English-Turkish translations for skin:

deriler, deri · tenli, ten · cilt · yüzmek · kabuk · derisini yüzmek · soymak · ancak · zar · post · dazlak · kösele · other translations

skin deriler, deri

We found them sometimes without their skin, and sometimes much, much worse.

Onları bazen derileri olmadan, ve bazen çok, çok daha kötü durumda bulduk.

They're all skin and bone.

Hepsi bir deri bir kemik.

Skin as smooth as a baby's bottom.

Derisi bir bebeğin poposu kadar pürüzsüz.

Click to see more example sentences
skin tenli, ten

That is why blond hair, blue eyes became black hair and dark skin.

Bu yüzden, sarı saç ve mavi göz siyah saç ve koyu tene dönüverdi.

Then the light-skinned boys, then the dark-skinned girls and then, last but not least, the dark-skinned boys.

Sonra açık tenli erkekler, sonra koyu tenli kızlar ve sonra, en sona koyu tenli erkekler.

Hey, you have pretty skin.

Çok güzel bir tenin var.

Click to see more example sentences
skin cilt

It's so good for your skin, isn't it?

Cilt için de çok iyi, değil mi?

It's not the skin, sir.

Bu bir cilt değil efendim.

God, this guy's really gotten under everybody's skin.

Tanrı, herkesin cilt altında bu adamın gerçekten kazanılmış.

Click to see more example sentences
skin yüzmek

That is why blond hair, blue eyes became black hair and dark skin.

Bu yüzden, sarı saç ve mavi göz siyah saç ve koyu tene dönüverdi.

Better to shed this skin, better to become another woman.

Bu deriyi yüzmek daha iyi, başka bir kadın olmak daha iyi.

Same eyes, same skin same face identical

Aynı gözler, aynı ten aynı yüz aynısı.

Click to see more example sentences
skin kabuk

First the crab grows an entirely new skin within the old shell.

İlk olarak yengeç eski kabuğun içinde tamamen yeni bir deri oluşturur.

It's just a banana skin.

Sadece bir muz kabuğu.

This potato skin.

Bu patates kabuğu.

Click to see more example sentences
skin derisini yüzmek

Better to shed this skin, better to become another woman.

Bu deriyi yüzmek daha iyi, başka bir kadın olmak daha iyi.

That's why they call 'em skins.

Bu yüzden onlara "Deriler" deniyor.

Skinning a horse, Ernest Bruyet sectioned the femoral artery.

Atın derisini yüzerken, Ernest Bruyet uyluk atardamarını kesmişti.

Click to see more example sentences
skin soymak

The real Tommy was murdered and skinned several weeks ago.

Gerçek Tommy birkaç hafta önce öldürülmüş ve derisi soyulmuş.

Junior, skin the catfish.

Junior, kedi balığını soy.

skin ancak

A rat's skin is only worth something to a rat, Vince.

Bir fare ancak başka bir fare için değerlidir Vince.

That means no torture, no raping, no skinning, just a bunch of bullets to the head and chest.

Bunun anlamı işkence yok, tecavüz yok, derisini yüzmek yok. Kafasına göğsüne birkaç mermi sadece.

skin zar

Dry skin and mucous membranes.

Derisi ve balgam zarları kuru.

skin post

of rotted carp and matted gorilla skins.

çürümüş balıklar ve goril postları gibi.

skin dazlak

Make me a naked fucking skin sheep.

Beni çıplak dazlak bir koyun yap.

skin kösele

Ocular contents dry, orbits collapsed, leathery skin These are actual human remains.

Göz içeriği kurumuş, göz çukurları çökmüş kösele gibi deri bunlar gerçek insan kalıntıları.