English-Turkish translations for single:

bir · tek · yalnız · bekâr · sade · çoklu · tek kişilik · ayrı · tek kişilik oda · özel · bütün · tekli · basit · seçmek · ayırmak · birer birer almak · evlenmemiş · saf · other translations

single bir

I couldn't find a single reason why I deserve a second chance.

Ben tek bir neden bulamadım Neden ikinci bir şansı hak ediyorum.

Have a single chance.

Tek bir şansın var.

And not a single witness.

Ve tek bir görgü tanığı yok.

Click to see more example sentences
single tek

I couldn't find a single reason why I deserve a second chance.

Ben tek bir neden bulamadım Neden ikinci bir şansı hak ediyorum.

You didn't say a single word the entire trip.

Tüm yol boyunca tek bir kelime bile söylemedin.

A single for tonight, is it?

Bir gece için tek kişilik oda mı?

Click to see more example sentences
single yalnız

It must be so hard being a single mom.

Yalnız bir anne olmak çok zor olmalı.

Every single person in the world started this way.

Dünyadaki her yalnız insan bu şekilde başladı.

She's knows that you're single, right?

Yalnız olduğunu biliyor değil mi?

Click to see more example sentences
single bekâr

Big house for a single man.

Bekâr bir adam için büyük bir ev.

You are still single?

Sen hala bekâr mısın?

You're my last single friend.

Sen benim son bekâr arkadaşımsın.

Click to see more example sentences
single sade

A woman's whole life in a single day, just one day and in that day, her whole life.

Bir kadının tüm hayatı tek bir günde. Sadece tek bir gün. Ve o günde, tüm hayatı.

Half the treasure, all the treasure, or just that single ring.

Bütün hazine, yarım hazine ya da sadece tek bir yüzük

Under "relationship,"they only have" single"or" married.

İlişki sorusu altında sadece "bekar"ya da" evli" var.

Click to see more example sentences
single çoklu

She's just a single lady, and they are very good friends, and that's it.

O bekar bir bayan ve ikisi çok iyi arkadaslar. hepsi bu..

But the truth is, it's not so bad being single.

Ama aslında, yalnız olmak çok da kötü değil.

Lord Kelvin, I can offer you something much more precious than a single Jade Buddha.

Bak Kelvin, size bir şey teklif edebilirim. Tek bir Yeşim Buda'dan çok daha değerli bir şey.

Click to see more example sentences
single tek kişilik

How much is a single room?

Tek kişilik bir oda ne kadar?

And only a single bed.

Ve tek kişilik bir yatak.

Get a single cell tomorrow morning.

Yarın sabah tek kişilik bir hücreye geç.

Click to see more example sentences
single ayrı

And he's single and not gay.

Ayrıca bekar ve eşcinsel değil.

You and I, two distinct forms, but one single soul, you and I.

Sen ve Ben, iki ayrı biçim, ama tek bir ruh, sen ve Ben.

Besides, you're single.

Ayrıca sen bekarsın.

Click to see more example sentences
single tek kişilik oda

How much is a single room?

Tek kişilik bir oda ne kadar?

There's got to be a single room somewhere.

Bir yerlerde tek kişilik bir oda olmalı.

He's got a single room now.

O şimdi tek kişilik bir odada.

Click to see more example sentences
single özel

It's a scary world out there, especially for a single mom.

Dışarıda korkunç bir dünya var. Özellikle de bekar bir anne için.

the idea, the single idea that every child is special.

tek bir fikir, her çocuğun özel olduğu fikri.

What is a good king's single most important quality?

İyi bir kralın tek ve en önemli özelliği nedir?

Click to see more example sentences
single bütün

Half the treasure, all the treasure, or just that single ring.

Bütün hazine, yarım hazine ya da sadece tek bir yüzük

That is the single most amusing thing I've heard all week.

Bütün hafta boyunca duyduğum tek ve en eğlenceli şey bu.

All single women.

Bütün bekar kadınlar.

Click to see more example sentences
single tekli

This men's singles match wiII be between Mr. Guy Haines and Mr. Fred Reynolds.

Bu tekli erkekler maçı bay Guy Haines ve bay Fred Reynolds arasındadır.

Jack Daniel's Single Barrel

Jack Daniel's tekli fıçı

One double and one single.

Bir çiftli ve bir tekli.

Click to see more example sentences
single basit

Sometimes, it's not as simple as a single death.

Bazen, tek bir ölüm o kadar basit olmuyor.

It's just a single request not today.

Bu sadece basit bir rica, bugün olmaz.

Carlos Castaneda, Aldous Huxley, Werner Heisenberg all focused on one single elementary truth:

Carlos Castaneda, Aldous Huxley Werner Heisenberg Hepsi tek bir basit gerçeğe odaklanmışlardı.

Click to see more example sentences
single seçmek

Doc, this offender chose to single you out for a reason.

Doktor, bu suçlu sizi tek bir nedenden ötürü seçti.

Every single word was precisely chosen.

Her bir kelime özellikle seçildi.

It's either a coincidence, or they're being singled out.

Ya hepsi tesadüf, ya da tek, tek seçilmişler.

Click to see more example sentences
single ayırmak

This architectural feat singles it out as an exception in this region.

Bu mimari ustalık, piramidi bu bölgedeki bir istisna olarak ayırıyor.

This woman This woman is leaving the singles' market.

Bu kadın, bu kadın bekarlar sofrasından ayrılıyor.

Last seen with an unidentified female at D'Oblique, a singles bar.

En son kimliği belirsiz bir kadınla D'Oblique'ten ayrılırken görüldü.

single birer birer almak

I bought one bottle of champagne, one single bottle, Skyler.

Bir şişe şampanya satın aldım tek bir şişe Skyler.

Molly gets good grades, Molly only dates single men,

Molly iyi notlar alır, Molly yalnızca tek bir adamla çıkar,

single evlenmemiş

Unmarried, single all these years.

Evlenmemiş, bu kadar yıldır bekar.

single saf

Pure one-suit hand and single wait

Saf bir-takım elbise el ve tek bekleyin