should've

You asked me a simple question and I really should've given you a very simple answer.

Bana basit bir soru sordun ve ben sana gerçekten basit bir cevap veremedim.

I've got something I should go do.

Gidip yapmam gereken bir şey var.

Katie, I got to tell you something and I should've told you a long time ago.

Katie, Sana bir şey anlatmalıyım ve bunu sana uzun zaman önce söylemem gerekirdi.

Okay, I probably should've asked you this before, but is this your car, Crash?

Tamam, muhtemelen bu soruyu daha önce sormalıydım,. .ama bu senin araban mı, Crash?

Colonel, I've got something you should know about.

Albay, bilmeniz gereken bir şey var. Evet?

Yeah, and I should've told you, but I mean, the guy did a good thing.

Evet ve sana söylemeliydim, ama düşündüm ki, çocuk iyi bir şey yaptı.

Something I should've told you a long, long time ago.

Çok uzun zaman önce söylemem gereken bir şey.

There's something I should've told you a long time ago.

Sana uzun zaman önce söylemiş olmam gereken bir şey var.

I've been thinking, maybe we should take a break.

Düşündüm de belki de biraz ara vermeliyiz.

I know I should've, but A few years ago, after my parents died I

Söylemem gerekirdi biliyorum, ama birkaç yıl önce ailem öldükten sonra ben