English-Turkish translations for slow:

yavaş, yavaş yavaş · ağır, ağır ağır · yavaşlatmak · geri · geç · yavaşlamak · kesat · kalın kafalı · sıkıcı · other translations

slow yavaş, yavaş yavaş

A slow night for you is a good night for me.

Senin için yavaş ama benim için iyi bir gece.

Okay, slow down.

Tamam, yavaş ol.

OK, slow dance.

Tamam, yavaş dans.

Click to see more example sentences
slow ağır, ağır ağır

Wait, wait, wait slow down.

Bekle bekle bekle, ağır ol.

Whoa, slow down, brother.

Hop, ağır ol kardeşim.

You were too slow.

Sen çok ağır kaldın.

Click to see more example sentences
slow yavaşlatmak

Well, that's not the only way to slow him down.

Onu yavaşlatmak için tek yol bu değil ama.

Slow down and take a break.

Yavaşla ve bir mola ver.

Or maybe to slow us down.

Ya da bizi yavaşlatmak için.

Click to see more example sentences
slow geri

A thing that old, and it's only a minute slow.

Bu kadar eski bir şey, sadece bir dakika geri.

Just moving behind, nice and slow.

Geride kıpırdıyor, güzel ve yavaş.

The rest of the world is so slow.

Dünya'nın geri kalanı ne kadar da yavaş.

Click to see more example sentences
slow geç

Be a little slow, be a little late, just once.

Biraz yavaş, biraz geç. Ama sadece bir kez.

It was a slow day.

Gün çok yavaş geçti.

Cyril had an accident last year and he got slow.

Cyril geçen sene bir kaza geçirdi ve donuklaştı.

Click to see more example sentences
slow yavaşlamak

How slow they are. It's so easy!

Ne kadar yavaşlar, bu çok kolay!

Arthur, would you please slow down?

Arthur, biraz yavaşlar mısın lütfen?

Dad, can you slow down, please?

Baba, yavaşlar mısın, lütfen? Baba!

Click to see more example sentences
slow kesat

It's a slow day.

Bugün kesat bir gün.

Listen, it's slow tonight.

Dinle, bu gece işler kesat.

slow kalın kafalı

Ajussi, you're really slow.

Ajussi, çok kalın kafalı.

slow sıkıcı

Base-ball is too slow and boring.

Beyzbol çok yavaş ve sıkıcıydı.