English-Turkish translations for shot:

vuruş, vurmak · atış · ateş · ateş etmek · atıcı · şans · çekim, çekmek · silah · iğne, iğnesi · şut · ihtimal · nişancı · kurşun · fotoğraf · mermi · yardım · atma · gülle · resim · görüntü · top · film çekme · aşı · tahmin · deneme · destek · dolu · birdenbire · girişim · saçma · other translations

shot vuruş, vurmak

Because she shot at him first! You see what that is? You know what that is?

Çünkü onu önce o vurdu. bunun ne olduğunu görüyor musunuz? bunun ne olduğunu biliyor musunuz?

This man, he just shot his wife.

Bu adam, Az önce kendi karısını vurdu.

That bastard shot me.

O aşağılık beni vurdu.

Click to see more example sentences
shot atış

I mean, I gave it my best shot, I did, but it just didn't work out for me.

Yani, ben yaptım, benim en iyi atış verdi ama bu sadece benim için işe yaramadı.

Well, you gave it your best shot.

Peki, sizin en iyi atış verdi.

Good shot, baby.

İyi atış, bebeğim.

Click to see more example sentences
shot ateş

I don't know who, but somebody shot at me.

Kim olduğunu bilmiyorum ama biri bana ateş etti.

That's why he shot you.

Bu yüzden ateş etti sana.

I said, "Take the shot!

Ben "Ateş et!" Dedi

Click to see more example sentences
shot ateş etmek

I don't know who, but somebody shot at me.

Kim olduğunu bilmiyorum ama biri bana ateş etti.

He shot at me, all right?

Bana ateş etti tamam mı?

Someone just shot at me!

Birisi bana ateş etti!

Click to see more example sentences
shot atıcı

Well, thank God you're not a very good shot, then.

O zaman, çok şükür ki iyi bir atıcı değilsin.

You got a clean shot.

Temiz bir atışın var.

Take your best shot, son.

En iyi atışını yap, oğlum.

Click to see more example sentences
shot şans

Come on. Come on I'll give you one shot because I like you.

Hadi, hadi, sana bir şans vereceğim çünkü seni çok sevdim

No, I'll give you another shot at it.

Hayır, sana başka bir şans daha vereceğim.

Look, we gave her a shot.

Bak biz ona bir şans verdik.

Click to see more example sentences
shot çekim, çekmek

That's a really good shot.

Bu gerçekten iyi bir çekim.

It's a simple shot.

Bu basit bir çekim.

Oh, this is your shot?

Oh, bu senin çekimin mi?

Click to see more example sentences
shot silah

Because she had a gun and shot me.

Çünkü bir silahı vardı ve beni vurdu.

So you're saying you think The driver shot her and left the gun?

Yani sen sürücü ona ateş etti ve silahı bıraktı diyorsun?

Ballistics said it was the gun that shot a police officer three weeks ago.

Balistik, bunun üç hafta önce bir polis memurunu vuran silah olduğunu söyledi.

Click to see more example sentences
shot iğne, iğnesi

My husband gave him a shot.

Kocam ona bir iğne vurdu.

Did Tom give you another shot?

Tom başka bir iğne mi yaptı sana?

Thanks for the shot, Doc.

İğne için teşekkürler Doktor.

Click to see more example sentences
shot şut

And this isn't your last shot.

Ve bu senin son şutun değil.

Go baby go go go. Great shot.

Hadi bebek git git git Güzel şut

Nice shot, Johnny!

Güzel şut, Johnny!

Click to see more example sentences
shot ihtimal

Yeah, but it's still a shot.

Evet ama yine de bir ihtimal işte.

This is a long shot.

Bu uzak bir ihtimal.

Maybe we have a shot.

Belki bir ihtimal vardır.

Click to see more example sentences
shot nişancı

But he wasn't a very good shot.

Ama çok iyi bir nişancı değildi.

I'm not that bad of a shot.

O kadar da kötü nişancı değilim.

No, I'm not a good shot.

Hayır ben iyi nişancı değilim.

Click to see more example sentences
shot kurşun

But Jack, he escaped the island, and still has that single shot.

Ama Jack adadan kaçtı ve o tek kurşun hâlâ duruyor.

This is mine: shot in the heart

Bu benim ki: kalbe bir kurşun.

Of course terrible thing a gun shot wound.

Tabii, berbat bir şey. Bir kurşun yarası.

Click to see more example sentences
shot fotoğraf

Is that his head shot?

Bu onun kafa fotoğrafı mı?

This photo, was it shot Tuesday or Thursday?

Bu fotoğraf salı çekildi perşembe mi?

And most importantly, the group shot.

Ve en önemlisi; grup fotoğrafı.

