English-Turkish translations for separate:

ayrı, ayrı ayrı · ayrılmak, ayırmak, ayıran, ayrılmış · farklı · ayrılma · ayrı yaşamak · ayırma · ayrık · başka başka · çıkmak · ayırt etmek · other translations

separate ayrı, ayrı ayrı

Hold on, all these separate things, they're not separate at all, they're connected.

Bekle! Tüm bu ayrı şeyler, hiç de ayrı değiller. Birbirine bağlantılılar.

Must be a separate room.

Ayrı bir oda olmalı.

And each camera is a separate felony.

Ve her bir kamera ayrı bir suç.

Click to see more example sentences
separate ayrılmak, ayırmak, ayıran, ayrılmış

Mark. Starship separation six, five, four, three, two, one.

Uzay gemisinin ayrılmasına, altı beş, dört, üç iki, bir.

That medallion is the only thing separating me from being a gypsy, suit.

Beni bir çingene olmaktan ayıran tek şey o madalyon Ajan.

The sooner we separate it, the better.

Ne kadar çabuk ayrılırsak, o kadar iyi olur.

Click to see more example sentences
separate farklı

Not better or worse, not different, not separate but all the same.

Daha iyi ya da kötü değil, farklı değil, ayrı değil ama hepsi aynı.

Well at least we have a separate number now.

Hadi! En azından artık farklı bir numaramız var.

This guy has a completely separate agenda.

Bu herifin tamamen farklı bir gündemi var.

Click to see more example sentences
separate ayrılma

My wife, Catherine, and I have decided to separate.

Karım Catherine ve ben ayrılmaya karar verdik.

So we decided to separate.

Biz de ayrılmaya karar verdik.

Computer, recognize Jean-Luc Picard, Alpha Two priority and re-establish separation procedure immediately.

Bilgisayar, tanımla Jean-Luc Picard, Alfa İki önceliği ve ayrılma işlemini derhal yeniden başlat.

Click to see more example sentences
separate ayrı yaşamak

Looks like an affair, but Jeffrey and his wife lived separate lives.

Bir ilişkisi varmış gibi görünüyor. Ama Jeffrey ve karısı ayrı hayatlar yaşıyor.

I actually have a husband, too, but we're separated, and we're seeing other people.

Aslında bir kocam da var ama ayrı yaşıyoruz ve başka insanlarla da görüşüyoruz.

But we're separated.

Ama ayrı yaşıyoruz.

Click to see more example sentences
separate ayırma

Mr. La Forge. Prepare for saucer separation.

Bay La Forge gövdeyi ayırmaya hazırlanın.

With separation, that wouldn't be a problem.

Bu ırkçılık değil. Ayırma ile bu sorun olmaz.

Try, try, try To separate them

Dene, dene birbirinden ayırmayı dene

Click to see more example sentences
separate ayrık

No, no, more separated.

Hayır, hayır, daha ayrık.

A separate and distinct personality.

Ayrık ve farklı bir kişilik.

Thin and separate.

İnce ve ayrık.

Click to see more example sentences
separate başka başka

I actually have a husband, too, but we're separated, and we're seeing other people.

Aslında bir kocam da var ama ayrı yaşıyoruz ve başka insanlarla da görüşüyoruz.

I could build us another house, a separate house.

Bize başka bir ev yapabilirim, ayrı bir ev.

We're separating for another reason, not for Angela.

Biz başka bir nedenden dolayı ayrılıyoruz, Angela yüzünden değil.

separate çıkmak

A lot of couples take separate vacations.

Tatile ayrı çıkan bir çok çift var.

But now you're living separately, stuck in a stalemate.

Ama şimdi ayrı yaşıyorsunuz, bir çıkmaz sokağa girdiniz.

Three separate occasions, he was ejected for brawling.

Üç ayrı olayda kavga çıkardığı için dışarı atıldı.

separate ayırt etmek

And now they're separated, but they're still fighting.

Ve şimdi ayrılıyorlar ama hâlâ kavga ediyorlar.