English-Turkish translations for stop:

kesmek · durmak, dur, durdurmak · bırakmak · duraklı, durak · son · durma · durdurma · susturmak · yenmek · engel · bitmek, bitirmek · kalmak · istasyon · devam etmemek · engellemek · nokta · mola · mani · kapamak · son vermek · duruş · durak yeri · vazgeçmek · önlemek · kesilmek · other translations

stop kesmek

Stop being such a little girl and do something bad for once.

Küçük bir kız gibi davranmayı kes ve biraz da kötü şeyler yap.

Please stop it dad, don't kill him!

Lütfen kes şunu baba, onu öldürme!

Now, stop it, honey.

Kes artık şunu tatlım.

Click to see more example sentences
stop durmak, dur, durdurmak

Bad men wanted to come into this city and do terrible things, but your father stopped them.

Kötü adamlar bu şehre gelmek ve korkunç şeyler yapmak istiyordu ama senin baban onları durdurdu.

Oh, please, stop!

Oh, lütfen, dur!

Jack did everything he could to stop her.

Jack, onu durdurmak için her şeyi yaptı.

Click to see more example sentences
stop bırakmak

No, I'm not good at it, so just stop, okay?

Hayır, hiç iyi değilim, bu yüzden bırak tamam mı?

Stop thinking and throw the damn ball!

Düşünmeyi bırak ve şu lanet topu fırlat!

He stopped writing a long time ago.

Ama o bana yazmayı uzun zaman önce bıraktı.

Click to see more example sentences
stop duraklı, durak

Well, that wasn't his first stop.

Ama bu onun ilk durağı değildi.

Last stop, I promise.

Son durak, söz veriyorum.

Next stop, Chicago. Union Station.

Sonraki durak Chicago, Union İstasyonu.

Click to see more example sentences
stop son

One, two three, four, five, stop.

Bir, iki, üç, dört, beş ve son.

Last stop, everybody out!

Son durak. Herkes dışarı.

Stop it and forget all about it.

Son ver ve her şeyi unut.

Click to see more example sentences
stop durma

Oh, god, that's really good, don't stop.

Aman tanrım, bu çok güzel. Sakın durma.

And don't stop.

Ve sakın durma.

And stop calling me Dad.

Ve bana baba deyip durma.

Click to see more example sentences
stop durdurma

And there's only one way to stop this thing now.

Ve bu şeyi durdurmanın sadece tek bir yolu var.

Well, then find a way to stop him.

O zaman onu durdurmanın bir yolunu bul.

Maybe to stop her, maybe to say goodbye one last time.

Belki onu durdurmaya, belki de son kez veda etmeye.

Click to see more example sentences
stop susturmak

I'm trying to do a thing, and you're not helping me out, so please stop.

Ben bir şey yapmaya çalışıyorum ve sen bana hiç yardım etmiyorsun, sus lütfen.

Before I die, please, stop talking.

Ben ölmeden önce, lütfen sus.

Okay, everybody just stop talking, okay?

Millet herkes sussun, tamam mı?

Click to see more example sentences
stop yenmek

Hey, maybe we should stop for some food, is anybody hungry?

Hey, belki de yemek için durmalıyız, olan var mı?

He just stopped outside the kitchen to eat something and just

Sadece mutfağın dışında bir şeyler yemek için durdu ve

Stop eating and make some coffee.

Yemeği kes de biraz kahve yap.

Click to see more example sentences
stop engel

But that didn't stop you, did it?

Ama bu sana engel olmadı, değil mi?

They used me to kill and to destroy and I couldn't stop them.

Beni öldürmek ve yok etmek için kullandılar ve onlara engel olamadım.

Hey, why didn't anyone stop me?

Hey, neden kimse bana engel olmadı?

Click to see more example sentences
stop bitmek, bitirmek

Stop, stop, it's over.

Dur, dur. Her şey bitti.

It all stops right here, right now.

Bu burada bitiyor. Hemen şimdi.

Because this family stopped here?

Çünkü bu soy burada bitti?

Click to see more example sentences
stop kalmak

Stop making things up and stay in your house okay?

