speaks

It's gonna be a great opportunity for you. Yeah, but I don't even speak the language. Oh, come on.

Bu senin için harika bir fırsat olacak. evet ama daha dilini bile konuşamıyorum hadi ama!

Speak loud and clearly and you tell me what happened the night that Claire was murdered.

Yüksek sesle ve açık konuş ve bana Claire'in öldürüldüğü gece ne olduğunu anlat.

I know it was him. let him now speak or forever hold his peace.

Onun olduğunu biliyorum. ya şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun.

You're so different tonight, like a different person speaking with a new voice.

Bu gece çok farklısın, yeni bir sesle konuşan farklı bir insan gibisin.

I really thought about it, and I'll speak first.

Bu konuda çok düşündüm ve ilk ben konuşacağım.

There's a man here wants to speak with you.

Burada seninle konuşmak isteyen bir adam var.

Now, tell me, Mary does your father ever speak about me?

Şimdi, söyle bana, Mary baban hiç benim hakkımda konuşuyor mu?

Maybe now is a good time to speak in private.

Belki de şimdi özel konuşmak için iyi bir zamandır.

Yes, but he doesn't speak English.

Evet ama o ingilizce bilmiyor.

Don't worry, he doesn't speak a word of English.

Merak etme bir kelime İngilizce bile bilmiyor.