English-Turkish translations for rock:

rock · kaya · taş · kaya parçası · sallamak · kayalık · sarsmak · elmas · değerli taş · para · kayaç · belâ · beşik sallamak · sallama · other translations

We also found translations for word rock in Turkish.

rock rock

But he's a rock star.

Ama o bir Rock yıldızı.

Now, how's your little rock star?

Senin ufaklık rock yıldızı nasıl?

Rock and roll, baby.

Rock and Roll, bebeğim.

Click to see more example sentences
rock kaya

Yeah, it sounds like a rock, it doesn't sound like a bird.

Evet, bir kaya sesi gibi, ama uçan kuş sesi değil.

There's a little rock here.

Burda küçük bir kaya parçası var.

The god of heaven gave him a bright red rock.

Cennetin tanrısı ona parlak kırmızı bir kaya vermiş.

Click to see more example sentences
rock taş

He told me he found this weird rock a couple days ago,

Bana bir kaç gün önce garip bir taş bulduğunu söylemişti.

No, it's an address rock.

Hayır, bu bir adres taşı.

Ken Richards is still under a rock somewhere.

Ken Richards hala bir yerlerde bir taşın altında.

Click to see more example sentences
rock kaya parçası

But Jerry, we're talking about a rock from another world.

Fakat Jerry, biz başka dünyadan bir kaya parçası hakkında konuşuyoruz.

Just a piece of rock.

Sadece bir parça kaya.

There's a little rock here.

Burda küçük bir kaya parçası var.

Click to see more example sentences
rock sallamak

Rock one, two, three, four.

Salla bir, iki, üç, dört.

Shane, rock the camp!

Shane, kampı salla

You're the fella, you're the fella who rocks me Rockefella, Rockefella,

Sen, benimsin, sen benimsin, beni salla, Rockefella, Rockefella,

Click to see more example sentences
rock kayalık

That's a big name for a piece of rock

Küçük bir kayalık için büyük bir isim.

Just this rock.

Sadece bu kayalık.

And for you, Doctor, Redondo Rock.

Ve sizin için doktor Redondo Kayalığı.

Click to see more example sentences
rock sarsmak

Paul Cohen really has rocked the mathematical universe.

Paul Cohen gerçekten de matematik evrenini sarstı.

But Augustus Hill boy, that rocked me.

Ama Augustus Hill Tanrım, beni sarstı.

A local kidnapping has rocked Quahog tonight.

Yerel bir kaçırılma olayı Quahog'u sarstı.

Click to see more example sentences
rock elmas

Or, "That's not a diamond, it's just a rock.

Ya da, "Bu elmas değil, sadece bir kaya.

Or, "That's not a diamond, it's just a rock.

Ya da, "Bu elmas değil, sadece bir kaya.

You're not a king. And they're not diamonds, they're just rocks.

Sen kral değilsin ve onlar da elmas değil, bildiğin taş.

Click to see more example sentences
rock değerli taş

You're not a king. And they're not diamonds, they're just rocks.

Sen kral değilsin ve onlar da elmas değil, bildiğin taş.

Still look like a worthless rock to you?

Sana hala değersiz bir taş gibi mi geliyor?

This rock is more precious than gold.

Bu taş parçası altından bile değerli.

rock para

What, so you're giving me money and a rock?

Ne, bana para ve taş veriyorsun?

And it don't bother me if people think I'm funny 'Cause I'm a big rock star, and I'm making lots of money Money, money, money, money, money, money

Ve umurumda değil insanların beni komik bulması Çünkü ben büyük bir yıldızım, ve paraya para demiyorum Para, para, para, para, para, para

There's rock-and-roll money coming this way!

Rock'n roll parası bu yöne doğru geliyor!

rock kayaç

In the world's oldest known sedimentary rocks, it's very clear.

Dünyanın bilinen en eski tortul kayaçları, gerçekten çok temiz.

Ignimbrite, rhyolite, tuff, and other igneous rocks.

İgnimbrit, riyolit, tüf ve diğer magmatik kayaçlar.

rock belâ

Obviously, there is a kind of field magnetic rock or something.

Belli ki buralarda manyetik alan veya kaya falan gibi bir şey var.

rock beşik sallamak

And, gentlemen, there's the hand that rocked the cradle.

Ve beyler, işte o beşiği sallayan el de burada.

rock sallama

Matt, stop rocking the boat.

Matt, tekneyi sallamayı kes.