English-Turkish translations for set:

set · kuran, kurmak · ayarlanmış, ayarlı · takım · ayarlamak · etmek · yerleşmiş, yerleştirmek, yerleşmek · serbest bırakmak · ayar · hazırlamak · verilmiş · yapmak, yaptırmak · açmak · dizi · koymak · gelmek · batmak · sahne · grup · belirlemek · başlamak · hal · yemek takımı · durum · düzenek · yazmak · kullanmak · dekor · sin set · alıcı · seri · other translations

We also found translations for word set in Turkish.

set set

This is like a movie set.

Burası bir film seti gibi.

Game, set and match to you, Gina.

Oyun, set ve maç senin Gina.

Oh, it's my mother's birthday next week, so I need two gift sets.

Gelecek hafta annemin doğum günü var, iki hediye seti istiyorum

Click to see more example sentences
set kuran, kurmak

Yes. And also most likely, something will happen to me please set up a camera and capture it.

Ve ayrıca büyük olasılıkla, bana bir şey olacak lütfen bir kamera kurun ve onu yakalayın.

You want to set up another trap?

Başka bir tuzak kurmak ister misin?

To set up an underwater republic is not that easy.

Bir su altı cumhuriyeti kurmak o kadar kolay değil.

Click to see more example sentences
set ayarlanmış, ayarlı

Oh, everything is set for the party tonight.

Bu geceki parti için her şey ayarlandı,

Call Larry and set another meeting.

Larry'i ara ve başka bir buluşma ayarla.

Well, it was all set.

Şey, her şey ayarlandı.

Click to see more example sentences
set takım

But please, do me a favor, set a good example and join the Team first!

Ama lütfen bana bir iyilik yap, İyi örnek ol ve ilk önce Takım'a katıl.

He made me this set.

Bana bu takımı yaptı.

They're a set.

Onlar bir takım.

Click to see more example sentences
set ayarlamak

Just give me a few hours before we set the whole world down on her.

Sadece bana bir kaç saat vermek Biz onu tüm dünya aşağı ayarlayın önce.

And set up a press conference.

Ve bir basın toplantısı ayarlayın.

Two guys were about to set another guy on fire.

Iki adam üzereydik yangın başka bir adam ayarlayın.

Click to see more example sentences
set etmek

Get everything set up and wait for us there.

Her şeyi hazır et ve bizi orada bekle.

We're following a specific set of rules and playing a system.

Belirli kuralları takip ediyoruz ve bir sisteme göre oynuyoruz.

Help me set the table

Masa için yardım et.

Click to see more example sentences
set yerleşmiş, yerleştirmek, yerleşmek

Okay, dinner is all set.

Tamam, akşam yemeği hazır.

Dinner set, hot coffee.

Yemek ve sıcak kahve.

What kind of dining set defines me as a person?

Ne tür bir yemek takımı beni birey olarak tanımlar?

Click to see more example sentences
set serbest bırakmak

Hey, will you just kill me or set me free.

Hey, ya beni öldür ya da serbest bırak.

'But still, the criminal justice system set me free.

Ama yine de adalet sistemi beni serbest bırakıyor.

You kill me or set me free!

Ya öldür ya da serbest bırak!

Click to see more example sentences
set ayar

So, sir, popcorn setting, always too short, am I right?

Efendim, mısır patlatma ayarı her zaman çok kısa, haklı değil miyim?

Isn't that the normal setting?

Normal ayarı bu değil mi?

See, this thing has two settings, high and low.

Bak, bu şeyin iki ayarı var, yüksek ve düşük.

Click to see more example sentences
set hazırlamak

Just do me a favor and set the table.

O zaman bana bir iyilik yap ve masayı hazırla.

Now go and set the table.

Şimdi git ve masayı hazırla.

Shut up and set two more places.

Kapa çeneni de iki yer daha hazırla.

Click to see more example sentences
set verilmiş

Just give me a few hours before we set the whole world down on her.

Sadece bana bir kaç saat vermek Biz onu tüm dünya aşağı ayarlayın önce.

Every hour, every kiss, every memory we set on fire,

Her saat, Her öpücük Ateşe verdiğimiz her anı

Gave me a plastic backgammon set!

Bana plastik bir tavla takımı verdi!

Click to see more example sentences
set yapmak, yaptırmak

But please, do me a favor, set a good example and join the Team first!

Ama lütfen bana bir iyilik yap, İyi örnek ol ve ilk önce Takım'a katıl.

Look, man, he made a mistake, his friend set him up.

Bak adamım. Bir hata yaptı, arkadaşı ona tuzak kurdu.

Just do me a favor and set the table.

O zaman bana bir iyilik yap ve masayı hazırla.

Click to see more example sentences
set açmak

Do us all a favor and set up shop somewhere else.

Hepimize bir iyilik yap ve başka bir yerde dükkan .

Set up a separate bank account for it.

Onun için ayrı bir banka hesabı .

Danny Flynn wants to set up a gym there.

Danny Flynn orada bir spor salonu açmak istiyor

Click to see more example sentences
set dizi

Uh, this is a set.

Burası bir dizi seti.

There's a set of tracks here.

