English-Turkish translations for simple:

basit · basit şey · sade · kolay · basit sade · düz · sıradan · sade ve basit · saf · tek · önemsiz · temiz · tabii · adi · bayağı · gösterişsiz · yalın · ahmak · arı · tam · basitlik · saftorik · other translations

simple basit

Very simple question, very simple answer, yes or no. Did you?

Bu çok basit bir soru, çok basit bir cevap, evet veya hayır.

Dad, it's not that simple.

Baba bu o kadar basit değil.

A very simple thing.

Çok basit bir şey.

Click to see more example sentences
simple basit şey

Yes, Mr President, I understand that completely, but my point is very, very simple.

Evet, Bay Başkan, sizi anlıyorum. Ama söylemek istediğim şey çok basit.

But everything we do seems so innocent and simple.

Ama yaptığımız her şey çok masum ve basit görünüyor.

I just wanted something simple.

Sadece basit bir şeyler istemiştim.

Click to see more example sentences
simple sade

It's just not as simple as that.

Bu Sadece O Kadar Basit Değil.

Just a simple dinner.

Sadece basit bir yemek.

So open and honest and simple.

Çok açık, dürüst ve sade.

Click to see more example sentences
simple kolay

No, it's not that simple, but someone there will know where he is.

Hayır, o kadar kolay değil. Ama oradan biri nerede olduğunu bilir.

Okay, look, it's very simple.

Tamam, bak bu çok kolay.

So I'm gonna ask you a very simple question.

Bu yüzden sana kolay bir soru soracağım.

Click to see more example sentences
simple basit sade

It's just not as simple as that.

Bu Sadece O Kadar Basit Değil.

Just wanted something simple.

Sadece basit bir şey istedim.

It's a simple one.

Bu sadece basit bir.

Click to see more example sentences
simple düz

I don't know what he's like as a doctor but as a father, he's a bit not complicated but not simple either.

Bir doktor gibi, ama aynı zamanda bir baba gibi, biraz ne olduğunu bilmiyorum Karmaşık değil ancak basit de değil.

This is a simple story but not an easy one to tell.

Bu basit bir hikaye. Ama anlatması pek de kolay değil.

Well, perhaps not that simple.

Belki de o kadar basit değildir.

Click to see more example sentences
simple sıradan

I want to live a simple life as a normal person.

Normal bir insan gibi sıradan bir hayat yaşamak istiyorum.

Mike is a simple man with simple tastes.

Mike basit zevkleri olan sıradan bir adam.

My family is simple.

Ailem sıradan bir aile.

Click to see more example sentences
simple sade ve basit

Because I'm actually just a very simple, boring person.

Çünkü ben sadece basit ve sıkıcı bir insanım.

I want to be useful, plain and simple.

Ben işe yarar, sade ve basit olmak istiyorum.

Plain and simple.

Sade ve basit.

Click to see more example sentences
simple saf

A love story, pure and simple.

Bir aşk hikayesi, saf ve basit.

Pure and simple

Saf ve basit.

Pure and simple love.

Saf ve basit aşkı.

Click to see more example sentences
simple tek

Sometimes, it's not as simple as a single death.

Bazen, tek bir ölüm o kadar basit olmuyor.

'There is only one demand, and it is a simple one.

Tek bir talep var ve bu basit bir talep.

A chance of life outside these walls for one simple task.

Tek bir basit görev karşılığında bu duvarların dışında bir hayat şansı.

Click to see more example sentences
simple önemsiz

How simple it is, and how very important.

Gayet basit bir o kadar da önemli.

Now, if that doesn't matter to you, the solution is simple

Eğer bu senin için önemli değilse çözüm çok basit.

It's very simple, but rather important.

Çok basit, ama oldukça önemli.

Click to see more example sentences
simple temiz

Maybe you do this fast and clean and simple.

Belki de bunu hızlı, temiz ve basit yaparsın.

Simple and clean.

Basit ve temiz.

This is clean. Simple.

Bu temiz bir iş, basit.

Click to see more example sentences
simple tabii

Yeah, just a simple party.

Basit bir parti tabii!

Sure, it's simple.

Tabii, çok basit.

It's a very simple surgery.

Tabii ki bu basit bir ameliyat.

Click to see more example sentences
simple adi

You simple bitch!

Seni adi sürtük!

Drunk and disorderly, simple assault.

Sarhoş ve başıboş, adi saldırı.

simple bayağı

But this one is pretty simple.

Ama bu bayağı kolay olacak.

That's a simple question.

Bayağı basit bir soru.

simple gösterişsiz

Look, darling let me show you how simple it is.

Bak, sevgilim Sana ne kadar basit olduğunu göstereyim.

Look Avi, it's very simple. Show me

Bak Avi çok basit Göster bana

simple yalın

That was very simple and direct.

Çok yalın ve doğrudan oldu.

Accidental death, pure and simple.

Kazara ölüm, basit ve yalın.

simple ahmak

Oh, you poor, sweet, simple Homers.

Sizi zavallı, tatlı, ahmak Homer'lar.

simple arı

It's just a simple, little, everyday bee sting.

Her gün olabilen basit bir arı sokması.

simple tam

We have a very simple excuse right here.

Çok basit bir nedenimiz var tam burada.

simple basitlik

I think simple's underrated.

Bence basitlik hafife alınıyor.

simple saftorik

Simple Jack, yeah.

Saftorik Jack, evet.