English-Turkish translations for shine:

parlamak · ışıldamak · parlaklık · cila · parlak olmak · renk · parıldamak · ışıltı · other translations

shine parlamak

I'm not good enough because you're looking for a knight in shining armor.

Yeterince iyi değilim çünkü sen parlayan zırhı olan bir şövalye arıyorsun.

Rise and shine, Jason.

Yüksel ve parla, Jason.

Rise and shine, sleepy head. It's Sunday.

kalk ve parla, uykucu, bugün pazar.

Click to see more example sentences
shine ışıldamak

Variety lights, shining like stars Because I love you so

Varyete ışıkları, ışıldar yıldızlar gibi çünkü seni seviyorum.

Amid blasphemy, shines forgiveness. Forgiveness?

Küfür arasında affetmek ışıldar Affetmek mi?

Evil sparkles, shines

Kötülük parlar, ışıldar

Click to see more example sentences
shine parlaklık

Hey, come on, you two, rise and shine.

Hey, sen iki, hadi yükselişi ve parlaklık.

Give my car a good shine.

Arabama iyi bir parlaklık ver.

top-grade reculid gives it a remarkable metallic shine.

En üst katman're culid', ona fevkalade bir metalik parlaklık sağlar.

shine cila

A Iight shine, boys, and send the specimen to Nurse Ratched.

Bir cila çekelim de çocuklar örneği Hemşire Ratched'a gönderelim.

Polished brass, brilliant silver, mahogany shining like a mirror.

Cilalı pirinç, parlak gümüş, ayna gibi parlayan maun.

shine parlak olmak

A shining planet known as Earth.

Dünya olarak bilinen parlak bir gezegene

shine renk

But I see your true colors shining through

Ama ben senin parlayan gerçek renklerini görüyorum

shine parıldamak

The GreatMirror shines withouthaste, timeless,

Büyük Ayna parıldar, acele etmeden, ilânihaye

shine ışıltı

Shines and gleams, Like liquid sunshine.

Parlak ve ışıltılı berrak güneş ışığı gibi.