English-Turkish translations for some:

birazı, biraz · bir · bazı · oldukça · birkaçı, birkaç · çok · kaçı · bazısı · kimi · çok iyi · bir parça · belli · bir miktar · hemen-hemen · herhangi bir · bazı biraz · süper · acayip · epey, epeyce · birçok · azıcık · birtakım · amma · civarında · ne biçim · kimisi · yaklaşık · other translations

some birazı, biraz

I don't know if you have a boyfriend or a girlfriend but, if you have some free time

Bir erkek arkadaşın ya da bir kız arkadaşın var bilmiyorum ama, eğer biraz boş vaktin varsa

I just need some time. Time.

Sadece biraz zamana ihtiyacım var.

Jack, do me a favor, go home and get some sleep.

Jack, bana bir iyilik yap, evine git ve biraz uyu.

Click to see more example sentences
some bir

I don't know if you have a boyfriend or a girlfriend but, if you have some free time

Bir erkek arkadaşın ya da bir kız arkadaşın var bilmiyorum ama, eğer biraz boş vaktin varsa

But there is some bad news.

Ama kötü bir haber de var.

Well, I got some really good news.

Gerçekten çok iyi bir haberim var.

Click to see more example sentences
some bazı

They just have some questions about a guy that I knew a very long time ago.

Onların sadece, çok uzun zaman önce tanıdığım bir adam hakkında bazı soruları var.

Not like some people I know.

Tanıdığım bazı insanlar gibi değil.

I got some good news.

Bazı güzel haberlerim var.

Click to see more example sentences
some oldukça

Give it some time everything will be okay

Biraz zaman ver her şey iyi olacak.

This is some kind of mistake!

Bu bir çeşit hata olmalı.

Come to drink some wine, better.

Gel biraz şarap içelim daha iyi olur.

Click to see more example sentences
some birkaçı, birkaç

It's okay. I mean, he just wants to ask me some questions, right?

Tamam, sadece bana birkaç soru sormak istiyor, öyle değil mi?

Ask me some questions!

Bana birkaç soru sor.

He came and he wanted to borrow some cigarettes.

Geldi ve birkaç sigara ödünç almak istedi.

Click to see more example sentences
some çok

They just have some questions about a guy that I knew a very long time ago.

Onların sadece, çok uzun zaman önce tanıdığım bir adam hakkında bazı soruları var.

He'll tell us some very important things about our beautiful country.

O bize güzel ülkemiz hakkında çok önemli şeyler anlatacak.

I hope Beckett found some sort of clue 'cause this was a giant waste of time.

Umarım Beckett bir çeşit ipucu bulabilir çünkü bu çok büyük bir boşa zaman kaybıydı.

Click to see more example sentences
some kaçı

Oh, thanks, but we're meeting my boyfriend Bill and some of his friends.

Teşekkür ederim, ama Erkek arkadaşım Bill ve bir kaç arkadaşı ile buluşacağım.

Maybe you want to ask me some questions.

Belki bana bir kaç soru sormak istersiniz.

Take some men with you.

Yanına bir kaç adam al.

Click to see more example sentences
some bazısı

For some, this will be a good day.

Bazıları için bu güzel bir gün olacak.

And some not so old.

Bazıları yaşlı da değil.

Some call it that, yes.

Bazıları öyle der, evet.

Click to see more example sentences
some kimi

Who wants some more?

Kim biraz daha istiyor?

Who else wants some?

Başka kim oynamak ister?

Who wants to play some basketball?

Kim biraz basketbol oynamak istiyor?

Click to see more example sentences
some çok iyi

Some things can be really bad and really good at the same time.

Bazı şeyler aynı anda hem çok kötü hem de çok iyi olabilir.

There's some good people there.

Orada çok iyi insanlar vardı.

But this is an opportunity to do some real good, son.

Ama bu çok iyi işler yapmak için bir fırsat evlat.

Click to see more example sentences
some bir parça

At least some of it.

En azından bir parçası.

Please, give me some bread.

Lütfen, bir parça ekmek ver bana.

So, she wants tomato juice with a piece of lemon and some celery salt.

O yüzden içinde bir parça limon ve kereviz tuzu olan domates suyu istiyor.

Click to see more example sentences
some belli

Okay, look, Donna, you and Pam obviously have some serious issues.

Tamam bak, Donna, sen ve Pam'in belli ki ciddi sorunlarınız var.

This man was obviously some kind of technical designer or engineer.

Bu adam belli ki, bir çeşit teknik ressam ya da mühendis.

Well, he's obviously some kind of pervert or he's gay.

Belli ki bir çeşit sapığın biri veya eşcinsel.

Click to see more example sentences
some bir miktar

We have some money here for you.

