English-Turkish translations for special:

özel, özellikli · özel baskı · özel sayı · ekstra · has · özel muhabir · ayrıcalıklı · özel indirim · günün yemeği · özeli · özel tren · spesiyalite · fevkalade · other translations

special özel, özellikli

There's something about you something special and I think you know it.

Seninle ilgili bir şey var.. özel bir şey ve sanırım sen bunu biliyorsun.

It's a special night for you.

Senin için özel bir gece.

What's so special about this old thing?

Bu eski şeyi bu kadar özel kılan nedir?

Click to see more example sentences
special özel baskı

Special Easter edition.

Özel Paskalya baskısı.

Special forces raided the place.

Özel kuvvetler bu yere baskın düzenledi.

Special Forces can't barge into a mosque.

Özel kuvvetler bir camiye baskın yapamaz.

Click to see more example sentences
special özel sayı

It's not a special one.

Özel bir şey sayılmaz.

Mister Very Special Agent I can't be your very special best friend.

Sayın çok özel ajan ben sizin çok özel en yakın arkadaşınız olamam.

Mr. Vice president, I'm special agent moss, head of the fbi's dc branch. This is agent walker.

Sayın Başkan Yardımcısı, ben FBI başkent şubesinin başı Özel Ajan Larry Moss. bu da Ajan Walker.

Click to see more example sentences
special ekstra

And this year we have an extra special surprise.

Ve bu yıl sizin için ekstra bir sürprizimiz var.

This is extra special stuff.

Ekstra özel birşey bu.

I just learned you're something extra special.

Az önce "ekstra özel" olduğunu öğrendim.

Click to see more example sentences
special has

A special needs baby can be a very sick baby.

Özel bakım bebeği, çok hasta bir bebek olabilir.

Sandra, I propose some special therapy for that sick woman

Sandra,.. bu hasta için bazı özel terapiler öneriyorum.

There's a special room for patients called the recreation room.

Hastalar için özel bir oda var, hobi odası diyorlar.

Click to see more example sentences
special özel muhabir

To an American reporter there is something very special about the people of this city this island, this nation.

Amerikalı bir muhabir için bu şehrin insanlarının bu adanın, bu ulusun çok özel bir yanı var.

Reporter Yang is doing a special interview of our school.

Muhabir Yang kulumuz için özel bir röportaj yapıyor.

Mrs. Appleby, meet Huntley Haverstock, Special Correspondent, New York Globe.

Bayan Appleby, Huntley Haverstock ile tanışın, özel muhabir, New York Globe.

Click to see more example sentences
special ayrıcalıklı

That's very special, isn't it?

Bu çok ayrıcalıklı oldu, değil mi?

Are they also special and gifted and divine?

Onlar da özel, ayrıcalıklı ve kutsal mı?

I have special privileges in this hotel, Sam.

Bu otelde ayrıcalıklı bir konumum var Sam.

Click to see more example sentences
special özel indirim

They had a special.

Özel bir indirim vardı.

Why should I give a sturdy-looking man like you a special discount?

Neden senin gibi sağlam görünüşlü bir adama özel bir indirim yapayım?

Special law enforcement discount.

Kanun adamlarına özel indirim.

Click to see more example sentences
special günün yemeği

Just thought it was the right night for a special dinner.

Sadece özel bir akşam yemeği için doğru bir gün diye düşündüm.

I have made a special menu for tomorrow's Valentine's night dinner.

Yarınki Sevgililer Günü gecesi yemeği için özel bir menü hazırladım.

I specially chose to treat you to a meal that day, Mrs. Mak.

Size yemek ısmarlamak için o günü özellikle seçtim Bayan Mak.

Click to see more example sentences
special özeli

The poison for Kuzco, the poison chosen specially to kill Kuzco,

Kuzco için zehir, Kuzco'yu öldürmek için özenle seçilen zehir,

The poison for Kuzco, the poison chosen specially to kill Kuzco, Kuzco's poison.

Kuzco için zehir Kuzco'yu öldürmek için özenle seçilen zehir Kuzco'nun zehri.

special özel tren

And this train is special.

Ve bu özel bir tren.

Engage a special train.

Özel bir tren ayarlayacak.

special spesiyalite

OK, one special and one soup.

Tamam, bir spesiyalite ve bir çorba.

special fevkalade

Close and special.

Yakın ve fevkalade.