English-Turkish translations for still:

hâlâ · ama · de · yine · yine de · da · daha · durdurmak · halen · öldürmek · ölü · hareketsiz · her zaman · sessiz · henüz · sabit · gene · daha da · sakinleşmek, sakinleştirmek, sakin · ne de olsa · rahat · buna rağmen · hâl böyleyken · fotoğraf · susturmak · bununla birlikte · dinginlik · daima · sessizlik · şimdiye kadar · yatıştırmak · other translations

still hâlâ

If I'd been a better husband, a better father, her mother and her sister might still be alive.

Eğer daha iyi bir koca, daha iyi bir baba olsaydım annesi ve kız kardeşi hâlâ hayatta olabilirdi.

You know what? I still have that, don't I?

Biliyor musun, o hâlâ bende değil mi?

You still don't know who he is?

Onun kim olduğunu hâlâ bilmiyor musun?

Click to see more example sentences
still ama

But there's still time for you and me.

Ama senin ve benim için hâlâ vakit var.

I'm a mother, but I still know a thing

Ben bir anneyim ama hâlâ bir şeyi iyi biliyorum

There's still A lot that I don't understand, but It's a start.

Hala anlamadığım çok fazla şey var ama bu da bir başlangıç.

Click to see more example sentences
still de

I know it's hard for you, but it's hard for me too, and we still have to go.

Senin için zor olduğunu biliyorum, ama benim için de zor, ve yine de gitmeliyiz.

he still has a name.

Yine de bir ismi var.

And still he wasn't that funny.

Yine de o kadar komik değildi.

Click to see more example sentences
still yine

I know it's hard for you, but it's hard for me too, and we still have to go.

Senin için zor olduğunu biliyorum, ama benim için de zor, ve yine de gitmeliyiz.

But still, I mean

Ama yine de, yani

Yes. But I still trust her.

Evet ama yine de ona güveniyorum.

Click to see more example sentences
still yine de

I know it's hard for you, but it's hard for me too, and we still have to go.

Senin için zor olduğunu biliyorum, ama benim için de zor, ve yine de gitmeliyiz.

Maybe, but we do still have to find them.

Belki ama yine de onları bulmamız gerek.

You're still coming tomorrow, right?

yarın yine de geliyorsun, değil mi?

Click to see more example sentences
still da

I know that you are a good man, and I know that man Is still in there somewhere.

İyi bir adam olduğunu biliyorum. O iyi adamın hala oralarda bir yerde olduğunu da biliyorum.

And she's still not.

Hala da burada değil.

It still doesn't.

Hala da değil.

Click to see more example sentences
still daha

If I'd been a better husband, a better father, her mother and her sister might still be alive.

Eğer daha iyi bir koca, daha iyi bir baba olsaydım annesi ve kız kardeşi hâlâ hayatta olabilirdi.

Or do you still need more?

Yoksa daha fazlası lazım?

Well, we still got five minutes.

Hâlâ beş dakikamız daha var.

Click to see more example sentences
still durdurmak

That's why it's still here.

Bu yüzden hala burada duruyor.

There's still time to stop that train.

Bu treni durdurmak için hâlâ zaman var.

Stand still and calm down.

Durun ve biraz sakin olun.

Click to see more example sentences
still halen

But for you, there is still time.

Ama senin için halen vakit var.

That baby is still here?

Bebek halen burada mı?

But I'm still scared.

Ama ben halen korkuyorum.

Click to see more example sentences
still öldürmek

Not like this guy or the people who died that day, but it still changed us, right?

Bu adam gibi değil ya da o gün ölen insanlar gibi değil fakat bizi hala değiştiriyor doğru mu?

I'll be dead soon and you'll still be alive.

Yakında ölmüş olacağım ve sen hala hayatta olacaksın.

Two of them are dead. There's still one.

İkisi öldü ama bir tane daha var.

Click to see more example sentences
still ölü

I'm sorry, she's still dead, but be sure and check back tomorrow night.

Üzgünüm ama o hâlâ ölü. Ama siz yarın gece tekrar kontrol edin.

I want him dead and buried as much as you do, but I'm still a cop.

Onu en az sizin kadar ben de ölü ve gömülmüş istiyorum, ama ben hâlâ bir polisim.

Still really dead.

Hala gerçekten ölü.

Click to see more example sentences
still hareketsiz

Okay, just sit still and be quiet for a minute.

Tamam, hareketsiz otur ve bir dakika sessiz ol.

She's okay, Doctor, but she still isn't moving.

O iyi, ama, doktor, hâlâ hareket etmiyor.

They're still moving!

Hala hareket ediyorlar!

Click to see more example sentences
still her zaman

But you're still my son and I still want what I've always wanted.

Ama sen hâlâ benim oğlumsun. Hâlâ her zaman istediğim şeyi istiyorum.

I mean, these things happen. I mean, not all the time, but still.

Yani böyle şeyler olabilir, yani, her zaman değil ama olabilir.

You're still family, and I'll always love you.

Hala ailedensin ve seni her zaman seveceğim.

Click to see more example sentences
still sessiz

Okay, just sit still and be quiet for a minute.

Tamam, hareketsiz otur ve bir dakika sessiz ol.

I'm sorry to have been so silent, but I'm still very angry.

Bu kadar sessiz durduğum için özür dilerim ama hâlâ çok kızgınım.