Burada sizin için bir miktar para var.

You must have some money left.

Sana bir miktar para kalmış olmalı.

There's some money missing.

Bir miktar kayıp para var.

Click to see more example sentences
some hemen-hemen

Now go and get some.

Hemen git ve biraz getir.

Get some help here, right now!

Buraya biraz yardım, hemen şimdi!

And behind her, some strange guy was following her

Hemen arkasında onu takip eden yabancı bir adam vardı.

Click to see more example sentences
some herhangi bir

Do you guys want some tea or coffee or anything?

Çay, kahve ya da herhangi bir şey ister misiniz?

But some girls don't have any idea

Ama bazı kızların, herhangi bir fikri yok

I mean, this would be a project for me, not some client.

Bu proje benim için olacak, herhangi bir müşteri için değil.

Click to see more example sentences
some bazı biraz

Maybe it's not fair, but sometimes God gives some men just a little bit more.

Belki adil değil, ama bazen Tanrı bazı adamlara biraz daha fazlasını verir.

I got her a new toothbrush And some soap and some things.

Ona yeni bir diş fırçası biraz sabun ve bazı şeyler aldım.

You want some answers, you show me some respect.

Bazı cevaplar istiyorsan, bana biraz saygı göster.

Click to see more example sentences
some süper

What are you, some kind of a super cop?

Nesin sen, bir çeşit süper polis mi?

Maybe it's some kind of super monkey.

Belki de bu bir çeşit süper maymundur.

Nick just came back with some more comic book drawings from our superheroes.

Bizim süper kahraman gelen Nick sadece geri biraz daha çizgi roman çizimleri ile geldi.

Click to see more example sentences
some acayip

I know it sounds strange, but some weird dream is Like that!

Biliyorum acayip geliyor, ama tuhaf bir rüya Şunun gibi!

This is like, some weird, like, alternate universe. And I love you, too.

Bu sanki acayip bir alternatif evren gibi ve bende seni seviyorum

Honestly, there's some weird stuff out there.

Cidden, orada çok acayip şeyler var.

Click to see more example sentences
some epey, epeyce

My wife died quite some years ago.

Karım epey bir yıl önce öldü.

Now this guy has some powerful magic, mate.

Şimdi, bu adam epey güçlü bir büyüsü var, dostum.

Some really quite acceptable.

Bazıları epey kabul edilebilir.

Click to see more example sentences
some birçok

Your dad has made some mistakes in the past, but he's a different person now.

Evet, geçmişte baban birçok hata yaptı, ama artık o farklı bir insan.

I've done some things, but I'm not a murderer.

Birçok şey yaptım, fakat ben katil değilim.

Yes, some ways it's more advanced but

Evet, birçok yönden daha gelişmiş ama

Click to see more example sentences
some azıcık

And some less than a year.

Çok azı da bir yıldan az.

I mean, there's some potential there.

Yani azıcık potansiyel var orada.

Gimme some, please.

Azıcık ver lütfen.

Click to see more example sentences
some birtakım

Spiders, earthworms, snails, slugs, insects and some plants like the Venus flytrap.

Örümcekler, solucanlar, salyangozlar, sümüklüböcekler, böcekler ve sinekkapan gibi birtakım bitkiler.

Some Vietnam post-traumatic stress syndrome.

Birtakım Vietnam travmatik stres sendromu.

Lou, this casing's made out of some exotic alloy

Lou, bu kaplama birtakım tuhaf alaşımlardan oluşmuş.

some amma

Some security system.

Amma güvenlik sistemi.

You surely are some brave Mandinka fighting man, Toby.

Amma da cesur bir Mandinka dövüşçüsüymüşsün Toby.

You lot don't half-talk some bollocks.

Siz de amma taşaktan sallıyorsunuz.

some civarında

I know there's still some around here

Biliyorum bu civarda hâlâ biraz var

Some little hotel near Kingston.

Kingston civarında küçük bir otelde.

Look, there've been some robberies in this neighborhood lately.

Bak, son zamanlarda civarda bazı soygunlar olmuş.

some ne biçim

Some kind of device.

Ne biçim bir cihaz.

That is some outfit, Scoey.

Bu ne biçim bir kıyafet, Scoey.

some kimisi

Looking at yearbooks and pictures evokes so many memories some good, some bad, but all interesting.

Yıllığa ve resimlere bakmak bir sürü anıyı canlandırıyor kimisi iyi, kimisi kötü anılar ama hepsi ilginç anılar.

For some this development is unacceptable.

Kimisi için bu gelişme kabul edilemez.

some yaklaşık

Add in some glucose after about an hour.

Yaklaşık bir saat sonra biraz glikoz ekle.