English-Turkish translations for sensitive:

hassas · duyar, duyarlı · duygulu, duygusal · içli · hassasiyet · narin · önemli · alıngan · hassaslık · other translations

sensitive hassas

I think she wants, you know, a strong man, but someone that's not afraid to show his sensitive side.

Ben o istiyor, biliyor musun, güçlü bir adam, ama onun hassas yönünü göstermek için korkmuyor birisi.

She's a very sensitive, sensitive girl.

O çok duygusal hassas bir kız.

That kid is so sensitive.

Çok hassas bir çocuk.

Click to see more example sentences
sensitive duyar, duyarlı

Which is your loss, because Larry happens to be a very sensitive guy.

Ki bu senin kaybın. Çünkü Larry çok duyarlı bir adamdır.

She wants a sensitive guy more like the old me.

Duyarlı bir adam istiyor. Eski ben gibi biri.

I think he's a sensitive.

Sanırım o bir duyarlı.

Click to see more example sentences
sensitive duygulu, duygusal

I thought you were just smarter than me and more sensitive and more interesting.

Benden daha zeki olduğunu ve daha duygusal ve daha ilginç olduğunu.

Because I'm a dumb sales executive instead of a sensitive artist?

Çünkü ben aptal bir satış yetkilisiyim ve senin gibi duygulu bir sanatçı değilim

I'm actually a pretty sensitive guy.

Aslında ben çok duygusal bir adamımdır.

Click to see more example sentences
sensitive içli

I think she wants, you know, a strong man, but someone that's not afraid to show his sensitive side.

Ben o istiyor, biliyor musun, güçlü bir adam, ama onun hassas yönünü göstermek için korkmuyor birisi.

I'm always game for a little role play, but this is time sensitive.

Her zaman küçük bir rol için oyun oynarım ama bu sefer durum hassas.

Some girls are too sensitive for this kind of work.

Bazı kızlar bu tür işler için fazla hassas.

Click to see more example sentences
sensitive hassasiyet

Shooting pain, bacterial infection, light sensitivity.

Zonklayıcı ağrı, bakteriyel enfeksiyon, ışık hassasiyeti.

Sudden chills and light sensitivity.

Ani üşüme ve ışık hassasiyeti.

Your wife has extraordinary sensitivity.

Eşinizin sıra dışı bir hassasiyeti var.

Click to see more example sentences
sensitive narin

They are sensitive creatures delicate, fragile.

Onlar, çok hassas, narin, kırılgan yaratıklardır.

Such a sensitive child.

Çok narin bir çocuk.

Tyler Lang he's a brunette, slight build, very sensitive.

Tyler Lang. Esmer, narin yapılı, çok hassas.

Click to see more example sentences
sensitive önemli

It's a delicate process, and from all reports, this sounds like a particularly sensitive situation.

Hassas bir süreç ve gelen tüm raporlara göre özellikle önemli bir durum gibi geliyor.

These are very important, sensitive scientific papers.

Bunlar çok önemli ve hassas bilimsel makaleler.

I'm sorry for interrupting, sir, but we've got a time-sensitive matter.

Böldüğüm için çok üzgünüm efendim ama çok önemli bir mevzu var.

sensitive alıngan

Charlie, don't be so sensitive.

Charlie, çok alıngan olma.

Ingrid is very sensitive lately.

Ingrid son günlerde çok alıngan oldu.

sensitive hassaslık

Shows a sensitivity about the world.

Dünyaya karşı bir hassaslık gösteriyor.

Sensitivity's totally normal.

Hassaslık gayet normal.