English-Turkish translations for righteous:

dürüst · erdemli · adil · doğrucu · haklı · doğru · other translations

righteous dürüst

Friends, we are gathered here tonight to honor a good man, a righteous man.

Dostlarım, bu akşam burada iyi ve dürüst bir adamı onurlandırmak için toplandık.

It's rare to find a righteous person like you.

Senin gibi dürüst bir insan bulmak çok zor.

Are you a righteous man?

Dürüst bir adam mısın?

Click to see more example sentences
righteous erdemli

See, Billy says it's never too late to live a righteous life.

Billy, erdemli bir hayat yaşamak için asla geç değildir diyor.

Are you a righteous man, Agent Mulder?

Erdemli bir adam mısınız Ajan Mulder?

Only that everything a righteous man could ever want is here.

Burada sadece erdemli bir adamın isteyebileceği her şey var.

Click to see more example sentences
righteous adil

Look, Rufus, I know you're upset, but how can you be so righteous?

Bak Rufus, biliyorum üzgünsün ama nasıl bu kadar adil olabiliyorsun?

We're the coolest, richest, most righteous nation on Earth.

Biz en havalı, en zengin ve dunyadaki en adil ulusuz.

Grandpa is a reasonable and righteous man

Büyükbaban çok mantıklı ve adil biri

Click to see more example sentences
righteous doğrucu

Not a shrew like yours, Delorme, nor a righteous biddy like Mrs. Maquet, but a woman.

Ne sizinki gibi cadaloz, Delorme ne de doğrucu bir geveze kadın olan Bayan Maquet gibi.

Qixi is a righteous sword!

Qixi doğrucu bir kılıçtır!

righteous haklı

But a true warrior knows the difference between a righteous battle and

Ama gerçek bir savaşçı, şu aradaki farkı bilir ki, haklı bir savaş ile

A righteous infliction of retribution manifested by an appropriate agent.

Hakedilen cezanın haklı cezasının ilgili bir ajan tarafından verilmesi

righteous doğru

So let justice flow like a river and righteousness like an ever-flowing stream.

Öyleyse adaletin bir nehir gibi ve doğrulukla akmasına izin verin.