English-Turkish translations for serious:

ciddi · gerçek · önemli · büyük · tehlikeli · ağır · ağırbaşlı · other translations

serious ciddi

This is the first time I really wanted to take something seriously and do something good for my life.

İlk defa bir şeyi gerçekten ciddiye almak ve hayatım için güzel bir şey yapmak istedim.

But I had a serious problem.

Ama benim ciddi bir sorunum vardı.

Okay, now some more serious stuff.

Tamam, şimdi biraz daha ciddi şeyler.

Click to see more example sentences
serious gerçek

This is the first time I really wanted to take something seriously and do something good for my life.

İlk defa bir şeyi gerçekten ciddiye almak ve hayatım için güzel bir şey yapmak istedim.

You're really serious about this, huh?

Bunun hakkında gerçekten ciddisin, değil mi?

I'm really serious.

Ben gerçekten ciddiyim.

Click to see more example sentences
serious önemli

Look, you may not take this seriously, but this job is important to me.

Bak, sen bunu ciddiye almıyor olabilirsin ama bu benim için önemli.

That's a very serious book, man.

Bu çok önemli bir kitap dostum.

Then you have a serious choice to make.

O zaman yapman gereken önemli bir seçim var.

Click to see more example sentences
serious büyük

But a very serious mistake might have been a better name.

Ama "Çok büyük bir hata" daha uygun bir isim olabilirdi.

Well, then that guy is in serious, serious trouble.

O zaman adamın başı belada, büyük belada.

This is a serious mistake.

Çok büyük bir hata yapıldı.

Click to see more example sentences
serious tehlikeli

Don't, this guy is serious and he's really dangerous.

Bu adam gerçekten ciddi ve gerçekten tehlikeli.

A fire is a serious threat to the ship.

Yangın gemi için çok ciddi bir tehlike.

It's a serious risk.

Bu çok ciddi bir tehlike.

Click to see more example sentences
serious ağır

The crime scene indicates a double murder, suicide and one seriously injured young man.

Olay yeri gösteriyor ki çifte cinayet, intihar ve ağır yaralı genç bir adam var.

It's a very serious accusation.

Bu çok ağır bir suçlama.

Two people die, one person is seriously injured.

İki kişi öldü, bir kişi ağır yaralandı.

Click to see more example sentences
serious ağırbaşlı

You and detective crews are terribly sweet and serious gentlemen, but mickey rayborn's my client.

Siz ve dedektif Crews çok sevimli ve ağırbaşlı beylersiniz. Ama Mickey Rayborn benim müşterim.

Heavy lightness, serious vanity.

Ağır hafiflik, Ağırbaşlı uçarılık.