English-Turkish translations for similar:

benzer · aynı · benzerlik · gibi · aynı şekilde., aynı şekilde · öyle · other translations

similar benzer

No, but I, um a couple of years ago, I experienced something similar.

Hayır ancak ben, şey birkaç yıl önce buna benzer bir şey yaşamıştım.

Similar, but not the same.

Benzer, ama aynı değil.

Yes very similar

Evet, çok benzer.

Click to see more example sentences
similar aynı

It seems we are working to a similar purpose, you and I.

Öyle görünüyor ki aynı amaç için çalışıyoruz. Siz ve ben.

Two years ago in Berlin, I experienced exactly similar conditions.

İki yıl önce Berlin'de tamamen aynı koşullarda yaşadım.

All midtown mutual banks have similar layouts and use the same security system.

Tüm Midtown bankası şubelerinde benzer planlar ve aynı güvenlik sistemi var.

Click to see more example sentences
similar benzerlik

Any similarities in the code will be completely coincidental, just like Columbia Data.

Koddaki herhangi bir benzerlik tamamen tesadüf sayılacak, Columbia Data gibi.

Trust me, there are many similarities.

İnan bana, bir sürü benzerliği var.

But I'm seeing some remarkable similarities here.

Ama burada kayda değer benzerlikler görüyorum.

Click to see more example sentences
similar gibi

Not exactly the same as you, but similar.

Tam olarak senin gibi değil ama benzer.

A rabbit or something similar.

Tavşan veya onun gibi bir şey.

Any similarities in the code will be completely coincidental, just like Columbia Data.

Koddaki herhangi bir benzerlik tamamen tesadüf sayılacak, Columbia Data gibi.

Click to see more example sentences
similar aynı şekilde., aynı şekilde

Similarly, Angad likes me but he doesn't love me.

Aynı şekilde Angad da benden hoşlanıyor ama bana aşık değil.

Similarly, I know everything about you.

Aynı şekilde, her şeyini biliyorum.

Similarly this girl needs to stay here.

Aynı şekilde bu kızın da burada kalması lazım.

Click to see more example sentences
similar öyle

It seems we are working to a similar purpose, you and I.

Öyle görünüyor ki aynı amaç için çalışıyoruz. Siz ve ben.

It does, and dangerously similar.

Öyle, ve tehlikeli biçimde benzer.

Culturally, perhaps, there are similarities, but even there

Kültürel açıdan belki benzerlikler olabilir. Ama öyle bile olsa