English-Turkish translations for ruin:

mahvetmek · berbat etmek · harabe · indirmek · kalıntı · yıkım · harap etmek · yok etmek · rezil etmek · bozmak · batırmak · iflas · other translations

ruin mahvetmek

Oh, no, no, no, no, no. something like this could ruin everything.

Oh, hayır, hayır, hayır. Buna benzer bir durum her şeyi mahveder.

That woman ruins everything.

O kadın her şeyi mahvediyor.

They're ruining this country.

Onlar, bu ülkeyi mahvediyorlar.

Click to see more example sentences
ruin berbat etmek

So now you've ruined the house and Martin Luther King day.

Şimdi evi ve Martin Luther King gününü berbat ettin.

But you you ruined everything!

Ama sen her şeyi berbat ettin!

Why do you always have to ruin everything?

Neden her zaman her şeyi berbat etmek zorundasın?

Click to see more example sentences
ruin harabe

Saddam Hussein has left our country in ruins.

Saddam Hussein harabeler içinde ülkeyi terk etti.

There's nothing left, except the ruins.

Harabeler dışında bir şey kalmadı.

But there aren't any ruins here.

Ama burada harabe filan yok.

Click to see more example sentences
ruin indirmek

Could these strange misshapen rocks be the corroded ruins of ancient Atlantis?

Bu tuhaf şekilsiz kayalar antik Atlantis'in aşınmış kalıntıları olabilir miydi?

No, no, don't let Sarah Palin ruin it for you.

Hayır, hayır, Sarah Palin'in aklını çelmesine izin verme

What's got into Ratso? He's ruining everything!

Nesi var Farecik'in? her şeyi mahvediyor.

Click to see more example sentences
ruin kalıntı

One: This wall is an ancient ruin.

Bir, bu duvar eski bir kalıntı.

Could these strange misshapen rocks be the corroded ruins of ancient Atlantis?

Bu tuhaf şekilsiz kayalar antik Atlantis'in aşınmış kalıntıları olabilir miydi?

No bodies, no ruins.

Ceset yok, kalıntı yok.

Click to see more example sentences
ruin yıkım

And in return, you brought upon them only ruin and death.

Ve siz de karşılığında onlara sadece yıkım ve ölüm getirdiniz.

Ride for ruin and the world's ending!

Yıkım için ve dünyanın sonu için sürün!

Wherever you go, there is war, ruin, and death.

Gittiğin her yerde savaş, yıkım ve ölüm var.

Click to see more example sentences
ruin harap etmek

You ruined me!

Beni harap ettin!

Go and ruin everything!

Git ve herşeyi harap et!

In Grozny the war ruined everything.

Savaş Grozni'de her şeyi harap etti.

Click to see more example sentences
ruin yok etmek

So you took an honest man and destroyed him and by proxy almost ruined Jonathan Kent.

Yani dürüst bir adamı alıp yok ettin ve vekilin neredeyse Jonathan Kent'i mahvetti.

She destroyed all my hopes, she ruined your life, and yet she still breathes!

Bütün umutlarımı yok etti, hayatını mahvetti ama yine de hâlâ nefes alıyor!

Every day, villages are destroyed, crops ruined, innocents slaughtered.

Her gün, köyler yok edildi, ekinler yağmalandı, masumlar katledildi.

ruin rezil etmek

Yeah. Thanks for ruining the picture.

Evet, resmi rezil ettiğin için sağ ol.

I'd ruin myself gladly to make him happy for an hour.

Onu bir saat mutlu etmek için seve seve kendimi rezil ederim.

He ruined your life, humiliated you.

Hayatını mahvetti. Seni rezil etti.

ruin bozmak

Peter Griffin ruined TV?

TV'yi Peter Griffin mi bozdu?

Magnetic storms ruined my stabilizer.

Manyetik fırtınalar dengeleyicimi bozdu.

ruin batırmak

John, the country is half-ruined.

John, ülke yarı batmış durumda.

ruin iflas

You've ruined this documentary and almost bankrupt us.

Bu belgeseli mahvettin, bizi de iflas ettirdin.