English-Turkish translations for she:

o · kadın · hali · dişi · gönül · filiz · nikita · odun · kızcağız · other translations

she o

She don't know anything about me, but I know everything about her.

O benim hakkımda hiçbir şey bilmiyor, ama ben onun hakkında her şeyi biliyorum.

What is she doing here then?

O zaman burada işi ne?

The girl, do you know what she was?

O kız, onun ne olduğunu biliyor musun?

Click to see more example sentences
she kadın

I don't want to say things like this, but she's not good enough for you!

Bu tür şeyler söylemek istemiyorum ama o kadın senin için yeterince iyi değil!

She was a very beautiful woman.

O, çok güzel bir kadındı.

She's a good woman, okay?

O iyi bir kadındır, tamam mı?

Click to see more example sentences
she hali

Then why did she do it?

O halde neden yaptı bunu?

So what was she doing up here?

O halde burada ne işi varmış?

Good, then she won't be alone.

İyi o halde yalnız olmaz.

Click to see more example sentences
she dişi

Is it a she?

O bir dişi mi?.

She liked to bite things and had four sharp teeth.

Bir şeyleri ısırmayı severdi ve dört keskin dişi vardı.

This female is the biggest so she eats first.

Bu dişi en büyükleri; ilk o başlıyor.

Click to see more example sentences
she gönül

She called last week to volunteer and I asked for her help.

Geçen hafta gönüllü olmak için aradı, ben de yardımını istedim.

She volunteered some information to her mother and me.

Annesi ve bana bilgi vermek için o gönüllü oldu.

She's a public health volunteer.

Kız gönüllü bir sağlık çalışanı.

Click to see more example sentences
she filiz

She and I loved that movie.

O ve ben o filmi çok severdik.

Kate isn't an elephant. She's a snake, and she's going to my school.

Kate fil değil, O bir yılan, ve benim okuluma gidecek.

Something tells me she wouldn't like that movie.

Bir şey bana o filmi sevmeyeceğini söylüyor.

Click to see more example sentences
she nikita

Because she is "La Femme Nikita," and her job at Modern Fashion is just a cover.

Çünkü o bir "La Femme Nikita" Ve Modern Fashion'daki işi de sadece bir kamuflaj.

Maybe she knows something about Nikita.

Belki Nikita hakkında bir şeyler biliyordur.

Nikita's taken Gaines hostage, she's using him as a body shield.

Nikita, Gaines'i rehin olarak tutuyor. Bedenini kalkan olarak kullanıyor.

Click to see more example sentences
she odun

She's taking my room.

O benim odamı alıyor.

She accepted my room.

Benim odamı kabul etti.

she kızcağız

She's alone in that room all day.

O kızcağız bütün gün bir başına o odada

Oh, but she's such an alcoholic.

Ah, ama kızcağız tam bir alkolik.