English-Turkish translations for shadow:

gölgeli, gölge, gölgen · gölgelemek · gölge gibi · karanlık · far · gölge düşürmek · hayalet · ruh · other translations

shadow gölgeli, gölge, gölgen

Four hours of fresh air for your partner and a shadow of a life for yourself.

Ortağın için dört saatlik temiz hava ve kendin için gölge gibi bir hayat.

There's a shadow over everything.

Her şeyin üzerinde bir gölge var.

His shadow spell was successful.

Onun gölge büyüsü başarılı oldu.

Click to see more example sentences
shadow gölgelemek

Wait a minute, is that a Book of Shadows?

Dur bir dakika, bu gölgeler kitabı mı?

Like you know anything about the shadows.

Sanki Gölgeler hakkında bir şey biliyorsun.

And Lisa Randall's efforts to learn about extra dimensions begins, like Plato's, with studying shadows.

Ve Lisa Randall'ın fazladan boyutları öğrenme çabaları, Plato'nun ki gibi gölgeler ile çalışarak başlıyor.

Click to see more example sentences
shadow gölge gibi

Four hours of fresh air for your partner and a shadow of a life for yourself.

Ortağın için dört saatlik temiz hava ve kendin için gölge gibi bir hayat.

There's a shadow, like someone was following her.

Şurada bir gölge var sanki birisi, onu takip ediyormuş gibi.

It moved. Like a shadow, but nothing was there.

Gölge gibi hareket ediyordu, ama ortada hiçbir şey yoktu.

Click to see more example sentences
shadow karanlık

That's not darkness down those tunnels. This is not a shadow.

Alt tüneller karanlık falan değil, bu bir gölge de değil.

There is a darkness around Edgar Volgud and that shadow has dimmed all that was happy here.

lnger, Edgar Volgud'un etrafında bir karanlık var,,, ve bu gölge burda mutlu olan ne varsa kararttı,

And the Shadow always knows.

Karanlık her zaman bilir.

Click to see more example sentences
shadow far

Yes, I always wanted dark blue eye shadow.

Evet, her zaman koyu mavi göz farı kullanırım.

Are you wearing eye shadow, Charlie?

Sen göz farı sürdün, Charlie?

That's my eyeliner eye shadow and eyelashes.

Göz kalemi. Göz farı. Ve kirpikler.

Click to see more example sentences
shadow gölge düşürmek

Syd cast a long and large shadow over events.

Syd olayların üzerine uzun ve geniş bir gölge düşürdü.

Then a shadow falls over them.

Sonra bir gölge üzerlerine düşüyor.

Because a shadow is falling over creation.

Çünkü yaradılışın üzerine bir gölge düşüyor.

Click to see more example sentences
shadow hayalet

It's a shadow something.

Bu bir hayaletimsi bir şey.

Just ghosts and shadows.

Sadece hayaletler ve gölgeler.

A serpent, a shadow, the devil herself.

Bir hayalet, bir yılan, şeytanın ta kendisi.

shadow ruh

Spirit, are these people real or are they shadows?

Ruh, bu insanlar gerçek mi yoksa gölge mi?

Come my shadow-kissed soul mate.

Baba gel, gölgenin öptüğü ruh eşim.

And this feeling, like a shadow passing over your soul.

Ve bu his, aynı bir gölge gibi, ruhunun içinden geçiyor.