English-Turkish translations for room:

oda · yer · kalmak · salon · neden · odalı · oturmak · boş yer · hücre · apartman · other translations

room oda

This moment, today, here, this room, this air and this, especially this, Michael, that you're here.

Şu an, bugün, burada, bu odada, bu havada ve bu, özellikle bu, Michael, sen buradasın.

I know, but there's plenty of room in the new place and And besides, I

Biliyorum, ama yeni evde bir sürü oda var ve bunun dışında, ben

Well, it's a big room.

Burası büyük bir oda.

Click to see more example sentences
room yer

Do you have a little room for me?

Benim için küçük bir yer var mı?

Look, there's room for all of us.

Bak, burada hepimiz için yer var.

Just give her some room here.

Ona burada biraz yer açın.

Click to see more example sentences
room kalmak

Now, you get in the other room and stay there.

Sen şimdi diğer odaya geç ve orada kal.

There's no room for anything else.

Başka bir şey için yer kalmıyor.

My wife and I stayed in one room, the lady lawyer in another room.

Eşim ve ben bir odada, bayan avukat ise başka bir odada kalmıştı.

Click to see more example sentences
room salon

This is a pretty big room.

Bu oldukça büyük bir salon.

No, it's like New York City and an available conference room.

Hayır, bu New York ve müsait olan toplantı salonu.

Ladies and gentlemen, evacuate this room quietly and quickly.

Bayanlar, baylar, salonu sessizce ve hemen boşaltın lütfen.

Click to see more example sentences
room neden

Wait a minute. Why do you get the best room?

Bir dakika Neden en iyi odayı sen alıyorsun

Why this room?

Neden bu oda?

Hulk stay in room like bug man say, or bug man get why am I talking like you?

Hulk böcek adamın dediği gibi odada kal ya da böcek adam Neden senin gibi konuşuyorum?

Click to see more example sentences
room odalı

For six months I've lived alone in this apartment in eight big rooms.

Altı ay boyunca bu sekiz büyük odalı dairede tek başıma yaşadım.

Two rooms and bath.

İki odalı ve banyolu.

Lamb went to school here in Warsaw, a little one-room schoolhouse.

Lamb burada Varşova'da okula gitmiş; ufak, tek göz odalı bir derslik.

Click to see more example sentences
room oturmak

Ortiz isn't currently in prison because he's sitting in your interrogation room.

Ortiz şu anda hapiste değil çünkü senin sorgu odanda oturuyor.

Just sitting in that room.

Sadece o odada oturmak.

One afternoon, I was sitting in the living room, studying.

Bir öğleden sonra oturma odasında oturmuş, ders çalışıyordum.

Click to see more example sentences
room boş yer

I have room. For you too.

Boş yer var, senin için de var.

Is there room for me, Mr Silver?

Benim için boş yer var Bay Silver?

There must be a spare room around here somewhere.

Buralarda bir yerlerde boş bir oda olmalı.

Click to see more example sentences
room hücre

This room was meant for Boyd, not his cellmate.

Bu oda Boyd için hazırlanmıştı, hücre arkadaşı için değil.

There are recorders in every room.

Hayır. Her hücrede kayıt cihazları var.

room apartman

It's a one-room apartment, Debs.

Tek odalı apartman, Debs.