English-Turkish translations for sound:

ses · iyi · görünmek · gibi görünmek · doğru · ses çıkarmak · derin · söylemek · tam · mükemmel · yerinde · sağlam · güvenilir · gürültü · çalmak · araştırmak · sağlıklı · geçerli · sert · bozulmamış · ses vermek · emin · kusursuz · akıllı · mesaj · mışıl mışıl · anlam · selam · yasal · koy · mil · sesçi · boğaz · other translations

sound ses

Okay, I know it doesn't sound good, but nothing happened, okay?

Tamam, ben ses iyi değil biliyorum, ama hiçbir şey olmadı, tamam mı?

What's that sound mean, Daniel?

Bu ses de ne demek, Daniel?

So there's a more clear sound.

İşte bu çok daha temiz bir ses.

Click to see more example sentences
sound iyi

That actually sounds like a good idea.

Bu iyi bir fikir gibi geliyor.

Well, that sounds good.

Bu kulağa iyi geliyor.

That sounds like a good deal for Vince.

Vince için iyi bir anlaşma gibi gözüküyor.

Click to see more example sentences
sound görünmek

I haven't seen her this morning, sir, but she sounds much better.

Onu bu sabah görmedim, efendim, fakat çok daha iyi görünüyor.

Sounds like a nice dream.

Güzel bir rüya gibi görünüyor.

This doesn't sound like a real movie!

Bu gerçek bir filmmiş gibi görünmüyor!

Click to see more example sentences
sound gibi görünmek

That sounds like a good idea.

İyi bir fikir gibi görünüyor.

That sounds like a really good deal.

Bu iyi bir anlaşma gibi görünüyor.

He sounds like a great dad.

Müthiş bir baba gibi görünüyor.

Click to see more example sentences
sound doğru

True, but today it just sounds like an excuse.

Doğru, ama bugün Sadece bir bahane gibi geliyor.

It sounds true, though, doesn't it?

Kulağa doğru gibi geliyor ama değil mi?

No, that doesn't sound right either.

Hayır, bu da kulağa doğru gelmiyor.

Click to see more example sentences
sound ses çıkarmak

Hey, you know what else is a funny sound?

Hey, başka ne komik ses çıkarıyor biliyor musun?

How does this sound to you?

Bu nasıl bir ses çıkarıyor?

You sound so different.

Sesin çok farklı çıkıyor.

Click to see more example sentences
sound derin

I don't know what any of that means, but it sounds pretty bad.

Bunların ne demek olduğunu bilmiyorum ama kulağa oldukça kötü geliyor.

What's that sound mean, Daniel?

Bu ses de ne demek, Daniel?

Take a breath. That sounds

Derin bir nefes alın.

Click to see more example sentences
sound söylemek

It may sound funny for me to say it but she's really a very nice girl.

Benim için bunu söylemem sana komik gelebilir ama o gerçekten çok hoş bir kızdır.

Sounds like you're saying last night was some kind of experiment.

Dün gecenin bir tür deney olduğunu söylüyorsun gibi geliyor.

Stay here, and pray they're as human as they sound.

Burada kal, ve söyledikleri kadar insan olmaları için dua et.

Click to see more example sentences
sound tam

Sounds like you know exactly how it happened.

Tam olarak ne olduğunu biliyorsun gibi görünüyor. Evet.

That sounds like exactly what I need.

Bu tam da benim ihtiyacım olan şey gibi.

Yeah, that sounds like a real hero.

Evet, tam bir kahraman gibi konuştun.

Click to see more example sentences
sound mükemmel

Sounds like a perfect job for you two.

Siz ikiniz için mükemmel bir gibi geliyor.

That sounds just perfect, it's perfect.

Bu kulağa mükemmel geliyor, mükemmel bu.

Wow, sounds like a great relationship.

Vay canına, mükemmel bir ilişki gibi gözüküyor.

Click to see more example sentences
sound yerinde

It sounds like a good story.

Kulağa iyi bir hikâye gibi geliyor.

Dinner with you and Mom sounds really cool.

Sen ve annemle akşam yemeği Kulağa çok hoş geliyor.

Sounds like a good story.

İyi bir hikâyeye benziyor.

Click to see more example sentences
sound sağlam

I swear, I will make a sacrifice if you also let me go back home safe and sound.

Yemin ederim Ben bir kurban yapacak ayrıca beni eve gidelim eğer güvenli ve sağlam.

A sound ship with a good captain.

İyi bir kaptanı olan, sağlam bir gemi.

Sounds like a solid marriage.

Sağlam bir evlilik gibi görünüyor.

Click to see more example sentences
sound güvenilir

I swear, I will make a sacrifice if you also let me go back home safe and sound.

Yemin ederim Ben bir kurban yapacak ayrıca beni eve gidelim eğer güvenli ve sağlam.

I know it sounds bad, but he's safe.

Bak, kulağa kötü geliyor ama o güvende.

That sounds like a pretty reliable witness.

Oldukça güvenilir bir tanık gibi geliyor.

Click to see more example sentences
sound gürültü

It's already too much noise and he's making sound too.

Yeterince gürültü var zaten o da ses çıkarıyor.

It's a different sound for the Thunder Man.

Gök Gürültüsü Adam için farklı bir ses.

What sounds like thunder?

Ne gök gürültüsü gibi geldi?

Click to see more example sentences
sound çalmak

To a really good place. With a big sunny house, a garden full of flowers, the sound of piano playing,

Gerçekten iyi bir yere. güneşli büyük bir evi olan, çiçeklerle dolu bir bahçesi, çalan bir piyano sesi,

Please sound the drum for me one last time

Lütfen son bir kez benim için davulları çal.

That sounds like an alarm.

