scrambler

Someone's using some sort of electronic scrambler.

Birisi bir çeşit elektronik karıştırıcı kullanıyor.

A security camera scrambler.

Bir güvenlik kamerası sabotörü.

Sent Leon into the enemy's war room with a scrambler, Sarge.

Leon'u düşmanın savaş odasına bir karıştırıcı ile birlikte gönderdik Çavuş.

When are you getting a new scrambler, Harry?

Ne zaman yeni bir hat karıştırıcı alacaksın Harry?

I had all the special police frequency radios, FBI de-scramblers, night-visión cameras

Özel polis frekansını alan telsizler, FBI şifre çözücüleri, gece görüş kameraları

It could be a cybernetic atom scrambler.

Cybernetic bir atom parçalayıcı da olabilir.

Scrambler amplification activating now.

Karıştırma yükselticisi şu an aktif.

Peter, John, run voltages through those letters, through the back scramblers.

Peter, John! Geri karıştırıcılar vasıtasıyla şu harflere gerilim verin.

Electronic guidance scrambler to blue grid.

Elektronik yön saptırıcısı mavi bölgeye.

D, please send a scrambler to Capt. Apollo.

D, lütfen şifreli olarak yüzbaşı Apollo'ya bildir.