Click to see more example sentences
shot mermi

Three shots fired, no blood, no bullet holes.

Üç el ateş edilmiş Kan yok Mermi deliği de yok.

I gave you all your seven or eight rounds of shots.

Sana tüm yedi verdi ya da çekim sekiz mermi.

Claire, you get six shots.

Claire, altı tane mermi al.

Click to see more example sentences
shot yardım

I got shot. Thank God this guy helped me. Jesus.

Vuruldum tanrıya şükür bu adam bana yardım etti

Help him, he's been shot.

Ona yardım edin, vuruldu.

Your brother's shot and he can help you.

Kardeşiniz vurulmuş, ve o size yardım edebilir.

Click to see more example sentences
shot atma

High jump, long jump, javelin throw, shot put, pole vault.. .

Yüksek atlama, uzun atlama, cirit atma,.. gülle atma, sırıkla atlama

There's Grunstadt and Holmes, Miss Bush, shot-put medals.

Grunstadt, Holmes, Bn. Bush, gülle atma madalyası.

Papua New Guinea surprise everyone in the shot-put.

Papua Yeni Gine gülle atmada herkesi şaşırtıyor.

Click to see more example sentences
shot gülle

More powder and double shot.

Biraz daha barut ve iki gülle.

High jump, long jump, javelin throw, shot put, pole vault.. .

Yüksek atlama, uzun atlama, cirit atma,.. gülle atma, sırıkla atlama

There's Grunstadt and Holmes, Miss Bush, shot-put medals.

Grunstadt, Holmes, Bn. Bush, gülle atma madalyası.

Click to see more example sentences
shot resim

That really is a great shot.

Gerçekten çok güzel bir resim.

Homer, you shot all these pictures.

Homer, bu resimlerin hepsini sen çektin.

That shot is awesome, Les!

Bu resim harika Les.

Click to see more example sentences
shot görüntü

That's a pretty shot.

Bu güzel bir görüntü.

Maybe one of the cameramen shot footage of Darcy for Witten's personal use, too.

Belki Darcy en kameraman çekim görüntüleri biri Witten kullanıcısının kişisel kullanım için, çok.

Very, very natural, indoor organic beach shots

Çok, çok doğal. İç mekan doğallığında plaj görüntüleri.

Click to see more example sentences
shot top

So he's never shot a cannon.

O hiç bir topu ateşlemedi.

A feather shot brings me to the yellow ball.

Hafif bir vuruş sarı topa getirir beni.

At that time I was singing Khoya Khoya Chand Khula aasmaan and then took a shot!

O sırada da Khoya Khoya Chand Khula Aasmaan söylüyordum ve sonra topa vurdum.

shot film çekme

That film was shot two months after Darcy Blaine was supposedly murdered.

O film çekildi Darcy Blaine sözde öldürüldü iki ay sonra.

She shot one movie here.

Burada bir film çekti.

Produced by Lorens Marmstedt of Terrafilm, shot at Sandrew studios.

Yapımcı; Terrafilm'den Lorens Marmsted, film Sandrew stüdyolarında çekildi.

shot aşı

So what exactly does that shot do?

O aşı tam olarak ne yapıyor peki?

Now, give me the shot.

Şimdi bana bir aşı ver.

Pogue, give me another shot.

Pogue, bana bir aşı daha ver.

shot tahmin

Guess what, I just shot a bear.

Tahmin et ne oldu? Bir ayı vurdum!

Why? Because he is stupid and he is predictable and, well ever since I shot his ear off, he kinda he kinda leans to the left.

Neden? o aptal olduğu için ve o tahmin edilebilir ve iyi o zamandan beri onun kulağına kapalı atış, o tür o tür sola eğilir.

Guess who's alive and shot in the butt?

Tahmin et kim yaşıyor ve kıçından vuruldu?

shot deneme

Then this is worth a shot, isn't it?

O zaman bu denemeye değer, değil mi?

Not by much, but it's a shot.

Pek fazla değil ama bir deneme.

shot destek

Shots fired, request backup now!

Ateş edildi, destek istiyorum hemen!

Shots fired. Call for backup!

Ateş edildi Destek iste.

shot dolu

Oh, Marty The whole weekend's shot

Marty. Tüm hafta sonum dolu.

The whole weekend's shot.

Tüm hafta sonum dolu.

shot birdenbire

So Director Kim suddenly shot Chief Cha and the President?

Yani Amir Kim birdenbire Şef Cha ve Başkan'ı vurdu öyle mi?

shot girişim

Ike Clanton was shot and killed two years later during an attempted robbery.

Ike Clanton iki yıl sonra bir soygun girişiminde vuruldu ve öldü.

shot saçma

You hear this'm ythic shot' shit?

Şu epik çekim saçma lığını duydun mu?