scattered

Drink tonight, Claire for tomorrow our ashes will be scattered to the four winds.

Bu gece Claire yarın küllerimiz dört bir yana dağılmış olacak.

Without reassurance that he can be converted, their evil may splinter off or scatter.

O dönüştürülebilir bu güvence olmadan, onların kötü kıymık kapalı ya da dağılım olabilir.

Chief Eagle Horn says that our his nation's hoop is broken and scattered.

Şef Kartal Borusu diyor ki; ulusumuzun ulusunun çemberi kırılmış ve dağılmış.

He did this white floor with petals scattered here and there.

Burada ve orada bu beyaz yer döşemesini gül taç yaprakları ile doldurdu.

Yeah, Joel, we could do that, stay here and scatter cans all day.

Evet, Joel, bunu yapabiliriz, burada kalmak ve dağılım kutular bütün gün.

Yeah, but he's been so scattered lately.

Evet ama son zamanlarda çok dağınık.

An experimental scatter type bomb, sometimes known as a clean bomb.

Serpme tip deneysel bir bomba. Temiz bomba olarak da bilinir.

The signal's scattered. But it's a start!

Sinyal dağınık, ama bu da bir başlangıçtır.

We're gonna scatter two-man teams there, there, there, and there.

İki kişilik takımlara ayrılacağız. Oraya, oraya, oraya ve de oraya.

Is that why we're so scattered?

Bu yüzden mi bu kadar ayrığız?