Burada bir dizi iz var.

Oh, Dave, grow a set, would ya?

Oh, Dave, bir dizi büyümek olur ya?

Click to see more example sentences
set koymak

And set me free

Ve beni özgür koy

It's actually very set in stone.

Aslında bu çok taş koymak.

Okay, please, set it down.

Tamam lütfen yere koy.

Click to see more example sentences
set gelmek

Come over here, you bastard, and set me free!

Gel buraya, piç herif, beni serbest bırak.

Hey, Max, come here and help me set up the tent, will you?

Hey, Max, gel buraya ve çadırı kurmama... .yardım et tamam mı?

After Mystique left Charles, she came with me and I set her on a dangerous path.

Mystique, Charles'dan ayrıldıktan sonra bana geldi ben de onu tehlikeli bir yola soktum.

Click to see more example sentences
set batmak

A setting sun, a deserted beach, a long kiss.

Batan bir güneş. Terkedilmiş bir plaj. Uzun bir öpücük.

'Sun sets in ten minutes, Yuri.

Güneş on dakika içinde batacak Yuri.

Too late the sun has set.

Çok geç Güneş batıyor.

Click to see more example sentences
set sahne

It's gonna be a great set.

Çok iyi bir sahne olacak.

Maybe we should set a scene here.

Belki de burada bir sahne yazmalıyız.

It's a social setting.

Bu sosyal bir sahne.

Click to see more example sentences
set grup

Now we have a set of suspects.

Şimdi elimizde bir grup şüpheli var.

The day after his execution a young schoolboy set up a secret group.

İdam edilmesinden bir gün sonra genç bir öğrenci gizli bir grup kurdu.

Set up a VlP list, great music, great food, a band

VIP listesi hazırla, Iyi müzik, iyi yiyecek Müzik grubu Grup?

Click to see more example sentences
set belirlemek

Mr. Sulu, set a course for the Klingon battle fleet.

Bay Sulu, Klingon savaş filosu için rota belirleyin.

So, Dr. Brennan, have you set a date yet?

Dr. Brennan, belirlediğiniz bir tarih var mı?

Well, he's Chief now, so he sets the agenda, same as always.

Artık şef o, bu yüzden gündemi o belirliyor: Her zaman olduğu gibi.

Click to see more example sentences
set başlamak

Then the old man started giving me television sets.

Sonra yaşlı adam bana televizyon vermeye başladı.

Earth's single sun was setting, and the Mayor began to speak

Dünya'nın tek güneşi batıyordu ve Belediye Başkanı konuşmaya başladı

Rigor was just setting, so three, four hours tops.

Katılaşmaya yeni başlamış. En fazla üç, dört saat.

Click to see more example sentences
set hal

There's still time, The sun hasn't set.

Hala zaman var, Güneş hala batmadı.

The paint's still good, but that fellow's just set up a business and needs a good start.

Boyası hala iyi, ama bu adam yeni kurdu ve iyi bir başlangıca ihtiyacı var.

These two people met on set and are still dating.

Bu iki kişi sette tanıştı ve hala çıkıyorlar.

Click to see more example sentences
set yemek takımı

The dining room set arrives Thursday, but have a look in here.

Yemek odası takımı perşembe gelecek ama gel de bir bak.

What kind of dining set defines me as a person?

Ne tür bir yemek takımı beni birey olarak tanımlar?

What kind of dining set defiines me as a person?

Ne tür bir yemek takımı beni bir birey olarak tanımlar?

Click to see more example sentences
set durum

All units, setting condition orange.

Tüm birimler, turuncu durum devrede.

Set condition Zebra!

Zebra durumuna geçin!

Mr Copper, the teleports, have they got emergency settings?

Bay Copper, ışınlanma sisteminin acil durum ayarları var mı?

Click to see more example sentences
set düzenek

Weight, height, peripheral vision set.

Kilo, boy, çevresel görme düzeneği.

There's a sandbox and a swing set

Kum havuzu ve salıncak düzeneği var.

set yazmak

Every summer, a new plan, a new set of drawings, another dream.

Her yaz yeni bir plan. Yepyeni fikirler Bir başka düş.

Because the sun never sets in the summer bedtime is anytime.

Çünkü güneş yaz aylarında hiç batmaz her zaman yatma zamanı.

set kullanmak

The guy uses his girlfriend's corpse to set a trap.

Adam kız arkadaşının cesedini tuzak kurmak için kullanıyor.

Jimmy Naps set Fornell up.

Jimmy Naps, Fornell'i kullandı.

set dekor

The setting. all in soft green: a garden. a fountain.

Dekor tamamiyle tatlı bir yeşil: Bir bahçe, bir de çeşme.

set sin set

Sete Gibernau clips the back of Loris Capirossi's Ducati.

Sete Gibernau, Loris Capirossi'nin Ducati'sine arkadan bindiriyor.

set alıcı

By the way, this was another spectacular set built by Michael Riva.

Bu arada, bu Michael Riva'nın yaptığı bir başka göz alıcı set.

set seri

Coming up next a super-set of songs about clouds.

Sırada bulutlarla ilgili müthiş bir şarkılar serisi.