English-Turkish translations for serve:

hizmet · hizmet etmek · servis · vermek · servis yapmak · hizmetinde olmak · görev yapmak · hizmet vermek · porsiyon · bakmak · servis atmak, servis atışı · çalışmak · kullanmak · hizmetini görmek · hapis yatmak · other translations

serve hizmet

I love my country, and it's an honour for me to serve my country, but it's still just a job.

Ülkemi seviyorum, ona hizmet etmek benim için bir onurdur, ama yine de o sadece bir iş.

You're here to serve a greater purpose.

Büyük bir amaca hizmet etmek için buradasın.

Yes! Of course, I I could serve another year.

Evet, elbette, bir sene daha hizmet edebilirim.

Click to see more example sentences
serve hizmet etmek

I love my country, and it's an honour for me to serve my country, but it's still just a job.

Ülkemi seviyorum, ona hizmet etmek benim için bir onurdur, ama yine de o sadece bir iş.

And police officers like you... .who forget your conscience and serve him.

Ve senin gibi polisler de vicdanını unutup ona hizmet ediyor.

He served his country, and he did it proud.

O bu ülkeye hizmet etti ve bunu gururla yaptı.

Click to see more example sentences
serve servis

This scary house, this lonely road, revenge is coming and best served cold.

Bu korkunç ev, Bu yalnız yol, İntikam geliyor ve en iyi soğuk servis edilir.

That girl serving coffee is your daughter, isn't she?

Şu kahve servisi yapan kız senin kardeşin, değil mi?

Three measures of Gordon's, one vodka, half a Kina Lillet, shaken not stirred, served in a champagne goblet.

Üç ölçü Gordon, bir votka, yarım Kina Lillet, çalkalanmış ama karıştırılmamış, şampanya kadehinde servis.

Click to see more example sentences
serve vermek

Percy gave you a gift, a new life, a chance to serve you country.

Percy size bir hediye verdi. Yeni bir hayat, ülkenize hizmet etme şansı.

Please, allow me to serve you.

Lütfen size hizmet etmeme izin verin.

I didn't serve anything.

Ben hiçbir şey vermedim.

Click to see more example sentences
serve servis yapmak

A bartender served another friend too much to drink?

Bir barmen, başka bir arkadaşına çok fazla içki servisi yapmış.

Okay Ron, you and Casey will serve.

Ron, sen ve Casey servis yapacaksınız.

Maria, take that to the dining room and serve it.

Maria, bunu yemek odasına götür ve servis yap.

Click to see more example sentences
serve hizmetinde olmak

But didn't you think it was a little bit odd that a show would cook and serve up a human being?

Ama sizce de öyle değil mi bu biraz garip olduğu bir gösteri olur yemek ve bir insan kadar hizmet?

John Kennedy served as the President of the United States.

John Kennedy Birleşik Devletler Başkanı olarak hizmet etti.

Serve her well, you'll make a good living.

Ona iyi hizmet edersen, iyi bir hayatın olur.

Click to see more example sentences
serve görev yapmak

You served two tours of duty in Afghanistan as an army ranger, is that correct, detective Lopez?

Siz iki görev turları yaptı Afganistan'da bir ordu korucu olarak, bir Doğru, dedektif Lopez?

We've served together for six years.

Altı yıl boyunca birlikte görev yaptık.

He has served abroad, in Iraq and Afghanistan

Yurt dışında, Irak ve Afganistan'da görev yapmış.

Click to see more example sentences
serve hizmet vermek

Percy gave you a gift, a new life, a chance to serve you country.

Percy size bir hediye verdi. Yeni bir hayat, ülkenize hizmet etme şansı.

Here he'll stay and here he'll serve.

Burada kalacak ve burada hizmet verecek.

At allow me to serve you.

Size hizmet etmeme izin verin.

Click to see more example sentences
serve porsiyon

What kind of favor requires you serving him a steak meal?

Ne tür bir iyilik, bir porsiyon biftek yemeği gerektirir?

Meanwhile, the equivalent serving of shrimp requires a layout of well over a dollar.

Bu arada, bir porsiyon karides bir doların üzerinde bir düzen gerektirir.

Get yourself an extra serving.

Fazladan bir porsiyon daha al.

Click to see more example sentences
serve bakmak

Look, detective, Henry served me well back in the day.

Bakın dedektif, Henry zamanında bana çok iyi hizmet etti.

Look, I just served a bunch of raging caffeine addicts.

Bak, az önce bir grup kafein bağımlısına servis yaptım.

Look, Shay served this house well.

Bakın, Shay bu istasyona iyi hizmet etti.

Click to see more example sentences
serve servis atmak, servis atışı

Europe B and South America to serve.

Avrupa B ve Güney Amerika servis atıyor.

South America to serve!

Güney Amerika servis atıyor.

Europe B and Africa to serve.

Avrupa B ve Afrika servis atıyor.

Click to see more example sentences
serve çalışmak

Gerald served on the board of Atlas MacDowell, correct?

Gerald, Atlas MacDowell için çalışıyordu, doğru mu?

Ashton Primary School's Iongest-serving teacher,

Ashton İlkokulunda uzun süredir çalışan öğretmen,

Djelloul who served the French?

Fransızlara çalışan Celil mi?

serve kullanmak

How may this unworthy one serve you?

Bu değersiz kul size nasıl hizmet edebilir?

This business serves as a useful front.

Bu kullanışlı bir paravan olabilir.

And this area serves as the Autobots' hangar.

Bu alan ise Autobotların hangarı olarak kullanılıyor.

serve hizmetini görmek

It's always nice to see you. Pleasure to serve you always.

Sizi görmek, size hizmet etmek her zaman bir zevk.

Apparently the one he serves has no name.

Görünüşe göre hizmet ettiğinin bir ismi yok.

serve hapis yatmak

Innocent civilian has served two years in jail!

Masum bir vatandaş iki yıl hapis yattı!