English-Turkish translations for sorry:

üzgün, üzgünüm · özür dilerim · pardon · efendim · affedersin · kötü · affedersiniz · afedersin · afedersiniz · acınacak, acı · üzücü · sudan · maalesef · saçma · pişman · zavallı · üzüntülü · perişan · dert · other translations

sorry üzgün, üzgünüm

Listen, I'm sorry, but there's nothing I can do for you right now.

Çok üzgünüm ama şu an senin için yapabileceğim hiçbir şey yok.

I'm really sorry about that night.

O gece için gerçekten üzgünüm.

I'm sorry, I've never seen this boy before.

Üzgünüm, bu çocuğu daha önce hiç görmedim.

Click to see more example sentences
sorry özür dilerim

I'm really sorry about last night, but there's something I want to talk to you about.

Dün gece için gerçekten özür dilerim, ama seninle konuşmam gereken bir şey var.

I'm sorry, but who was this girl?

Özür dilerim ama, bu kimin kızı?

Hey, hey, sorry, sorry!

Hey, hey, özür dilerim!

Click to see more example sentences
sorry pardon

Sorry, sorry, I'm really sorry.

Pardon, çok özür dilerim.

Oh, sorry, wrong number.

Oh, pardon, yanlış numara.

Um, sorry, one more thing.

Pardon, bir şey daha var.

Click to see more example sentences
sorry efendim

I'm sorry, sir, but there's nothing we can do.

Üzgünüm, efendim, ama yapabileceğimiz hiç bir şey yok.

Sorry, sir, it's not my problem.

Üzgünüm efendim. O benim sorunum değil.

We're very sorry, sir. It won't happen again.

Çok özür dileriz efendim, bir daha olmayacak.

Click to see more example sentences
sorry affedersin

Please forgive me. I'm really, really sorry.

lütfen beni affet. ben gerçekten, gerçekten üzgünüm.

I'm sorry buddy, is this house too big for you?

Affedersin dostum, bu ev senin için çok mu büyük?

I'm really sorry about this. Please, forgive me.

Bu konuda gerçekten üzgünüm., Beni affet lütfen.

Click to see more example sentences
sorry kötü

Hey, listen, captain. I'm really sorry about tonight. It's really bad around here.

Hey, Yüzbaşı dinleyin, bu gece için gerçekten üzgünüm buralar gerçekten çok kötü.

I'm sorry, I'm just having a bad day.

Özür dilerim. Sadece Kötü bir gün geçiriyorum.

I'm sorry for all the bad news.

Tüm bu kötü haberler için üzgünüm.

Click to see more example sentences
sorry affedersiniz

I'm sorry. Can I just, can I say something?

Affedersiniz, ben de bir şey söyleyebilir miyim?

I'm sorry, who said that?

Affedersiniz, bunu kim dedi?

Sorry, detective, but there's a pattern here.

Affedersiniz Dedektif ama burada bir şablon var.

Click to see more example sentences
sorry afedersin

I'm sorry. He's my best friend.

Afedersin ama o benim en iyi dostum.

I'm sorry, is this a problem?

Afedersin, bu bir problem mi?

Hello? Sorry, I'm not here.

Afedersin, ben burada değilim.

Click to see more example sentences
sorry afedersiniz

Sorry, have you seen this little girl?

Afedersiniz, bu küçük kızı gördünüz mü?

I'm sorry, excuse me, I'm sorry.

Özür dilerim, afedersiniz, özür dilerim.

I'm sorry. I don't think this is an appropriate conversation.

Afedersiniz ama bence bu uygun bir sohbet değil.

Click to see more example sentences
sorry acınacak, acı

I'm so sorry for that pain.

Bu acı için çok üzgünüm.

Anyway, I'm sorry for your pain.

Neyse, çektiğin acı için üzgünüm.

I'm sorry that this one has to be painful.

Bu da acı verici olacağı için üzgünüm.

Click to see more example sentences
sorry üzücü

Sorry, we were working on this case before.

Özür dilerim daha önce bu dava üzerinde çalışıyorduk.

Senior Inspector we're Interpol, sorry about the misunderstanding.

Kıdemli Müfettiş. Biz Interpol'üz, yanlış anlama için üzgünüm.

Maybe he felt sorry for me.

Belki de benim için üzüldü.

Click to see more example sentences
sorry sudan

Sorry, I'll get you some water.

Özür dilerim, sana biraz su getireyim.

No water, sorry.

Su yok, üzgünüm.

Sorry, Orange Juice, I don't have any sea sickness medicine for you.

Üzgünüm Portakal Suyu, senin için hiç deniz tutması ilacım yok.

Click to see more example sentences
sorry maalesef

Oh, look, about tonight, I'm sorry, but I can't.

Bak, bu gece için özür dilerim, ama maalesef gelemeyeceğim.

Sorry, but that's all.

Maalesef, ama hepsi bu.

Sorry, Tom, that's what happens.

Üzgünüm, Tom, böyle oluyor maalesef.

Click to see more example sentences
sorry saçma

I know it sounds crazy, and I am so sorry, Mom.

Çok saçma geldiğini biliyorum ve çok özür dilerim, anne.

I'm sorry, but this is ridiculous.

Özür dilerim, ama bu çok saçma.

I'm sorry, that's ridiculous.

Özür dilerim, bu çok saçma.

Click to see more example sentences
sorry pişman

Yeah, everybody's really sorry.

Evet, herkes çok pişman.

Oh, you'll be sorry, Ted Mosby.

Oh, pişman olacaksın, Ted Mosby.

You'll be sorry, Pee-wee Herman.

Pişman olacaksın, Pee-wee Herman.

Click to see more example sentences
sorry zavallı

I feel sorry for these poor kids.

Bu zavallı çocuklar için çok üzülüyorum.

Oh, I'm so sorry. That poor boy.

Bu zavallı çocuk için çok üzüldüm.

I felt so sorry for poor mother.

Zavallı annem için öyle üzüldüm ki

Click to see more example sentences
sorry üzüntülü

That's okay, Norton. Better safe than sorry, right?

Tamamdır, Norton. üzüntüden daha güvenli, değil mi?

But sorry's gonne get us but a pool of tears and a box of Kleenex.

Fakat üzüntü bize sadece gözyaşı havuzu ve bir kutu kağıt mendil verebilir.

But I feel sorry for Liyan

Ama Liyan için üzüntü duyuyorum.

sorry perişan

Sorry you're miserable. Sorry, sorry.

Perişan bir halde olduğun için üzgünüm.

Now look at this sorry, miserable, squashed thing.

Bir de şu zavallı, perişan, ezilmiş şeye bakın.

sorry dert

I'm sorry. Are you in trouble?

Özür dilerim, başın dertte?