok kızmış.

Sit straight and look a little television, right?

Dik otur ve televizyon izle biraz, tamam mı?

I'm staring right at him.

Ben de ona dik dik bakıyorum.

Click to see more example sentences
right yetki

You're in charge, right?

Yetkili sensin, değil mi?

But Peter's still in charge, right?

Ama Peter hâlâ yetkili değil mi?

Right now, I'm in charge.

Şu anda yetkili benim.

Click to see more example sentences
right düzen

Rules and order, right? right.

Kurallar ve düzen, değil mi? Doğru.

Well, give me five minutes to tidy it up then, all right?

O zaman çeki düzen vermem için bana beş dakika ver, tamam mı?

This is a pyramid scheme, right?

Bu piramit düzeni, değil mi?

Click to see more example sentences
right düzeltmek

Because I got a second chance to make it right.

Çünkü bunu düzeltmek için ikinci bir şansım var.

Now, do something for me and make things right with Peyton.

Şimdi benim için bir şey yap ve Peyton ile aranı düzelt.

So you fix this right now!

Yani, şimdi bu doğru düzeltmek!

Click to see more example sentences
right en uygun

I'm sorry, Jenny, that was probably not the most appropriate story right now.

Üzgünüm, Jenny muhtemelen şu ana uygun en iyi hikaye değildi.

Best time for that's right after a football match.

Bunun için en uygun zaman bir futbol maçı sonrasıdır.

He's just the right person for this ad.

Bu reklam için en uygun kişi o.

Click to see more example sentences
right isabetli

Right on target, as usual!

Tam isabet, her zamanki gibi!

All right, bingo.

Tamam. Tam isabet.

Right, Miss Zero Kills Cleo?

Değil mi, Sıfır İsabet Cleo-san?

Click to see more example sentences
right sağım

Ladies and gentlemen, on my right, Ovidiu and Miruna Popescu.

Baylar, bayanlar, sağımda Ovidiu ve Miruna Popesku bulunuyor.

Sil, I'm right, you're left.

Sil, ben sağım, sen sol.

No, my right, not Snowey's right.

Hayır benim sağım, Karbeyaz'ın değil.

right hukuk

The law." Nothing is right or wrong!

Hukuk. Hiçbir şey doğru veya yanlış değil.

Harvard Law School? That's right.

Harvard Hukuk Fakültesi mi?

She's Harvard law, right, hon?

Harvard hukukta, değil mi, tatlım?

right dürüstlük

Bein' right is not a bulletproof vest, Freddy.

Dürüstlük kurşun geçirmez bir yelek değil Freddy.

Well honesty, right?

Dürüstlük, değil mi?

Honesty's my new policy, all right?

Dürüstlük benim politikam, tamam mı?

right münasip

Come on, Mr Right. Attaboy!

Gel bakalım Bay Münasip.

No. Whoever you think's right.

Hayır, sen kimi münasip görürsen.

right doğruluk

Courage, right? And truth. And honor.

Cesaret, değil mi? ve doğruluk. ve onur.

Old Peattie fix ya right up. Be ready later.

Old Peattie doğruluğu kesin. sonra hazır olur.

right gerçeğe uygun

This isn't really a good time for us right now.

Şu an gerçekten bizim için uygun bir zaman değil.

Well, Roy, it's really not a good time right now.

Şey, Roy, Şu an gerçekten uygun bir zaman değil.

right düzgünce

So if you really want me "daily and nightly and ever-so-rightly",

Yani eğer beni gerçekten gündüz, gece, hem de düzgünce istiyorsan..

right dosdoğru

Straight ahead, right?

Dosdoğru değil mi?