English-Turkish translations for sad:

üzücü · üzgün · hüzünlü, hüzün · mutsuz · üzüntülü, üzüntü · acıklı · acı, acınacak, acılı · kederli · hazin · yetersiz · kasvetli · adam olmaz · keder verici · iç karartıcı · other translations

sad üzücü

And it's a little weird and maybe a little sad, but I'm not mad.

Ve bu biraz garip, belki de biraz üzücü ama ben kızgın değilim.

God, this is so sad.

Tanrım, bu çok üzücü.

That's a sad story, Mr. J.

Bu üzücü bir hikaye, Bay J.

Click to see more example sentences
sad üzgün

Mr. Todd, there's a girl who needs my help, such a sad girl and lonely, and beautiful too and

Bay Todd, yardımıma ihtiyacı olan bir kız var. Çok üzgün ve yalnız bir kız, ayrıca çok güzel

Dead or alive, happy or sad.

Ölü ya da diri, mutlu veya üzgün.

Not that either, sir, I'm sad to say.

Üzgünüm ama bunun için de değil, efendim.

Click to see more example sentences
sad hüzünlü, hüzün

I think it's very.. Funny but sad and beautiful.

Bence bu çok komik ama hüzünlü ve güzel.

You've got a very sad face.

Çok hüzünlü bir yüzün var.

Here's a sad song,

İşte hüzünlü bir şarkı

Click to see more example sentences
sad mutsuz

And we're not sad now because You lived a very long long, happy life.

Şimdi üzgün değiliz çünkü çok çok uzun ve mutlu bir hayat yaşadın.

That is a sad, sad little box.

Bu üzücü, mutsuz küçük bir kutu.

Apparently, this is a universe Where everyone has two heads: One happy, one sad.

Görünüşe göre burası herkesin iki kafası olduğu bir evren, bir mutlu, bir üzgün.

Click to see more example sentences
sad üzüntülü, üzüntü

It's not that kind of sad.

O tür bir üzüntü değil.

I bid you farewell with eternal sadness.

Sonsuz bir üzüntü ile veda ediyorum.

And there was always this sadness.

Ve bu üzüntü her zaman vardı.

Click to see more example sentences
sad acıklı

That is very funny, and you are, yes, a very sad man.

Bu çok komik ve evet, sen çok acıklı bir adamsın.

It's a very sad story!

Çok acıklı bir hikaye.

It's so sad, isn't it?

Çok acıklı, değil mi?

Click to see more example sentences
sad acı, acınacak, acılı

How could such a sad thing happen in such a happy place?.

Böyle acı bir olay, böyle mutlu bir yerde nasıl olabilir ki?

Death is a sad thing to the living, isn't it?

Yaşayanlar için ölüm acı bir şey, değil mi?

You're a sad, pathetic, little man, aren't you?

Sen acınacak, zavallı, küçük bir adamsın, öyle değil mi?

Click to see more example sentences
sad kederli

The sadness and despair you cops live with is too much for a normal person.

Siz polislerin üzüntü ve kederi ile yaşamak normal bir insan için çok fazla.

What do you know about pain and sadness?

Sen acı ve keder hakkında ne biliyorsun?

She often seemed scared and sad.

Sık sık korkmuş ve kederli görünürdü.

Click to see more example sentences
sad hazin

It's actually kind of funny if you think about it. I mean, not "funny" funny, but sad funny.

Eğer düşünürseniz bu gerçekten komik bir şey, yani, "komik" değil, komik ama hazinli komik.

That's a sad final word, Don.

Bu hazin bir son söz, Don.

It's a sad coincidence, really.

Gerçekten hazin bir tesadüf.

Click to see more example sentences
sad yetersiz

And I'm so sad because I'm not good enough for him and I don't deserve him.

Çok da üzülüyorum, çünkü onun için yeterince iyi değilim ve onu hak etmiyorum.

Sadly that's not enough and Vincent figured it out.

Ne yazık ki bu yeterli değil ve Vincent da bunu öğrenmiş.

Nice, but sadly not enough.

Güzel ama maalesef yeterli değil.

Click to see more example sentences
sad kasvetli

Mr. Frederick; it's terribly sad.

Bay Frederick; çok kasvetli.

A sad and beautiful ram mascot.

Kasvetli ve güzel bir koç maskotu.

It is so sad and dreary

Öyle üzgün ve kasvetli ki

Click to see more example sentences
sad adam olmaz

That being with him is like being in heaven and he is not even a sad man, he's sadly a man.

Onunla birlikte olmak cennette olmaya eşdeğer gibi ve o sadece üzgün bir adam değil, o ne yazık ki bir adam.

You know, being a sad, old, ugly little man.

Üzgün, yaşlı, çirkin bir adam olmaktan dolayı.

If Allison was a good guy, you say something sad,

Eğer Allison iyi bir adam olsaydı, üzücü bir şey söylerdin.

Click to see more example sentences
sad keder verici

Staleness is sadness, freshness brings joy like the aroma of freshly-baked bread.

bitkinlik keder, canlılık ise keyif verir... .pişkin ekmeğin kokusu gibi.

Staleness is sadness, freshness brings joy

bitkinlik keder, canlıIık ise keyif verir..

sad iç karartıcı

She's mad and sad a good mix for poor decisions.

Üzgün ve kızgındır. Kötü kararlar için iyi bir karışım.