seats

We're all driving together, but there's a front seat, a back seat and a window in between.

Hep birlikte gidiyoruz, ama ön koltuk var, arka koltuk var. .ve arada cam var.

You know there's always a seat at that table for you, my brother.

Bu masada senin için her zaman bir sandalye vardır, kardeşim.

There's a front seat and a back seat. And a window in between.

Ön koltuk var, arka koltuk var. .ve aralarında cam var.

Actually, we have a seat for you here, but that's fine.

Aslında, bizim burada senin için bir sandalyemiz var, ama bu iyi.

Yeah, she's really nice and super pretty, and her bicycle seat smells like strawberries.

Evet, çok güzel ve çok tatlı. Bisiklet oturağı da çilek gibi kokuyor.

My mom gave us a new car seat for the baby.

Annem yeni bebek için bize bir araba koltuğu verdi.

So I promise, I'll get you tickets for next year. Box seats for both of us.

Bu yüzden söz veriyorum, sana gelecek sene için bilet alacağım, ikimiz için de locadan.

Looks like we have an empty seat.

Boş bir koltuk var gibi görünüyor.

Ladies and Gentlemen, please take your seats.

Bayanlar ve Baylar, lütfen yerlerinizi alın.

But you know what, I have a friend he's got a couple of seats.

Evet ama bir arkadaşım var, onun da bir kaç bileti var.