English-Turkish translations for sign:

işaret, işaretli · iz · belirti · imzalamak · tabela · sinyal · imza atmak · ifade · gösterge · işaret etmek · levha · simge · pankart · anlaşmak · mucize işareti · sembol · bulgu · imza etmek · delil · emare · belirtmek · other translations

sign işaret, işaretli

Okay, maybe not a miracle but a sign, at least? All right?

Tamam, belki bir mucize değil ama en azından bir işaret.

No, this is a sign, buddy.

Hayır, bu bir işaret, ahbap.

Hey, there's a sign!

Hey, bir işaret var!

Click to see more example sentences
sign iz

And you're telling me, absolutely, absolutely that there was no sign of Kim?

Ve bana diyorsunuz ki; kesinlikle, kesinlikle Kim'den bir iz yok.

No sign of them here.

Burada onlardan iz yok.

There's a weapon with prints and a signed confession.

Parmak izleriyle dolu bir silah ve imzalı bir itiraf var.

Click to see more example sentences
sign belirti

There's nothing to be afraid of, no sign of a little girl.

Korkacak bir şey yok, küçük bir kız belirtisi de yok.

No signs of a struggle, no blood anywhere else.

Boğuşma belirtisi yok, başka bir yerde kan da yok.

Still no signs of life, Captain.

Hala yaşam belirtisi yok Kaptan.

Click to see more example sentences
sign imzalamak

I wrote a letter or she wrote it and I signed it, I can't even remember which.

Bir mektup yazdım Ya da o yazdı ve ben imzaladım Hangisi olduğunu bile hatırlayamıyorum.

Would you sign this, please?

Bunu imzalar mısın lütfen?

So I can't sign this form.

Yani bu formu imzalamak olamaz.

Click to see more example sentences
sign tabela

Yeah, but there's no sign.

Evet ama hiç tabela yok.

Was there a sign?

Bir tabela var mıydı?

The sign says, "Take one.

Tabela "bir tane alın" diyor

Click to see more example sentences
sign sinyal

It's another life sign.

Başka bir yaşam sinyali.

But there are no life signs.

Ama hiç yaşam sinyali yok.

Those are human life signs.

Bunlar insan yaşam sinyalleri.

Click to see more example sentences
sign imza atmak

Liza Carpenter signed in two weeks ago, and Dante Gunther, about a week after that.

Liza Carpenter iki hafta önce imza atmış. Dante Gunther'sa ondan yaklaşık bir hafta sonra.

Just sign here please.

Buraya imza atın lütfen

Because you signed a confidentiality agreement, and I'm your boss.

Çünkü gizlilik anlaşmasına imza attın. Ve ben senin patronunum.

Click to see more example sentences
sign ifade

This statement was signed by your wife an hour ago.

Bu ifade bir saat önce karın tarafından imzalandı.

And he signed a statement to that.

Ve bunun için bir ifade imzaladı.

It doesn't matter Because eddie just signed a plea half-hour ago.

Bunun bir önemi yok çünkü Eddie yarım saat önce ifadesini imzaladı.

Click to see more example sentences
sign gösterge

As a sign of respect, To give two million dollars.

Bir saygı göstergesi olarak, iki milyon dolar vermek için.

It's a sign of respect.

Bu bir saygı göstergesi.

It's a sign of respect, right?

Bu saygı göstergesi. Değil mi?

Click to see more example sentences
sign işaret etmek

Maybe you should take this as a sign, Ari.

Belki bunu bir işaret olarak kabul etmelisin, Ari.

Wait, don't sign that!

Dur, bunu işaret etme!

What more do you need to admit? They lack the potion, a sign?

Daha ne olduğunu onlar iksiri, bir işaret yok itiraf etmek gerekiyor?

Click to see more example sentences
sign levha

Oh God, another sign of emergency.

Tanrım, işte başka bir levha.

That's a stop sign!

Bu bir "Dur" levhası!

That sign says "private party.

Levha "özel parti" diyor.

Click to see more example sentences
sign simge

Yes, but it's the sign of the werewolf.

Evet ama bu bir kurt adam simgesi.

No, that's a different zodiac sign.

Hayır, bu farklı bir zodyak simgesi.

There's a circle, a triangle, a Scorpio sign.

Bir daire, bir üçgen, bir Akrep simgesi.

Click to see more example sentences
sign pankart

Go ahead and translate the signs.

Git ve pankartları tercüme et.

I know, the sign's kinda nerdy.

Biliyorum, bu pankart biraz eskidi.

Beaser, take that sign down.

Beaser, o pankartı indir.

Click to see more example sentences
sign anlaşmak

I've already signed up Cyrano and Le Cri du Jour and I'm negotiating with Le Charivari and D'Artagnan

Cyrano ve Le Cri du Jour ile anlaştım bile ve şu an Le Charivari ve D'Artagnan ile görüşmeler sürüyor.

John Abrahan and Bipasha Basu, And I'll sign a new heroine,

John Abrahan ve Bipasha Basu, ve yeni bir kadın kahramanla anlaşacağım,

I signed Neil Elman.

Neil Elman ile anlaştım.

Click to see more example sentences
sign mucize işareti

Okay, maybe not a miracle but a sign, at least? All right?

Tamam, belki bir mucize değil ama en azından bir işaret.

Now I'm more puzzled than ever; the sign is ambiguous the miracle isn't pure.

Şimdi kafam her zamankinden daha da karıştı. İşaret bulanık. Mucize saf değil.

It's miracle,A sign from God.We're on the right path

Bu bir mucize. Tanrıdan bir işaret. Doğru yoldayız.

sign sembol

Is there a color or a sign, a symbol?

Bir renk, işaret ya da sembol var mı?

Greek, Morse code, Navy semaphore, weather symbols, astrological signs.

Yunan, Morse alfabesi, denizcilik, hava sembolleri, astrolojik işaretler.

Encoded with the original MK Ultra signs and countersigns.

Asıl MK Ultra rumuz ve sembolleriyle şifrelenmiş olarak.

sign bulgu

Vital signs all appear normal.

Hayati bulguları normal görünüyor.

Non-specific signs of inflammation.

Spesifik olmayan iltihap bulguları.

sign imza etmek

Here's a contract for you, signed, sealed and delivered!

Burada senin için bir anlaşma var, imzalı, mühürlü ve teslim edilmiş!

Mr Earp, would you mind signing an autograph for me, sir?

Bay Earp, rica etsem bana bir imza verir misiniz?

sign delil

There's no blood, there's no sign of disturbance, there's nothing probative in here.

Ne kan izi var, ne de bir dağınıklık. Burada delil niteliğinde hiçbir şey yok.

sign emare

And there's no sign of forced entry.

Hayır. Ve, zorla girme emaresi yok.

sign belirtmek

Signed, "Pointes High School Reunion Committee".

"Pointes Lisesi toplantı komitesi" belirtti.