English-Turkish translations for school:

okul · lise · fakülte · liseli · üniversite · ders · ilkokul · okula göndermek · öğretmek · sürü · tarz · okul binası · ders vermek · ortaokul · okullu · ekol · liseler · mektep · eğitmek · other translations

school okul

In school my father give me one chance, ma'am please, give me one chance, please

Babam okulda bana bir şans verin. Madam, lütfen bir şans, lütfen, bir şans.

This school isn't for me.

Bu okul bana göre değil.

The kids have school tomorrow.

Yarın çocukların okulu var.

Click to see more example sentences
school lise

There's a high school basketball game tonight somewhere in america, and there's a great story there.

Bu gece Amerika'nın bir köşesinde bir lise basketbol karşılaşması ve orada da harika bir hikaye var.

Was it a high school student? Or someone who uses sign language?

Bir lise öğrencisi miydi ya da işaret dilini kullanan biri?

High school next year?

Gelecek sene lise mi?

Click to see more example sentences
school fakülte

This medical school is a damn sick little guy.

Bu tıp fakültesi kahrolası bir hasta adam.

Law school was a mistake.

Hukuk Fakültesi bir hataydı.

Just medical school.

Sadece tıp fakültesinde.

Click to see more example sentences
school liseli

But I'm not the high school cheerleader anymore, and you are not the golden boy.

Ama ben liseli bir amigo değilim artık ve sen de altın çocuk değilsin.

That's the beauty of being a girl in high school.

İşte bu da liseli bir kız olmanın güzelliği.

That's pretty sophisticated for a high school girl. Right.

Liseli bir kız için, hayli sofistike bir durum, değil mi?

Click to see more example sentences
school üniversite

Then she went away to boarding school, and, uh after that, college in California.

Sonra yatılı okula gitti ve ondan sonra üniversite için California'ya gitti.

College isn't like high school.

Üniversite, lise gibi değildir.

You graduated high school and went to college?

Liseden mezun oldun ve üniversiteye mi gittin?

Click to see more example sentences
school ders

What about school records?

Okul kayıtlarına ne dersin?

Henry, tell us, what is your favorite subject in school?

Henry, söyle bakalım okulda en çok sevdiğin ders ne?

Stan, you wanna maybe study together after school?

Stan, okuldan sonra beraber ders çalışmak ister misin? Ne?

Click to see more example sentences
school ilkokul

It's got a good elementary and a very good high school and believe me, because I have definitely looked everywhere.

İyi bir ilkokulu ve dendiğine göre çok iyi bir lisesi varmış. Ve inan bana her yere ama her yere baktım.

And on the way there was an elementary school, right?

Ve yol üzerinde bir ilkokul vardı, değil mi?

Albert went to primary school, and then to a local convent school.

Albert ilkokula başladı ve sonra yerel bir manastır okuluna gitti.

Click to see more example sentences
school okula göndermek

Then why does she send her own kids to private school?

Peki o zaman neden kendi çocuklarını özel okula gönderiyor?

Send him to a real school.

Onu gerçek bir okula gönderin.

My dad's sending me to military school.

Neden? Babam beni askeri okula gönderiyor.

Click to see more example sentences
school öğretmek

I heard rumors she used to teach tennis to the boys at the high school and then something happened.

Sanırım kullanılan söylentiler öğretmek duydum yüksek okulda çocuklar için tenis ve sonra bir şey oldu.

And the school tells me that I should teach math or English?

Ve okul söyledi bana ben İngilizce ve matematik öğretebilir miyim?

Didn't they teach you anything at school?

Okulda sana hiçbir şey öğretmediler mi?

Click to see more example sentences
school sürü

But many children come every day to school from there.

Ama bir sürü çocuk her gün oradan okula geliyor.

There's a lot of buildings there, but only one abandoned high school.

Orada binaların bir sürü var, ama sadece bir lise terk.

You can learn loads of stuff outside school.

Okul dışında da bir sürü şey öğrenebilirsin.

Click to see more example sentences
school tarz

Yeah, yeah, old school, like Billy and Stu.

Evet, evet, eski tarz. Billy ve Stu gibi.

That's so old school.

Bu çok eski tarz.

But it's still an old school noise.

Ama hala eski tarz bir ses.

Click to see more example sentences
school okul binası

So, what, we're talking about a school, hospital, or government building?

Ne yani, bir okul, hastane ya da devlet binasından bahsediyoruz?

No, but I'm buying an old school building downtown.

Hayır, şehir merkezinde eski bir okul binası alıyorum.

Vice Dean Laybourne, from the air conditioning repair school annex.

Dekan yardımcısı Laybourne, klima tamir okulu ek binasından.

Click to see more example sentences
school ders vermek

But they have a school and Miguel teaches them music.

Ama okulları var ve Miguel onlara müzik dersi veriyor.

She teaches at my school, okay?

Benim okulumda ders veriyor, tamam mı?

Go to the school and teach Maruge a lesson.

Okula gidin ve Maruge'ye bir ders verin.

Click to see more example sentences
school ortaokul

Middle school, high school, college, nothing.

Ortaokul, lise, üniversite, hiçbir şey.

I am Cheon Song Yi's middle and high school colleague.

Ben Cheon Song Yi'nin ortaokul ve lise arkadaşıyım.

Layefa's village has no health service, no secondary school, no electricity, and no drinking water.

Layefa'nın kentinde sağlık servisi yok, ortaokul yok, elektrik yok ve içme suyu yok.

Click to see more example sentences
school okullu

He's a schooled fighter.

O bir okullu dövüşçü.

Three little maids from school

Okullu üç küçük bakire kız

HELLO SCHOOL GlRL

MERHABA OKULLU KIZ

Click to see more example sentences
school ekol

Yeah. But this, this is old school.

Evet, ama bu bu eski bir ekol.

Now that's old school.

İşte, eski ekol bu.

Old-school horror movie, dude.

Eski ekol korku filmi ahbap.

school liseler

Coach Beiste here is fresh off her fifth consecutive all-Missouri high school football championship.

Koç Beiste beşinci Missouri Liseler arası futbol şampiyonluğunu kazanıp buraya geldi.

First there's Anatolian and super high schools.

Anadolu liseleri var. Süper liseler var.

No, the Pawnee-eagleton high school basketball game.

Hayır, Pawnee-Eagleton liseler arası basketbol müsabakası.

school mektep

Is there a school here?

Burada bir mektep var mı?

'Tis a village school, cottagers' daughters.

Bu bir köy mektebi, çiftçilerin kızları olacak.

school eğitmek

He goes around to schools and kids' birthday parties, educating them about insects and reptiles.

O okullara etrafında gider ve çocuk doğum günü partileri, böcekler ve sürüngenler hakkında onları eğitmek.