seizures

Sir Matthew, he had some kind of seizure last night, but I feel a dreadful cold coming on.

Sör Matthew, dün gece bir tür felç geçirdi. Ama korkunç bir soğuk geldiğini hissediyorum.

Anemia, cancer, bone marrow depletion, seizures, fever, hearing loss, impotence, neuropathy.

Anemi, kanser, kemik iliğinde azalma. Nöbet, ateş, kıl kaybı, iktidarsızlık, sinir hastalığı.

There's a man it looks like he's having a seizure.

Burada bir adam var Kriz geçiriyor gibi görünüyor.

Yes, but I've never seen him have a seizure before.

Evet ama daha önce nöbet geçirirken görmemiştim hiç.

This man is having a seizure.

Bu adam bir kriz geçiriyor.

Michael had some kind of seizure last night after you called.

Michael dün akşam sen aradıktan sonra bir tür nöbet geçirdi.

No, that's not a seizure.

Hayır bu bir kriz değil.

Seizures, paralysis, weak immune system, and eventually, coma.

Nöbetler, felçler, zayıf bağışıklık sistemi ve nihayetinde koma.

He killed an unarmed colleague and later suffered a seizure.

Silahsız bir meslektaşını öldürdü ve sonra kriz geçirdi.

Oh, God, it's not a seizure.

Tanrım, bu bir kriz değil.