English-Turkish translations for smell:

koku, kokulu · kokmuş · koku almak, kokusunu almak · kokmak · kokusunda olmak · koklama · koklamak · kötü kokmak · kokma · pis koku, pis kokulu · hissetmek · other translations

smell koku, kokulu

Damn, what the hell is that smell?

Lanet olsun, bu koku da ne?

What kind of smell is this?

Ne biçim bir koku bu böyle?

Smells like something dead around here.

Sanki burada bir ceset kokusu var gibi.

Click to see more example sentences
smell kokmuş

Tell her that she's lovely and she looks really beautiful and that she smells really nice today.

Ona çok hoş olduğunu ve gerçekten güzel göründüğünü söyle bir de bugün gerçekten çok hoş koktuğunu.

I hate that damn song! Yeah! Smell that!

lanet şarkıdan nefret ediyorum! evet! bunu kokla!

I want someone who smells good.

Ben güzel kokan birisini istiyorum.

Click to see more example sentences
smell koku almak, kokusunu almak

It's sad how it takes something so intense to make us stop and smell the coffee, huh?

Bu kadar şey alır ne kadar üzücü Bize durdurmak ve kahve kokusu yapmak için yoğun, değil mi?

Is that a threat I smell?

Bir tehdit kokusu mu alıyorum?

Is that alcohol I smell?

Alkol kokusu mu alıyorum?

Click to see more example sentences
smell kokmak

I smell like me, and this doesn't smell like me.

Ben, ben gibi kokarım, ve bu benim gibi kokmuyor.

In America, always smell good.

Amerika'da her zaman güzel kokar.

The air smells better.

Hava daha iyi kokar.

Click to see more example sentences
smell kokusunda olmak

Damn, what the hell is that smell?

Lanet olsun, bu koku da ne?

The other half must just hate the smell.

Diğer yarısı da kokudan nefret ediyor olmalı.

What about the smell?

Ya koku ne olacak?

Click to see more example sentences
smell koklama

Anyway, start smelling around, and don't forget one thing.

Neyse, etrafı koklamaya başla ve bir şeyi unutma.

And and no more of that tasting and smelling.

Ve ve daha fazla tatma ve koklama olayı yok.

Smelling's an imperfect science, at least for me.

Koklama mükemmel olmayan bir bilim. En azından benim için.

Click to see more example sentences
smell koklamak

I want to believe. and see. and smell and touch and sing.

İnanmak istiyorum ve görmek ve koklamak ve dokunmak ve şarkı söylemek.

Hey, you wanna smell something?

Bir şey koklamak ister misin?

I've smelled his sweat and I agree. it's not bad.

Ben de kokladım ve sana katılıyorum. Fena değil.

Click to see more example sentences
smell kötü kokmak

I smell really bad!

Ben çok kötü kokuyorum!

You know, women smell bad, too.

Kadınlar da kötü kokar biliyorsun.

You think I smell bad?

Sence kötü kokuyorum?

Click to see more example sentences
smell kokma

The house began to smell like dirty diapers.

Ev, kirli çocuk bezi gibi kokmaya başladı.

No, he smells great. But it is getting kind of oniony in here.

Hayır, güzel kokuyor ama burası da biraz soğan kokmaya başladı

It's all up a hill, like a mountain, and then it starts smelling like shit.

Bir tepenin üstünde, bir dağ gibi, ve sonra pislik gibi kokmaya başlıyor.

smell pis koku, pis kokulu

Not a stinky smell, an odd one.

Pis bir koku değil, Acayip bir koku.

I smell humans! The stench of humans!

İnsan kokusu alıyorum İnsanların o pis kokusunu!

smell hissetmek

Feeling tall and smelling good.

Uzun hissediyorum ve güzel kokuyorum.