English-Turkish translations for ship:

gemi, gemiler · uzay gemisi · uçak · göndermek · birlik · gemicilik · gemiye binmek · tekne · kayık · vapur · tayfa olmak · other translations

ship gemi, gemiler

You know, this ship is really, really, really big.

Biliyor musunuz, bu gemi gerçekten gerçekten büyük.

Sir, there's another ship coming in.

Efendim, başka bir gemi geliyor.

You're lucky to be part of such a ship.

Bu geminin bir parçası olduğun için şanslısın.

Click to see more example sentences
ship uzay gemisi

A space ship.

Bir uzay gemisi.

That underground pyramid isn't a pyramid it's a rocket ship!

Yeraltındaki piramit, bir piramit değil o bir uzay gemisi!

Because they're not space ships.

Çünkü bunlar uzay gemisi değil ahbap.

Click to see more example sentences
ship uçak

Like a ship or a plane.

Bir gemi veya uçak gibi.

Trains, planes and ships are all under surveillance.

Trenler, uçaklar ve gemiler hepsi gözetim altında.

It's a kraang stealth ship.

Bu Kraang'in bir casus uçağı.

Click to see more example sentences
ship göndermek

Wait a minute, not everyone's been sent off the ship.

Bir dakika bekleyin değil herkesin Geminin kapalı gönderildi.

Send a ship to search for them.

Onları aramak için bir gemi gönderin.

You sent them to that ship.

Onları o gemiye sen gönderdin.

Click to see more example sentences
ship birlik

We chose this ship together.

Bu gemiyi birlikte seçtik.

This fabulous ship, together with its queen, the fabulous Cleopatra.

İnanılmaz kraliçe Kleopatra ile birlikte bu harika gemi.

That ship sailed with Drew Thompson.

O gemi Drew Thompson'la birlikte kalktı.

Click to see more example sentences
ship gemicilik

Iron industry, shipping, petroleum.

Demir endüstrisi, gemicilik, petrol.

Thompson versus Thompson Shipping.

Sonraki Thompson ve Thompson Gemicilik.

Ground level, vokolov shipping company.

Sıfır seviyesi. Vokolov Gemicilik Şirketi.

Click to see more example sentences
ship gemiye binmek

And that's how little Nineteen Hundred grew up inside that cradle as big as a ship.

Ve işte küçük Bin Dokuz Yüz böyle büyüdü Bir gemi kadar büyük bir beşik içinde.

Board it. That's not my ship anymore.

Gemiye binin, o artık benim gemim değil.

One thousand ships, average crew size:

Bin gemi, ortalama mürettebat sayısı:

Click to see more example sentences
ship tekne

It is a huge ship.

Bu büyük bir tekne.

Ship. Ship, boat.

Tekne değil gemi.

The "magus" she is a ship.

Tekne. Magus, o bir gemi.

ship kayık

It's not a ship. It's a skiff and it's disposable.

O bir gemi değil, o bir kayık ve tek kullanımlık!

ship vapur

This ain't no boat, this a ship.

Bu vapur değil, bu bir gemi.

ship tayfa olmak

The ship and her entire crew are gone.

Gemi yok oldu ve tüm tayfa öldü.