English-Turkish translations for sort:

çeşit · tür · nevi · tarz · türlü · biçim · tip · yol · takım · sıralama · sınıf · halletmek · cins · soy · dargın · keyifsiz · other translations

We also found translations for word şort in Turkish.

sort çeşit

Either that's one hell of a coincidence or I'm right and there's some sort of connection.

Tamam. Pekala. Ya bu çok büyük bir tesadüf ya da ben haklıyım ve bir çeşit bağlantı var.

So you're some sort of?

Yani sen bir çeşit

What is it's some sort of suicide squad?

Bu bir çeşit intihar takımı değil de nedir?

Click to see more example sentences
sort tür

Two people are dead, and this guy thinks that this is some sort of game?

İki kişi öldü, ve bu adam bunun bir tür oyun olduğunu mu düşünüyor?

Is this some sort of threat, Captain?

Bu bir tür tehdit mi, Kaptan?

I'm sort of seeing this girl.

Ben tür bu kızı görüyorum.

Click to see more example sentences
sort nevi

I am Michael, and I am part English, Irish, German, and Scottish, sort of a virtual United Nations.

Ben Michael, ve ben yarı İngiliz, İrlandalı, Alman ve İskoçum. Bir nevi Birleşmiş Milletler gibiyim.

They're sort of like fat and weird and

Şişman ve garip gibiler bir nevi ve

It's sort of my calling card.

Bir nevi benim kartvizitim gibi.

Click to see more example sentences
sort tarz

What sort of woman is she?

Ne tarz bir kadın bu?

Well, it's good for this sort of concert, isn't it?

Pekala, bu tarz bir koser için güzel değil mi?

It's only sort of what she said.

Sadece o tarz bir şey demiş.

Click to see more example sentences
sort türlü

You probably told them all sorts of lies, didn't you?

Muhtemelen onlara her türlü yalanı söyledin, değil mi?

All sorts of stuff to hurt me there.

Bana zarar verecek her türlü şey var orada.

Probably all sorts of animals out there.

Muhtemelen orada her türlü hayvan vardır.

Click to see more example sentences
sort biçim

Oh, what sort of a question is that?

Oh, bu ne biçim bir soru böyle?

What sort of name is that?

Ne biçim bir isim bu?

What sort of career is this?

Bu ne biçim bir kariyer?

Click to see more example sentences
sort tip

I'm not that sort of person!

Ben o tip bir insan değilim!

Not a good sort at all.

Hiç de iyi bir tip değil.

Only one person we know uses this sort of gun.

Bildiğimiz bir tek kişi bu tip silah kullanır.

Click to see more example sentences
sort yol

Okay, yes, he's sort of lost his way, but I know him, okay? And

Tabii, evet, o yolunu kaybetti, fakat onu tanıyorum, tamam mı? ve

Well, it's sort of more you in a way.

Tamam, Bu da bir çeşit senin yolun.

What sort of road?

Ne çeşit bir yol?

Click to see more example sentences
sort takım

What is it's some sort of suicide squad?

Bu bir çeşit intihar takımı değil de nedir?

She's wearing some sort of prosthetic mask.

O. Bir çeşit prostetik maske takmış.

It's some sort of weird harness.

Bir çeşit garip koşum takımı.

Click to see more example sentences
sort sıralama

Somewhere in there lurks a name, so start digging and sorting and pulling things out, and weeding through.

İçeride bir yerde bir isim gizi o yüzden deşmeye başlayın ve sıralamaya ve bir şeyleri çekip almaya ve temizlemeye.

That's a marvelous sorting system.

Evet. Fevkalade bir sıralama sistemi.

So, I started sorting the Pictures.

Bu yüzden, Resimleri sıralamaya başladım.

sort sınıf

That's my social life sorted for the next two weeks.

Bu önümüzdeki iki hafta için sınıflandırılmış sosyal hayatım.

Sort of an upgrade.

Bir tür sınıf atlama.

It's sort of a more like a tour, a little tour of pleasures: stay in a first-class hotel, eat an agreeable meal, drink a nice glass of wine, see my big brother.

Sanki bir tur gibi, küçük bir keyif turu: birinci sınıf bir otelde kalmak, hoş bir yemek yemek, güzel bir bardak şarap içmek, büyük kardeşimi görmek.

sort halletmek

Gatsby disappeared to deal with a dispute of some sort.

Gatsby, bir tür sorunu halletmek için ortadan kayboldu.

Gatsby disappeared to deal with the dispute of some sort.

Gatsby bir tür tartışmayı halletmek için ortadan kayboldu.

It's Sadie's job, and girls can sort that out.

Bu Sadie'nin işi, ve bunu kızlar halleder.

sort cins

Darling, this isn't the sort of glue that never comes unstuck, is it?

Canım bu Japon yapıştırıcı değil mi? Hani yapıştı açılmayan cinsten..

Because, usually you have to do some sort of kids-type thing to win that award.

Çünkü o ödülü almak için genelde çocukların hoşuna gidecek cinsten bir şey yapman gerekir.

sort soy

We don't have soy milk or any sort of bergamot.

Soya sütü veya herhangi bir çeşit bergamotumuz da yok.

sort dargın

Melissa and I had sort of an on-again off-again thing.

Melissa ve ben bir dargın bir barışık çiftlerdendik.

sort keyifsiz

It's sort of a more like a tour, a little tour of pleasures: stay in a first-class hotel, eat an agreeable meal, drink a nice glass of wine, see my big brother.

Sanki bir tur gibi, küçük bir keyif turu: birinci sınıf bir otelde kalmak, hoş bir yemek yemek, güzel bir bardak şarap içmek, büyük kardeşimi görmek.