English-Turkish translations for sex:

seks · seksi · cinsel · cinsiyet · altı · cinsellik · cins · seviş · cinsiyetsiz · other translations

sex seks

I want to have sex with her at least one more time!

Ben en azından bir kez daha onunla seks yapmak istiyorum.

Sex has never been very important to me.

Seks benim için asla çok önemli olmamıştı.

But you have sex with me.

Ama sen de benimle seks yaptın.

Click to see more example sentences
sex seksi

I think about you and it feels special, like a sex thing.

Ben de seni düşünüyorum. Seksi bir şey gibi özel hissettiriyor.

Well, pregnant sex is awesome, isn't it?

Hamile seksi harika, öyle değil mi?

That's how I know sex.

Ben seksi böyle biliyorum.

Click to see more example sentences
sex cinsel

No, that's your sex life.

Hayır, bu senin cinsel hayatın.

Was this a sex thing? What?

Bu cinsel bir şey mi?

Oh, finally, the sex talk!

Oh, sonunda, cinsel konuşma!

Click to see more example sentences
sex cinsiyet

Something like a sex-change operation or a secret pregnancy or a radioactive spider bite.

Cinsiyet değiştirme ameliyatı gibi birşey, ya da gizli hamilelik, ya da radyoaktif örümcek ısırması.

Age, sex, personal history

Yaş, cinsiyet, kişisel geçmişi

And oh, my god, those sex-change operations that plastic surgeons do?

Ve, tanrım, tüm o cinsiyet değiştirme ameliyatlarını plastik cerrahlar yapıyor.

Click to see more example sentences
sex altı

One, two, three, four, five, sex, seven, eight, nine.

Bir, iki, üç, dört beş, altı, yedi, seks.. dokuz.

I haven't had sex in six no seven months.

Tam altı Hayır, yedi aydır seks yapmadım.

Six months without sex.

Sex olmadan altı ay.

Click to see more example sentences
sex cinsellik

But love without sex is not love

Ama cinsellik olmadan aşk da olmaz.

Oh, there's always sex in your voice, Sam.

Senin sesinde her zaman cinsellik var Sam.

I'm a sex therapist specializing in senior sexuality.

Ben bir seks terapistiyim. Yetişkin cinselliği uzmanlık alanımdır.

Click to see more example sentences
sex cins

There is a girl a female of the opposite sex.

Bir kız var. Bir dişi. Karşı cinsten biri.

There's a girl, female. The opposite sex.

Bir kız var, dişi, karşı cinsten.

Equality, real equality of the sexes bothers you, doesn't it.

Eşitlik, cinsler arasındaki eşitlik seni rahatsız ediyor, değil mi?

Click to see more example sentences
sex seviş

Eat food, have sex and sleep.

Yemek ye, seviş ve uyu.

Come on, Joey, sex me up.

Hadi ama Joey, seviş benimle.

Me? Ooh! "Roses are red, violets are blue, please have sex with me.

Bana mı? Güller kırmızı, menekşeler mavi lütfen benimle seviş".

Click to see more example sentences
sex cinsiyetsiz

It's tales, he's no sex-freak.

Palavra, cinsiyetsiz bir ucubedir.