Şunu yapmayı bırak ve evde kal, tamam mı?

You can stop doing difficult things and just stay here.

Zor şeyler yapmayı bırak ve sadece burada kal.

Stop it. You two stay.

Kes şunu, ikiniz kalın.

Click to see more example sentences
stop istasyon

Ladies and gentlemen, next and final stop, Union Station.

Hanımlar ve beyler, bir sonraki ve son durak Union İstasyonu.

Next stop, radio station.

Sonraki durak, radyo istasyonu.

Newark, New York's Penn Station and Boston as the last stop

Newark, New York Penn İstasyonu ve son olarak Boston'da duracağız.

Click to see more example sentences
stop devam etmemek

Just keep going and don't stop, okay?

Sadece yürümeye devam et ve durma tamam mı?

Don't stop, keep going.

Hayır durma, devam et.

Keep go stop!

Devam et dur!

Click to see more example sentences
stop engellemek

Because something stopped you.

Çünkü seni bir şey engelledi.

There's nothing stopping us.

Bizi engelleyen hiçbir şey yok.

John: Nothing stopping them.

Onları engelleyen bir şey yok.

Click to see more example sentences
stop nokta

The target has now stopped at the next point.

Hedef şu anda bir sonraki noktada durdu.

Target now stopped at next point.

Hedef bir sonraki noktada durdu.

Death no problem" Stop.

Ölüm sorun değil" Nokta.

Click to see more example sentences
stop mola

And a quick pit stop at the showers.

Ve bir de duşlarda çabucak bir mola.

Stop squirming, or I'll give you a timeout.

Kıvranmayı bırak, yoksa sana bir mola veririm.

A scheduled stop. It's okay.

Planlanmış bir mola bu.

Click to see more example sentences
stop mani

No, but it's never stopped me before.

Hayır, ama bu bana daha önce mani olmadı.

But why would a ghost want to stop the Globetrotters from practicing?

Ama bir hayalet, Globetrotters'ın antremanına neden mani olmak ister ki?

Mani, stop that.

Mani, bunu durdur

Click to see more example sentences
stop kapamak

Just shut your damn mouth and stop lying for once.

Bir kere olsun o lanet çeneni kapat ve yalan söyleme.

Pull over, stop your engine and wait there!

Kenara çek, kontağı kapat ve orada bekle.

Stop sweating and close your pores, Kirky.

Terlemeyi bırak ve gözeneklerini kapat, Kirky.

Click to see more example sentences
stop son vermek

Yes, and you'll stop that right away, thank you.

Evet ve hemen bir son vereceksin, teşekkür ederim.

Finally, one day, he decided he wanted to stop.

Sonunda, bir gün, onu durdurmaya karar verdi.

Maybe Ari can stop his indelicate activities.

Belki Ari kaba faaliyetlerine son verir.

Click to see more example sentences
stop duruş

Emergency stop, please.

Acil duruş, lütfen.

Elevator, emergency stop!

Asansör, acil duruş!

It's the International Phonetics Alphabet symbol for glottal stop.

Bu gırtlaksı duruşun Uluslararası Fonetik Alfabesindeki sembolü.

Click to see more example sentences
stop durak yeri

The bus stop and the subway station are nearby, right?

Otobüs durağına ve metro istasyonuna yakın bir yerde.

First stop's a little place called Woods Hole.

İlk durak Woods Hole denen küçük bir yer.

The next stop Al Mansour, Baghdad say it is an underground warehouse

Sonraki durak Al Mansour, Bağdat Yer altında bir depo olduğunu söylüyor.

stop vazgeçmek

And then I'd stop liking him because Because he wasn't Steve.

Sonra ondan hoşlanmaktan vazgeçtim çünkü çünkü o, Steve değildi.

Now either you stop with these "faggotronics" Or we'll find someone to replace you!

Ya bu ibnelikten vazgeçersin, ya da senin yerine geçecek birisini buluruz!

stop önlemek

He stopped an armed robbery Iast night.

Dün gece silahlı bir soygunu önledi o.

stop kesilmek

But eventually it stops hurting

Sonunda acı kesilir ama.