English-Turkish translations for rough:

zorlu, zor · sertçe, sert · kaba · kötü · işlenmemiş · kabaca · yaklaşık · engebeli · aşağı yukarı · pürüzlü · haşin · dalgalı · güç · taslak · çetin · engebeli arazi · hoyrat · zorluk · kötü davranmak · other translations

rough zorlu, zor

Honestly, it's been a rough road for him and he needed somebody like you.

Gerçekten onun için zor bir yol oldu ve senin gibi birine ihtiyacı vardı.

It's been a rough couple of months for her.

Son bir kaç ay onun için çok zor geçti.

It's a rough day, huh?

Zor bir gün değil mi?

Click to see more example sentences
rough sertçe, sert

Don't you think this is a bit rough for a kid?

Bir çocuk için fazla sert değil mi bu sence?

I didn't know it was such a rough game.

Bu kadar sert bir oyun olduğunu bilmiyordum.

Laura, this guy plays rough.

Laura, bu adam sert oynuyor.

Click to see more example sentences
rough kaba

It's just a rough plan.

Sadece kaba bir plan.

I know they're rough, but I've never had any complaints before.

Biliyorum, biraz kaba ama daha önce hiç şikayet eden olmadı.

This is a rough copy.

Kaba bir taklit bu.

Click to see more example sentences
rough kötü

I've had a rough afternoon, all right?

Kötü bir öğleden sonra geçirdim, tamam mı?

You've had a rough time.

Kötü bir zaman geçirdin.

So sorry for the rough treatment.

Kötü muamele için özür dilerim.

Click to see more example sentences
rough işlenmemiş

But why do you do such rough work That's a man's job

Peki ama niye o kadar zor bir yapıyorsun, o erkek işi

This is gonna be rough.

Bu çok zor olacak.

That's a little rough.

O biraz zor işte.

Click to see more example sentences
rough kabaca

Oh, man, that that is rough.

Oh, adamım, bu bu çok kabaca.

Roughly till you started banging my wife.

Kabaca kadar benim karım beceriyor başladı.

Roughly nine hours.

Kabaca, dokuz saat.

Click to see more example sentences
rough yaklaşık

Seven years, five months, and roughly, a couple of weeks, but who's counting, right?

Yedi yıl, beş ay ve yaklaşık birkaç hafta ama kim sayıyor ki, değil mi?

Roughly four hours ago.

Yaklaşık dört saat önce.

We're both single adults, roughly the same age.

İkimiz de bekar yetişkinleriz. Yaklaşık aynı yaşlarda

Click to see more example sentences
rough engebeli

This road is too rough for an old man like me.

Benim gibi yaşlı bir adam için bu yol çok engebeli.

No, it's too weak for rough terrain.

Hayır, engebeli arazi için çok zayıf.

The road's really rough here

Yol, burada gerçekten engebeli.

Click to see more example sentences
rough aşağı yukarı

We're roughly the same age, and I have her key.

Aşağı yukarı aynı yaştayız ve anahtarı da bende.

Lividity suggests he died roughly eight hours ago.

Morluklara bakılırsa aşağı yukarı sekiz saat önce ölmüş.

Roughly one million dollars.

Aşağı yukarı bir milyon dolar.

Click to see more example sentences
rough pürüzlü

Look Holly and I were going through a rough time.

Bak Holly ve ben pürüzlü bir zaman geçiriyorduk.

Why is this so rough?

Neden bu kadar pürüzlü?

Oxygenated and de-oxygenated blood mix, the rough flow causes a clot, explains the heart and head.

Oksijenli ve oksijensiz kanların karışımı pürüzlü akış bir pıhtıya sebep oldu. Kalp ve başı açıklar.

Click to see more example sentences
rough haşin

But listen, this is a rough crowd, all right?

Ama dinleyin, bu haşin bir kitle tamam mı?

She's too rough for me.

O benim için çok haşin.

Rough, tough and quite handsome, actually.

Haşin, sert ve oldukça yakışıklı.

Click to see more example sentences
rough dalgalı

Today's weather: clear skies and rough seas.

Bugün hava: Gökyüzü açık ve deniz dalgalı.

Is the sea rough, Rut?

Deniz dalgalı mı, Rut?

Miss, that water's rough.

Bayan, su çok dalgalı.

Click to see more example sentences
rough güç

I'm strong and rough.

Ben güçlü ve kabayım.

Its skin is rough and strong.

Derisi çok sert ve güçlü.

rough taslak

A rough draft.

Kaba bir taslak.

They're just rough sketches.

Sadece kaba taslak çizimler.

rough çetin

Sorry about the rough ride, Mr. Taylor.

Bu çetin uçuş için özür dilerim Bay Taylor.

It's just a little rough the first time, Loretty, is all.

İlk sefer için biraz çetin geçebilir, Loretty, hepsi bu.

rough engebeli arazi

No, it's too weak for rough terrain.

Hayır, engebeli arazi için çok zayıf.

The terrain is extremely rough.

Arazi son derece engebeli.

rough hoyrat

Deep and sincere, but not too rough.

Derinden ve samimi, ama fazla hoyrat değil.

rough zorluk

Why is your dream always filled with so much roughness?

Neden senin rüyaların her zaman bu kadar zorluk dolu?

rough kötü davranmak

He's so nasty treating her rough

Çok kötü, ona kaba davranıyor