English-Turkish translations for species:

tür · ve · nesil · türe · yaratık · çeşit · şekil · cins · other translations

species tür

He's recently discovered a new species of spider. Down in South America.

Kısa süre önce Güney Amerika'da yeni bir örümcek türü keşfetti.

Maybe that isn't true for all species.

Belki de bütün türler için geçerli değildir.

One city to save an entire species.

Bir türü kurtarmak için tek bir şehir.

Click to see more example sentences
species ve

We're in this for the species, boys and girls.

Bu türler için burdayız. erkekler ve kızlar.

You and me aren't even the same species.

Sen ve ben aynı türden bile değiliz.

I saw Jimmy in town today, and it looked like he was buying drugs, or a a gun, or endangered species meat or something.

Bugün kasabada Jimmy'yi gördüm, ve o bir şeyler alıyor gibiydi uyuşturucu veya bir silah, veya tehlike altındaki bir tür et veya başka bir şey

Click to see more example sentences
species nesil

They're a young species.

Onlar genç bir nesil.

When he dies, the Pinta species of Galapagos tortoise will be extinct.

O da öldüğünde, Galapagos kaplumbağalarının Pinta türünün nesli tükenmiş olacak.

Hey, brother, that's an endangered species.

Kardeşim, bu nesli tükenen bir tür.

Click to see more example sentences
species türe

It's not a dragon but it's of the same species.

Bu bir ejderha değil fakat aynı türe ait bir şey.

Seems he belongs to a different species.

Başka bir türe ait gibi gözüküyor.

And just like the Tortoises an Iguanas, these creatures have evolved into many different species.

Tıpkı kaplumbağalar ve iguanalar gibi, bu canlılar da bir çok farklı türe evrim geçirmişlerdir.

Click to see more example sentences
species yaratık

So that species has a name?

O yaratığın bir ismi var demek.

Do it, Dean create the new species.

Yap bunu Dean. Yeni yaratıklar yarat.

A creature's life, maybe even an entire species, is at stake.

Bir yaratığın hayatı, belki de bütün bir tür tehlikede.

Click to see more example sentences
species çeşit

Crais and Talyn have located some kind of surgeon, a healer species.

Crais ve Talyn bir çeşit operatör hekim, iyileştirici bir tür tespit etti.

What kind of species is born with a suicide gland?

Ne çeşit bir tür intihar bezi ile doğar?

After making a makgeolli species with makgeolli yeast, I fermented it and made bread.

Bir çeşit makgeolli mayası kullandıktan sonra hamuru mayalanmaya bıraktım ve daha sonra ekmek yaptım.

Click to see more example sentences
species şekil

I'm a natural progressively species.

Ben doğal şekilde gelişen bir örneğim.

species cins

However, we are a very, very rare genus and species.

Ne var ki, biz çok nadir bir cins ve türüz.