Sanki bir alarm çalıyor.

Click to see more example sentences
sound araştırmak

It makes it sound like nothing happened between us.

Kulağa aramızda hiçbir şey olmamış gibi geliyor.

You sound good, by the way.

Sesin iyi geliyor bu arada.

By the way, you're starting to sound like a woman.

Bu arada, sesin bir kadın gibi çıkmaya başladı.

Click to see more example sentences
sound sağlıklı

Well, now, that sounds like a healthy dog to me.

Evet, şu anda sesi sağlıklı bir köpekmiş gibi geliyor bana.

Queen and country safe and sound

Kraliçe ve ülke sağ salim

The boy is safe and sound.

Çocuk sağ salim ve güvende.

Click to see more example sentences
sound geçerli

I think she sounds awful, but she sold six million records last year.

Bence sesi berbat ama geçen yıl altı milyon plak sattı.

You sound like a real cop, except a real cop would've remembered my hernia operation.

Gerçek bir polis gibi davranıyorsun fakat gerçek bir polis fıtık ameliyatı geçirdiğimi de unutmazdı.

Yeah, sounds vaguely familiar, but I am so late.

Evet. Belli belirsiz, tanıdık geliyor, Ama geç kaldım.

Click to see more example sentences
sound sert

That sounds pretty hard.

Kulağa oldukça sert geliyor.

It's not as tough as it sounds.

İsmi kadar sert bir şey değil.

I sound like a really tough and jealous mother.

Gerçekten sert ve kıskanç bir anne gibiymişim.

Click to see more example sentences
sound bozulmamış

You wanna hear the second most annoying sound in the world?

Dünyadaki en sinir bozucu ikinci sesi duymak ister misin?

You're the doctor, but I'm constantly hearing this annoying sound.

Doktor olan sensin ama ben bu sinir bozucu sesi hiç durmadan duyuyorum.

That sound means it's broken.

O ses bozuldu anlamına geliyor.

Click to see more example sentences
sound ses vermek

And the third angel sounded "and there fell a great star from heaven

Ve üçüncü melek ses verdi "ve gökten büyük bir yıldız düştü

The saddest and most exciting sound in the world.

Dünyanın en hüzünlü ve heyecan verici sesi.

User Anthony Stark issued strategically sound orders.

Kullanıcı Anthony Stark stratejik olarak ses komutu verdi.

Click to see more example sentences
sound emin

I know it sounds wrong, but I'm sure Jerry knows

Biliyorum yanlış gibi geliyor ama, eminim Jerry biliyor

You don't sound too sure.

Sesin çok emin değil gibi.

You don't sound very sure.

Sen emin değil gibisin.

Click to see more example sentences
sound kusursuz

That sounds like the perfect murder.

Bana, kusursuz bir cinayet gibi geliyor.

Sorry, that sounds

Kusura bakma. Kulağa

Sure, you have perfect tone and a strong sound that's a fitting choice for the genre.

Doğru, kusursuz bir ses tonun ve güçlü bir sesin var. Bu film türüne çok uygun.

Click to see more example sentences
sound akıllı

He sounds just too clever for us

Bizim için biraz fazla akıllı görünüyor.

He doesn't sound that clever.

O kadar akıllı durmuyor.

Sounds pretty smart.

Kulağa akıllıca geliyor.

Click to see more example sentences
sound mesaj

I just got a message, and he sounded super drunk.

Bir mesaj aldım ve sesi çok sarhoş gibi geliyordu.

Lex, your message sounded urgent.

Lex, mesajın acil gibiydi.

Address is encrypted, but the text sure sounds like him.

Adres şifreli ama mesajı o yazmış gibi duruyor.

Click to see more example sentences
sound mışıl mışıl

And that night all of us slept really soundly.

Ve o gece hepimiz mışıl mışıl uyuduk.

He is sleeping soundly enough now.

Şu anda mışıl mışıl uyuyor.

If Mr. Collins has been gulled, we'll sleep soundly.

Eğer Bay Collins oyuna getirilmişse, mışıl mışıl uyuruz.

Click to see more example sentences
sound anlam

It sounds like death, son.

Bu Ölüm anlamına geliyor evlat.

That sound means it's broken.

O ses bozuldu anlamına geliyor.

Life Is meaningless Full of sound and fury but signifying nothing.

Hayat anlamsızdır Gürültü ve öfke dolu ama hiç bir şey ifade etmeyen.

Click to see more example sentences
sound selam

Hey, sounded great tonight.

Selam, bu akşam güzel çaldın.

It's just a sound, maybe a greeting.

Sadece bir ses, belki bir selam.

"Hey, Teeny." How does that sound?

Selam, Minik. Kulağa nasıl geliyor?

sound yasal

Because it sounds perfectly legal.

Çünkü, bayağı yasal görünüyor.

Legally separated sound guy's gonna be there.

Yasal olarak ayrılmış sesçi çocuk da orada olacak.

sound koy

So I slowed the sounds down and I put them through some proprietary filters and guess what I heard.

Bu yüzden yavaşladı aşağı geliyor ve ben onları koymak bazı özel filtreler ve ne duydum sanırım.

I was just passing Whidbey lsland, heading into Puget Sound.

Whidbey Adası'nı yeni geçtim, Puget Koyu'na doğru ilerliyorum.

sound mil

Millerettes sounds like a man named Miller has a chorus line.

Ama Milleretteler Miller diye bir adamın şarkısı var gibi geliyor.

sound sesçi

Legally separated sound guy's gonna be there.

Yasal olarak ayrılmış sesçi çocuk da orada olacak.

sound boğaz

Yet, in McMurdo Sound, life flourishes.

Yine de McMurdo Boğazı'nda yaşam zenginleşiyor.