But it's still an old school noise.

Ama hala eski tarz bir ses.

Click to see more example sentences
still henüz

Now they still have everything.

Şimdi henüz daha her şey var.

But it's still early.

Ama henüz erken değil mi?

He's still young, he'll help you.

O henüz genç. Size yardım eder.

Click to see more example sentences
still sabit

But hold still, please.

Ama sabit tut, lütfen.

Now, hold still.

Şimdi, sabit tut.

Okay, hold still.

Tamam, sabit tut.

Click to see more example sentences
still gene

I don't know. Still not very long.

Bilmiyorum ama gene de çok uzun değil.

But still it's a great idea.

Ancak gene de güzel bir fikir.

But I still did them.

Ama gene de yaptım.

Click to see more example sentences
still daha da

I still have one, she still has one.

Bende de onda da hâlâ bir tane daha var.

Oh, that's better still.

Oh, bu daha da iyi.

Then, you know, after, if you still

Daha sonra da Eğer hâlâ istersen

Click to see more example sentences
still sakinleşmek, sakinleştirmek, sakin

All right, just stay still, OK?

Tamam, sadece sakin olun, tamam mı?

He's so still.

O çok sakin.

We're trying to take control of Talyn he's still blind, but at least he's calm.

Talyn'in kontrolünü almaya çalışıyoruz o hala kör ama en azından daha sakin.

Click to see more example sentences
still ne de olsa

But, as bad as he is, he is still too good for you.

Ama ne kadar kötü olsa da, yine de sana göre çok çok iyi.

No matter what, she's still a woman.

Ne olursa olsun, o yine de bir kadın.

And they still love you no matter what.

Ve ne olursa olsun seni yine de severler.

Click to see more example sentences
still rahat

If you really still care about me, you'll leave me alone.

Eğer gerçekten hala bana değer veriyorsan beni rahat bırak.

I'm still not comfortable with this.

Bu konuda hala içim rahat değil.

Stand still please

Rahat dur lütfen.

Click to see more example sentences
still buna rağmen

You still believe in me, though, right?

Buna rağmen hala bana inanıyorsun değil mi?

Yes, well, despite this deeply personal betrayal, we still have a murder to solve.

Evet ama bu derin kişisel ihanete rağmen çözmemiz gereken bir cinayet var.

Because despite everything, despite all of it, he still wants to offer you salvation.

Çünkü her şeye rağmen bütün bunlara rağmen sana hâlâ kurtuluşu bahşetmek istiyor.

Click to see more example sentences
still hâl böyleyken

Is that still something you want?

Hâlâ böyle bir şey istiyor musun?

You still feel that way?

Hâlâ böyle mi hissediyorsun?

Those things still happen?

Böyle şeyler hâlâ oluyor mu?

Click to see more example sentences
still fotoğraf

You still got that photo?

O fotoğrafı hala sende mi?

I still have your pictures.

Ben de hâlâ fotoğrafların var.

Lot of photos still down there.

Hâlâ bir sürü fotoğraf var.

Click to see more example sentences
still susturmak

That's still Susan, B.O.B.

O hâlâ Susan, B.O.B.

So, uh, Susan, you still there?

Bu yüzden Susan, orada mısın?

And, Susan, my offer still stands.

Ve Susan, teklifim hala geçerli.

Click to see more example sentences
still bununla birlikte

However if you are still willing to pay me no, not with money. Not with money.

Bununla birlikte eğer hala bana ödeme yapmak istiyorsanız yo, hayır para ile değil. para değil.

But still, to spend this time together alone must be nice.

Ama yine de bu zamanı birlikte, yalnız geçirmek iyi olmalı.

Italians eating together and it's still happening, but I am very worried.

İtalyanlar birlikte yemek yer ve bu hala oluyor. Ama çok endişeliyim.

Click to see more example sentences
still dinginlik

But lying here with you, I feel that same stillness.

Ama aynı dinginliği burada seninle yatarken de hissediyorum.

This is their Sacred Stillness?

Bu onların Kutsal Dinginliği mi?

There's such a beautiful stillness.

Çok güzel bir dinginliği var.

Click to see more example sentences
still daima

Still, it's always good to see you.

Yine de, seni görmek daima güzel.

Still, that probably makes you the most intelligent human being alive.

Daima bu seni büyük bir ihtimalle en akıllı canlı insan yapar.

Already forgotten, still forbidden, always invisible.

Çoktan unutulmuş, hâlâ yasaklı ve daima görünmez.

still sessizlik

Your silence says, "Yes, I'm still an animal "a wild, dangerous animal.

Sessizliğin "evet" diyor, ben hala bir hayvanım vahşi ve tehlikeli bir hayvan.

To an Apache, stillness is a pleasure.

Bir Apaçi için, sessizlik bir zevktir.

He loves stillness, inspirational stillness

Sessizliğe bayılır ilham verici sessizliğe

still şimdiye kadar

Well, you're still the most attractive man I've ever met.

Sen hala şimdiye kadar tanıştığım en çekici erkeksin.

Three sessions so far, and the clock's still ticking.

Şimdiye kadar üç seans geçti, ve saat hala işliyor.

still yatıştırmak

l was still miserable, and took a tranquilizer.

Hala sefil bir durumdaydım ve yatıştırıcı aldım.